Avrupa Solu’ndan Türkiye Solu’na – Can Ali Çetin

0
910

Suriye’de iç savaş başladığından beri Avrupalı solcuların ve “sol” partilerin tutumları hepimizin tepkisini çekmiştir. Türkiye’de sayıca az olan ama medyada güçlü olan birtakım liberaller dışında hepimiz, Suriye’de Esad’ı desteklemekten başka lüksümüz olmadığını biliyoruz.

Lüks diyorum çünkü Avrupa’nın cihatçılara verdiği destek onlara ara sıra baş gösteren terör olarak dönse de bizi çağlar öncesine çekiyor. Son on beş yılda yaşadığımız, çoğu insanın aklını başına getiren şey de bunun farkına varmak oldu: bizim gericiliğe koz verme lüksümüz yok.

Gelgelelim 80 öncesi ayarlarımıza bir türlü dönemedik. 80 darbesi bir koldan sosyalist hareketi ezerken diğer yandan Kemalizm’i tahrif ederek Uğur Mumcu’nun “Kenanizm” olarak adlandırdığı şeye dönüştürdü. Emperyalizme yönelik en büyük direnişlerden biri olan Kurtuluş Savaşı’mızı ve cumhuriyetimizi sahiplenip ileri taşımak yerine onu yok saymaya, hatta kötülemeye çabalayan kalemler ana akım medyayı doldurdu. Bunların, AKP döneminde “mucizevi bir şekilde” dokunulmayan tek grup olması tabii ki tesadüf değil.

Bu durum gericiliği sadece doğrudan değil, dolaylı olarak da güçlendiriyor. İnsanları harekete geçirecek, potansiyellerini canlandıracak, bilinçlenmesini sağlayacak duyguları solun eline almaya çekinir hale gelmesi, bu duygu ve değerlerin sağın elinde yozlaşmasına neden oluyor. Dahası, insanların meşru sorunlarını “sağcı paranoya” olarak kodlamak, yine bu sorunların çözümünü sağın eline bırakıyor.

Örneğin mülteci sorunu, terör, gericilik gerçek sorunlardır. Dünyada sağın ve ırkçılığın yükselmesiyse, bu sorunların sol tarafından ele alınmak yerine yok sayılmasının doğal sonucundan başka bir şey değildir.

Sağ, mülteci sorununu sınıra duvar örerek, terörü hukuku askıya alarak, ayrımcılığı büsbütün artırarak çözmeye çalışır. Ama bu sorunlardan bunalmış insanların gözünde sorunlar “bir şekilde” çözülmeye çalışılmıştır. Solun burada yapması gereken, sağcılarla ortak kaygılara sahip olma korkusuyla bu sorunları göz ardı etmek değil, bu sorunları soldan, insanca, akılla ele almak olmalıdır. Yıllardır ÖSO’culara insan hakları savunucusu muamelesi yapan, artan suç oranını görmezden gelen, hatta kültürel görecelik kılıfı içerisinde kadınların ezilmesini dahi normal gören Avrupa solu, tüm bu sorunların çözümünü altın tepsi içerisinde sağa hediye etmiş oldu.

Türkiye’de de durum farklı değil. Avrupa soluna kızanlar dahi yıllardır aynı hataya düşüyor. Kemalizm’in içinin boşaltılması, yurtseverlik, vatan sevgisi, bayrak gibi kavramların ve milli değerlerin sağın elinde gericiliğin aracı haline gelmesi, bu değerlerin var olmadığı ve savunulmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Bilakis tüm bu değerler yok edildiğinde, yaşam tarzı ve özgürlükleri tehlikeye girecek olanlar gericiler değil ilerici kesimlerdir.

Muasır’ın yapmaya çalışacağı şeylerden biri, gericiliğe ve emperyalizme karşı bir arada duracak en geniş tabana hitap etmek, AKP destekli liberal medyanın yıllardır yarattığı zihinsel tahribatı düzeltmeye çalışmak olacaktır.

Emperyalizmin açık ve gizli işgali altındaki tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de kurtuluşumuz yerele dokunmaktan, ülkemize özgü şartlara uygun pratikler geliştirmekten geçiyor.

Aksinin denendiği, ucu en temel haklarımızın gasp edilmesine varan 15 yıllık, hatta 80 darbesinden itibaren sayarsak neredeyse 40 yıllık sürecin sonuçlarını gördük. Emperyalizme karşı direnen birçok lidere ve millete ilham kaynağı olmuş Kurtuluş mücadelemizi sadece Ferit Paşa hükümetinin torunları olan gericilere karşı değil, belki daha da önemlisi, popüler medyadaki güçleri sayesinde, sola meyilli vicdanlı gençlerin beyinlerini tahrip eden liberallere karşı savunacağız. Artık köklerimize dönme, zaten bize ait olan değerleri sahiplenme zamanı.

Can Ali Çetin

 

CEVAP VER