Kadının Eviçindeki Emeğinin Değersizleştirilmesi – Umut Erdoğan

0
12247

Marx’ta üretken emek, üretim sürecinde artık-değer üretmek amacıyla sermaye tarafından kullanılan emek olarak geçer. “Artık-değer kapitalist üretimin dolayımsız hedefi ve özgül ürünü olduğuna göre, yalnızca doğrudan artık-değer üreten emek veya emek gücü yükümlüsü üretkendir. Şu halde, yalnızca sermayeyi değerlendirmek amacıyla doğrudan üretim sürecinde tüketilen emek üretken emektir”.

Kapitalist üretim düzeninin bir sonucu olarak kadın emeği iş gücü piyasasında değersizleşmeye, ev içindeki toplumsal cinsiyet rollerine bağlı işbölümü sonucunda da ev içindeki emeği görünmez olmaya başlamıştır. İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu adlı çalışmasında Engels’in vurguladığı gibi, sanayileşmiş yeni düzen, aileyi kapitalist düzen içinde adeta öğüterek, aileyi işçiden ibaret hale getirmiştir.

Kapitalist üretim ilişkilerinin gelişimi sürecinde ev ile iş yerinin ayrılmasıyla erkekler dış dünyaya açılırken, eviçindeki kadınlar ve çocuklar, sınırları çizilmiş, dış dünyadan yalıtılmış “masum” ve “temiz” eve hapis kalmaya başlamıştır. Eviçinin, aile etrafında şekillenen özel alana ait kılınmasıyla berber cinsiyete dayalı iş bölümü, kapitalizmin şekillendirmesiyle beraber kadını ikinci plana iten yeni bir işbölümünün doğal alanı haline dönüşmüştür. Evin içinde yapılan tüm işler, sınırları doğal olarak kamusal alandan farklı biçimde olan, iç içe geçmişliği barındıran iletişimlerin de etkisiyle, harcanan emeği gizler bir hale bu sebeple gelmiştir. Çünkü evin içinde kurulan ilişkiler, kamusal alanda kurulan ilişkilerden farklı bir boyuta sahiptir; ailenin alanı kendisine hastır. Anne – çocuk, baba – çocuk, karı – koca ilişkisi ya da kardeşler arasındaki ilişki, ailenin sınırları belirli alanı içerisinde yaşanır.

Acar – Savran ve Tura – Demiryontan’ın vurguladığı üzere (2008) kadınların eviçinde harcadıkları duygusal, fiziksel ve zihinsel emek, karşılığı ödenmeyen, hatta (ve bu yüzden de)”emek bile sayılmayan” bir emek olarak karşımıza çıkar. Örneğin bu durumu, Foreman’ın da aralarında olduğu Marksist feministler, eviçi alanın kadınları yabancılaştıran bir alan olarak görür. Eviçindeki bu emek, onlar için yabancılaşmış bir emektir zira eviçindeki işbölümü cinsiyete dayalı ve soyut bir iş örgütlemesini içeren bir yapıdadır.

Kadının ekonomik anlamda erkeğe olan bağımlılığı, kadını aynı zamanda sosyal hayatın tüm noktalarında erkeğe bağımlı hale getirir. Bu bağımlılık, ataerkil yapılarda hakim olan düşünce ile de örtüşmektedir. Kadının erkeğe olan bağımlılığı onu “ikincil cins” olarak yansıtan korkunç düşüncenin temel faktörüdür. Kadını eve kapatan, ailesinden ve evden ibaret bir hayata iten de bu düşüncedir. Özel alan içindeki bu sınırlı hayatı, kadını “ekonomik yükü omuzlayan” erkek karşısında da “erkeğin yaptığını kamusal alanda yapamayacak olan” pozisyonuna çeker: Kadın, adeta para kazanma için “yeterli” değildir. Foreman, kadınların duygusal hayatın bekçileri yapılarak eve kapatılmalarının “kadınlığa” içkin bir yabancılaştırıcı toplumsal cinsiyet yapısı oluşturduğunu savunur (Bu nokta eklemekte fayda var, bu satırların yazarı bu sonucun, yani erkeği de “para kazanma zorunluluğu yüklenen” haline getiren cinsiyete dayalı işbölümünün bu sonucunun kadın ve erkek için farklı biçimlerde de olsa aynı derecede yıkıcı olduğunu düşünmektedir. Zira yabancılaşmanın eviçindeki boyutu kadar kapitalist üretim sürecindeki kadın, erkek ya da çocuk her birey için ücretli emeğin yarattığı yabancılaşma sorunu, herkesin sorunudur).

Kapitalist üretim sürecinde erkeğin aldığı ücretin geçimlik mal ve hizmetleri alabilecek seviyenin altında kalması durumu, kadın emeğini metalaştıran bir başka noktadır. Yabancılaşmış emeğini satan erkeğin de sömürüye maruz kaldığı bu üretim biçimde, ücretli emeğin vahşiliği bir kez daha görülmektedir. Eviçinin dışında yaşanan bu durumun eviçine olan etkisi, metalaşan kadın emeğinin de sermayenin değerlendirilmesi adına değer kaybetmesi sonucunu yaratır. Aynı zamanda, eviçine yetmeyen, zorunlu tüketim mallarının bile satın alınmasına yetmeyen ücretin eviçinde yarattığı bir başka etki olarak kadının eviçinde daha yoğun bir emek ve zaman harcaması durumu ortaya çıkar. Ancak bu, yine görünmez halde kalmaya muhtaç bırakılmış emeğidir kadının. Oysa bu kadının eviçindeki bu emeği (ailenin dışındaki alanda, özel alanın sınırları dışında) piyasa koşullarda ücretlendirilen bir emektir (Güneş, 2012).

Kadın emeğinin eviçinde ücretlendirilmeyen bir emek olması ve sonucunda yok sayılan bir emek olmasına ek olarak, kadın ve erkeklerin ücretsiz emeklerinde farklılaşma mevcuttur. Örneğin çocukların yetiştirilmesi konusunda erkekler daha çok sosyal ve duygusal bir bakımı üstlenirken, kadınlar çocukların fiziksel bakımı ve yönetimi sorumluluğunu üstlenir. Kadınlar aynı zamanda ev işlerinde, evin temizliğinde, yemeklerin yapılmasında ve alışverişin yapılmasında erkeklerin ev içindeki tamir işlerinden ya da bahçe bakımı işlerinden daha fazla zaman harcar (McGinnity ve Russell, 2008). Buna karşılık cinsiyete dayalı işbölümünün “çizdiği” görev tablosunda kadın emeği yok sayılmaya devam eder.

İşbölümünün toplumsal cinsiyete dayalı olması, bir eşitsizlik göstergesidir. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin ekonomik ve toplumsal hayatı kullanarak yeniden üretilmesi sorununu yaratır. Böylece, kapitalist üretim sistemi de kendi devamlılığını sağlama alır. Kadının eviçindeki emeği, kapitalist sistemin ihtiyaç duyduğu işgücünün yeniden üretimi için kapitalizm tarafından sömürülür. Sistemin arzuladığı işgücü, ideolojinin de yeniden üretildiği, ilk eğitimin verildiği eviçinde şekillenir. Bu yüzden, görünmeyen kadın emeğinin görünür kılınması çabası, kapitalizmin karşısında durmanın bir göstergesidir.

Umut Erdoğan

KAYNAKÇA

Acar – Savran, Gülnur; Tura – Demiryontan, Nesrin (2008). “Kadının Görünmeyen Emeği”. İstanbul. Yordam Kitap.

Donovan, Josephine. “Feminist Teori”. (Bora, A., Ağduk Gevrek, M, Sayılan, F., Çev.) İstanbul: İletişim Yayınları.

Güneş, Fatime (2011). “Farklı Emek Kategorileri Açısından Kadın Yoksulluğu”. Erişim tarihi, 2 Nisan 2016, calismatoplum.org/sayi29/gunes.pdf

McGinnity F., Russell, H. (2008) . “Gender Inequalities in Time Use

The Distribution of Caring, Housework and Employment Among Women and Men in Ireland”. Erişim tarihi, 4 Nisan 2016,

www.ihrec.ie/download/pdf/gender_inequalities_in_time_use.pdf

CEVAP VER