Şehitlikte Bir Gayrimüslim – Kaan Atilla

0
13246

Yıllarca en ağır eleştirilerin hedefi olan Kemalist eğitim sisteminin tasfiyesi ile yeni Türkiye’nin eğitim vizyonu ortaya çıktı. 2016-2017 eğitim öğretim yılı bazı okullarda kuran okunması ile, bazılarında ise temsili 15 temmuz gösterileri ile başladı. Siyasal islamın en önemli amaçlarından biri hiç kuşkusuz sorgulamayan bir nesil yetiştirmektir. Bu nedenle yıllardır sistematik olarak bilimsel eğitim anlayışından uzaklaşıyoruz. Birbiri ardına açılan niteliksiz üniversiteler, dersaneden bozma okullar, bir gecede imam hatip olarak değiştirilen devlet okulları derken yalnızca zenginlerin kaliteli eğitim alabildikleri bir ortamda birazcık geçmişe dönelim istiyorum. Cumhuriyet döneminin eğitim alanındaki en güzel işlerinden biri olmakla birlikte hakettiği değeri görmediğini düşündüğüm bir konu; nazizimden kaçan bilim adamlarının Türkiye serüveni.

Almanya’da yükselen nasyonel sosyalizmin sonucu olarak pek çok insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Böylece genç cumhuriyetin muasır medeniyetler seviyesine erişme hedefinde önemli bir fırsat yakalanmış oldu. Her biri alanında uzman yahudi bilim adamlarına açılan kapı yalnız Türkiye için değil; tüm insanlık için bir umuttu. Amerikalı tarihçi yazar Prof. Dr. Arnold Reisman bu konu hakkında şöyle yazmıştır: “Bugünden geriye bakıldığında, Türkiye’nin 20. yüzyılın en karanlık yılları boyunca bunca entelektüel sermayeyi davet etme, kurtarma ve gelecek kuşaklar için geliştirip korumaya yönelik sarih planıyla boy ölçüşebilecek yüreklilikte siyasalara sahip olan başka hiçbir ulus çıkmadı.”.

PicsArt_1474449089157

Genç cumhuriyetin gelişimine katkı vermiş bu insanları tanımaya Bruno Taut ile başlayalım istiyorum. 1880 yılında Almanya’nın Königsberg kentinde doğan Bruno Taut sosyalist kimliğiyle bilinen bir mimar. 1920’lerin sonunda Taut, mimarideki “Yeni Hedef” ekolünün lideri olarak tanındı. 1930’da ise “Modern Mimari” adlı eserini yayımladı. 1. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya ciddi bir konut sıkıntısıyla karşı karşıya kalmıştı; aynı zamanda sosyalist ideoloji hakimiyet kazanmıştı. Sonuç olarak Berlin’de işçi sınıfları için ekonomik konut üretmek üzere çeşitli konut kooperatifleri ve dernekler kuruldu. Bu derneklerin en büyüklerinden olan Gehag 1919’da kuruldu ve 1924 yılında Bruno Taut başmimarlığa getirildi. Büyük ve önemli projeler geliştirdi. Temmuz 2008’de, Gartenstadt Falkenberg ve Hufeisensiedlung UNESCO Dünya Kültür Mirası ilan edildi. En ünlü yapıtı Glass Pavillion (Cam Ev) 1914 yılında Köln’de gerçekleştirilen bir sergi için özel olarak tasarlanmıştı. Elmas şeklindeki camlardan içerideki küçük şelaleye vuran ışıkları ile göz kamaştıran bu yapı sergi sonrası yıkılmıştır. Taut 1932’de Rusya’ya gitti ve döndüğünde düşmanca bir siyasal ortamla karşılaştı. Sosyalist bir yahudi olarak Almanya’da barınma şansı yoktu. Bu nedenle 1933 yılında Japon Mimarlar Federasyonu’nun daveti ile Japonya’ya gitti ve orada Japonya’ya özgü modern bir sanat ve mimarlık anlayışı geliştirmek için çalıştı. 3 yıl Japonya’da yaşadıktan sonra 1936’da Türkiye’ye geldi. Türkiye Cumhuriyet Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat Bölümü Şefi olarak yeni tasarım anlayışının oluşturulmasında önemli bir rol oynadı. Türkiye’de en bilinen yapıları Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Ortaköy’deki Taut Evi, Ankara Atatürk Lisesi ve Trabzon Lisesidir. Özellikle DTCF inşaatı esnasında arkadaşına yazdığı mektubun şu kısmı çok önemli “Şimdi Ankara Üniversitesi için büyük yapıya başlanıyor. Bu yapı bir dil ve tarih kurumu olarak yeni Türk kültürünün odak noktası olacağından, yapı için çok iyi taş malzeme tahsis edildi ve beni özellikle sevindiren tarafı, sanatsal bakımdan bana tam bir özgürlük tanındı”.

PicsArt_1474449384109

Eğitim yapıları dışında en dikkat çeken eserlerinden biri hiç kuşkusuz Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken göze çarpan, Japon ve Türk mimarisi ile harmanlanmış muhteşem güzellikteki evidir. Son projesi ise küçük ancak manevi açıdan oldukça büyük bir eser, Atatürk’ün katafalkıdır. Atatürk’ün ölümü üzerine mütevazı bir tören için katafalk yapılması planlandı. Bunun için Bruno Taut ile görüşüldü; o dönem hasta olmasına rağmen projeyi kabul etti ve önerilen parayı elinin tersiyle itti. Karşılık olarak yalnızca bir teşekkür mektubu istedi. Hastalığının ilerlemesi sonucu Atatürk’ten 1,5 ay sonra hayata gözlerini yumdu ve cumhuriyetin kendisine bir teşekkürü olarak Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. Fırsat buldukça diğer önemli bilim adamlarını da tanıtmaya çalışacağım, zira bilimsel eğitim anlayışına hasret kaldığımız şu günlerde Atatürk’ün vizyonunu hatırlatmakta fayda görüyorum.

— Devam edecek —

Kaan Atilla

CEVAP VER