Scarlett Thomas “Popco” – Kitap İncelemesi – Umut Erdoğan

0
10284

Tüketim, ihtiyaçların karşılanması işlevinden başka bir boyuta da sahip olmaya başlamıştır. Kitle iletişim araçlarının ulaşamadığı noktanın neredeyse kalmadığı düşünülürse, tüketimin bu işlevinin yaratılmasının pek de zor olmadığı görülebilir.

Bireyin sürekli “sen en önemlisin” mesajına maruz kalmasında gelişen iletişim teknolojilerinin yardımıyla beraber, kapitalizm içerisinde düştüğü anlam ve kimlik yoksunluğunun yarattığı boşluğun payı da büyüktür denilebilir. Öyle ki, neden sonuç arasındaki ilişki döngüsel bir hale gelmiştir. Önce yarattığı yabancılaşma ile bireyin “birey” oluşunu sarsan ya da yok eden sistem, bu yıkımın enkazı içerisinde bir ışık olarak bireyin kendisini yeniden inşası için sembolik anlamlara boğulmuş ürünler ya da davranışlar ya da tutumlar oluşturmaktadır. Oluşturulan bu kurgu tatmin araçları da süreci yeniden başa almaktadır zira anlamın metaya yüklenmesi ve kurgunun/sembolün gerçeğin önüne geçmesi, gerçekle bağı kopan insan için bir çıkış sağlayamaz. Baudrillard’ın işaret ettiği üzere metalar, bireylerin kendilerini yansıttığı için seçip satın aldıkları ürünler değildir; bu ürünler, bireyin kendisini inşa etmek için kullandığı şeylerdir artık. Birey, tüketim ürünlerine karşı içinde oluşturduğu arzuyla kendisini inşa sürecinde içinde bulunduğu karanlıkta umuda kavuşmakta, sahip olacağı sembollerin hayatındaki boşlukları dolduracağı bir sonraki anın özlemini duymaktadır.

Bu sembollerin biçimlendirilmesi ya da belirlenmesi, egemen ideolojinin çıkarlarından bağımsız düşünülemez. Kültür emperyalizminin istila etmediği alan kalmamışken, yaratılan sembollerin temsil ettikleri “şey”in de egemen ideolojinin çıkarları doğrultusunda kullanılan, ideolojik bir araç olduğu düşünülebilir. Daniel Bell’in gündelik hayat içindeki her alanda kendisine yer bulabilmiş diziler, filmler, kıyafetler, yeme-içme markaları gibi ürünlerin “pop hedonizm” olduğu vurgusuna ek olarak, bu gelip geçici – anlık – gündelik hazzın her tatmin edilişinde bir yeniden yaratım görüldüğü söylenebilir. Zira X marka bir içeceğin su ihtiyacının önüne geçtiği gün içindeki bir an, zamanda susmanın giderilmesi için seçeneğin X içeceği olduğu bir noktaya doğru gidebilir. Basit de olsa, bu örnekteki gibi gündelik hayat içine sızmış kültür emperyalizmi, kendisini yeniden üretebildiği birçok farklı noktada yayılmaya devam etmektedir. Zira bu anlık hazlar, bu X içeceği, barındırdığı sembolik anlam ile hedef kitlesi için her an cazip ve ulaşılabilir bir biçimdedir.

Scarlett Thomas’ın 2004 yılında yayınlanan romanı PopCo, bir yandan Alice Butler’ın alışılmışın dışındaki hayatını anlatırken, diğer yandan da kapitalizm eleştirisi sunuyor. Yirmi dokuz yaşındaki karakter Alice Butler’ın çalıştığı uluslararası bir oyuncak şirketi olan PopCo’nun yaratıcılık kampı olarak tanımlayabileceğimiz bir kamp süresini kapsayan roman, geri dönüşlerle Butler’ın çocukluktan itibaren hayatını okura yansıttığı kadar, PopCo’nun yaratıcı çalışanlarını yeni bir oyun için bir araya getirdiği bu kamp süresince hayatında birkaç değişiklik yaratan süreci de anlatıyor.

Alışılmışın dışındaki çocukluk ve gençliğinin etkisiyle Thomas’ın romanlarında pek alışılmış bir karakter çerçevesi içine dahil edebileceğimiz “yalnız, farklı, genç bir kadın” Alice Butler. Annesinin ölümü ve babasının kendisini terk etmesi ardından matematikçi büyükannesi ve hayatını şifrelere, kodlara ve çözülemediği için büyük bir ünü olan bir koda adamış büyükbabasıyla geçirdiği çocukluk ve gençliği ardından PopCo bünyesine katılmasıyla beraber, çok uzağında olduğu popüler kültür “ürünlerinin” yaratılmasından sorumlu hale gelir. Bu noktada Alice Butler, okurun karşısına geri dönüşlerin de gösterdiği üzere yeni bir dönüşüm geçirmiş ve farklılaşmış bir karakter olarak çıkabilir. Zira, Thomas, Alice Butler’ı, ilk gençlik yıllarında, okul hayatında yalnızlığıyla başa çıkmak ve öteki olmamak için sembolik anlamlar yüklenen ve bu anlamlarla “müşterisine” hayatın X durumuyla başa çıkmasında yardımcı olan(!) ürünlerin bir tüketicisi halinde kurgulamış. Bu bilmediği bir dünya ile karşılaşan bireyin imdadına X ürününün yetişmesi durumuna kitaptaki örneklerden biri aynı zamanda. PopCo içinden somutlaştırmak için bir örnek verecek olursak okula başlayan, kültür endüstrisinin şekillendirdiği sosyal hayattan kopuk büyüyen bir çocuk olan Alice Butler, dudak parlatıcılar ya da kalem etekler ile kendisini “ucube” damgasından kurtarmak için, ezici üstünlüğü olan kız grubuna dahil olmaya çalışmakta ve bunu başarmakta. Öte yandan bu sembollerin, aidiyeti sağlayacak ürünlerden ibaret olmadığını belirtmekte fayda var. Gündelik hayatta da benzer olduğu üzere davranışlar ve özellikle dil de bu semboller arasında.

Tüketicinin, bir tüketim ürününe yüklediği anlamın aynı zamanda ürünün temsil etmesi gereken anlam ve bunu yaratanlar üzerinde bir yaptırım gücü olduğunu şeklinde ifade edilebilir. Buna karşılık, ürüne anlam yükleme noktasında bireyin içindeki bu anlamı şekillendiren ve bu arzuyu oluşturan unsurları da nesnel dünyadan kopuk düşünülemez. Sonuç olarak, birey, kendisine has bir arzuya sahip olduğunu düşünürken bu arzu, içinde bulunduğu nesnel dünyanın ve bu dünya üzerinde denetim gücü olan “güç” noktalarının birey üzerinde, o fark etmeden oluşan bir etkisi şeklinde karşımıza çıkabilir. Yani, özgün sanılan, özgün anlamlar yüklenmeye çalışılan her arzu ya da sözde ihtiyaç, giderildiği/tatmin edildiği meta kadar “piyasa ürünü”dür denilebilir.

Tüketimin, ihtiyaçların giderilmesi ve yaratılan kurgu arzuların tatminine yönelik bir hal alması bağlamında düşünüldüğünde PopCo, yarattığı arzuların tatminini satan, herhangi bir şirket gibi bir şirket. Üretimin mesafeler bağından kopmasıyla beraber pazar ve üretim yeri arasına giren mesafenin, satın alan ve üreten arasındaki devasa uçurum benzer hale geldiği dünyada PopCo’nun temsil ettiği her şeyi aslında “çoğu şeyde” görmek mümkün.

PopCo, oraya buraya amansızca savrulan kaybolmuş insanların kendilerini yaratmak ve bir amaç ya da sebep bulabilmek adına sığındıkları tüketimin eleştirisi. Her ne kadar okur şifreli mesajlar ya da kodların etkisiyle farklı bir noktaya doğru kitabı değerlendirmeye başlasa da, Thomas’ın pek güzel sonlandırdığı şekilde PopCo, meta fetişizmini, tüketim toplumunu, kültür endüstrisini, doğanın insan eliyle katlini, yabancılaşmayı kısaca kapitalizmin mahvettiği karanlık dünyayı sonuna yerleştirmeye çalıştığı kurtuluşa dair bir umutla irdeleyen bir roman.

Umut Erdoğan

CEVAP VER