CIA: Emperyalizmin Kirli Savaşçısı – Denizhan Güler

0
11198

CIA’nın kuruluşu ve gelişimi

CIA gibi bir örgüte hangi amaçla gerek duyulduğu, kuruluş aşamasında şu sözlerle dile getirilmişti: “ABD, ekonomik ya da stratejik çıkarlarının tehdit edildiği her yerde müdahalede bulunmaya mahkûmdur.” Ancak esasında böylesi bir ihtiyacı dayatan aktörler, (ABD kapitalizminin doğası gereği) büyük tekeller ve finans oligarşisiydi. Doğal olarak, CIA’nın fikir babalığını da bir banker üstlendi.

I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından, merkezi bir istihbarat örgütünün gerekliliği konusunda ABD yönetim ve iş çevrelerinde birçok çalışma yapılmıştı. Başkan Harry S. Truman, bunlar arasından Ocak 1946’da, çok etkili bir banker olan Ferdinand Eberstadt’ın hazırlattığı raporu benimsedi. “Eberstadt Raporu” diye anılan metin, doğrudan ABD Başkanı’na bağlı, uluslararası alanda etkin bir örgüt oluşturulmasını tavsiye ediyordu. Truman, Eberstadt Raporu’nu derhal yürürlüğe sokarak, istihbarat faaliyetlerini merkezileştirmek için Merkezi İstihbarat Grubu (Central Intelligence Group – CIG) adı altında yeni bir örgüt kurulmasını sağladı.

Bu örgütün başına da Amiral Sidney Souers getirildi (Souers, daha sonra CIA’nın ilk başkanı olacaktı). CIG, başlangıçta ABD’nin mevcut istihbarat kuruluşları (askeri, dışişleri, FBI vb.) arasında koordinasyonu sağlamakla görevlendirilmişti.

ABD’nin II. Dünya Savaşı sırasında oluşturduğu ve CIA’nın öncülü olan ilk gizli örgütü Stratejik Hizmetler Bürosu (Office of Strategic Services -OSS) 1945’te devlet içinde bir güç mücadelesinin aracı olduğu için (birimleri değişik bakanlıklara dağıtılarak) kapatılmıştı. CIG kurulduktan birkaç ay sonra (Ağustos 1946), OSS’nin örtülü operasyonlardan sorumlu departmanı olanStratejik Hizmetler Birimi (Strategic Services Unit – SSU), Savaş Bakanlığı’ndan alınarak CIG’ye bağlandı.

OSS dağıtıldığında, Ön Asya ve Kuzey Afrika’da tam 7 istasyonu bulunuyordu.Dolayısıyla bu istasyonlar da CIG’a bağlandı ve böylece CIG, koordinasyon görevini aşarak bir “icra organı” haline dönüştü. Bu konuma gelir gelmez Özel Operasyonlar Dairesi’ni (Office of Special Operations – OSO) kurdu. 1946’nın sonunda OSO’nun kadrolu personel sayısı 800’e ulaşmıştı.

CIA o yıllarda, Nazi’lerin gizli polis örgütü olan Gestapo’nun “özel savaş deneyimli” kadrolarını da devraldı. Hitler’in Genelkurmay İstihbarat Örgütü’nün “SSCB Birimi Başkanı” Reinhard Gehlen ve ekibi, 1945’ten itibaren ABD için çalışmaya başladı. Gehlen ve gizli ajanlarının OSS ile bağlantısını kuran kişiyse, daha sonra ABD Dışişleri Bakanı olan Henry Kissinger’di. Özetle CIA, daha kuruluşundan itibaren Nazi Generali ve bir “savaş suçlusu” olan Gehlen’in elinde serpildi.

1946’da SSCB’nin savaş sırasında işgal ettiği İran Azerbaycanı’ndan birliklerini geri çekmeyi reddetmesi ve Çin ile Yunanistan’da ayaklanan komünistlerin yükselişe geçmesi (ki bir yıl sonra, 1947’de Macaristan ve Polonya’da da komünistler iktidarı alacaktı),ABD’yi telaşa düşürdü. Ve “komünizmi sınırlama” adı altında, ezilen dünyaya ve sosyalist ülkelere karşı

yoğun bir saldırı başlatıldı. CIA önderliğindeki bu yeni savaşın esasını “örtülü operasyonlar” oluşturuyordu.

1947’de, ABD’nin bu yeni yönelimine göre devletin iç yapılanmasını düzenleyen ünlü Ulusal Güvenlik Yasası (National Security Act) çıkarıldı. Buna göre, Savunma Bakanlığı, CIA, Ulusal Güvenlik Konseyi (ve daha önce Kara Kuvvetleri’nin bünyesinde olan) Hava Kuvvetleri, ayrı bir komutanlık hâline getirildi. Silahlı kuvvetler arası koordinasyonu sağlaması için de Genelkurmay Başkanlığı (Joint Chiefs of Staffs) oluşturuldu.

Truman, yukarıda sözü edilen örtülü operasyonların yönetimini önce (Dışişleri Bakanı’nın onayı koşuluyla) Savunma Bakanlığı’na verdi. Ancak dönemin Dışişleri Bakanı General George Marshall, bu eylemlerin kaynağının ortaya çıkması durumunda Dışişleri Bakanlığı’nın ve ABD dış politikasının büyük itibar kaybına uğrayacağını belirterek karara şiddetle itiraz etti. Bunun üzerine Ulusal Güvenlik Konseyi, Aralık 1947’deki ilk toplantısında birinci konu olarak Özel/Kirli Savaş’ın kim tarafından yürütüleceğini görüştü ve bu yetki CIA’ya verildi.

Hemen akabindeTruman, 14 Aralık 1947’de CIA’ya örtülü operasyon ve psikolojik savaş yönetme görevi veren, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin 4/A numaralı direktifini (NSC 4/A) onayladı. Bir hafta sonra OSO bünyesinde, psikolojik savaştan sorumlu “Özel İşlemler Grubu” (Special Procuders Group – SPG) kuruldu. Bir yıl sonra bu birim, sosyalist ülkelere propaganda malzemelerinin gizlice sokulmasını, bu ülkelere yönelik radyo yayınlarını ve balonlardan Doğu Avrupa ülkelerine propaganda malzemeleri atılmasını vs. organize ediyordu. SPG’nin ilk başkanı, Kennedy döneminde CIA Başkanlığı’na gelecek olan, Rockefeller ailesinin sadık hizmetkârı Ailen Dulles idi.

Resmî Belgede Örtülü Operasyon/Eylem Tanımı

1948’de komünistlerin Çekoslovakya’da yönetime gelmesi; Çin’de Mao Zedung önderliğindeki halk hareketinin (CIA’nın Chiang Kai-shek’e 2 milyar dolar aktarmasına karşın) başarıya yaklaşması; Fransa ve İtalya’da komünistlerin etkisinin artması üzerine Beyaz Saray’daki panik artmaya başladı. ABD’nin, Almanya’daki Yüksek Komiseri Lucius Clay’in “SSCB ile savaşın an meselesi” olduğunu bildiren bir gizli mesajının Mart 1948’de gelmesi ise bardağı taşıran damla oldu. Ulusal Güvenlik Konseyi’nin, Özel Savaş’ı “temel bir dış politika aracı” hâline getiren 10/2 numaralı karan (NSC 10/2) bu ortamda, Haziran 1948’de çıktı.

Gizli olan NSC 10/2 kararının bire bir basımı, 1984’te Alabama Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “Merkezi İstihbarat Örgütü: Tarih ve Belgeler” adlı kitapta yer aldı. Kararda örtülü eylem şöyle tanımlanıyor: “Propaganda; ekonomik savaş; sabotaj, yıkım, kitlesel sürgünü de içeren doğrudan müdahale; düşman hükümetlere karşı ayaklanmaya yardım etme; yeraltındaki direniş güçlerini, gerillaları, mültecileri ve yerli antikomünist unsurları destekleme.” Bu kararı kaleme alan kişi ise, Rockefeller ailesinin devlet içindeki uzantılarından biri olan George Kennan idi.

NSC 10/2 ile CIA, yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, belirsiz ifadelerle yabancı ülkelerin siyasetini etkileyecek her türlü görevi üstlenmişti. Örneğin Başkan’ın inisiyatifiyle, diğer devlet organlarına bildirmeden operasyon yapma yetkisi. Özel savaş yöntemleri açığa çıktığında ABD hükümetinin bunu resmen yalanlaması gerektiği de şu sözlerle belirtilmişti: “Yetkili olmayan kişilere, ABD hükümetinin sorumluluğu bildirilmez; örtülü eylem ortaya çıktığında ABD hükümeti bunu akla yatkın bir şekilde yadsıyabilmelidir.”

Bu ve benzer bilgiler/yetkiler, ancak 1974’te CIA’yı soruşturmak üzere oluşturulan (Frank Church başkanlığındaki) Senato Komisyonu’nun araştırmasıyla ortaya çıktı.  Bu komisyon, CIA’nın 1951’den 1975’e kadar 900 civarında çok hassas veya büyük çaplı ve binlerce küçük/orta çaplı örtülü operasyon düzenlediğini saptadı. Bunların yarısı psikolojik savaş operasyonları, üçte biri ekonomik ve siyasi operasyonlar, geri kalanı da para-militer operasyonlardı.

Gladio

Örtülü eylemlerin onayı, müşterek olarak Dışişleri ve Savunma Bakanları’na verilmişti. Daha önce oluşturulan Özel İşlemler Grubu (SPG) yerine bu işlevi daha etkin yerine getirecek yeni bir bölüm kuruldu: Politik Eşgüdüm Dairesi (The Office of Policy Coordination – OPC). OPC her ne kadar CIA’ya bağlı ise de daire başkanı, Dışişleri Bakanı tarafından atanıyordu; faaliyetlerini yürütmek içinse Savunma Bakanlığı’nın desteğine ihtiyacı vardı.

OPC’nin Batı Avrupa’daki ilk faaliyeti, 1948’deki İtalyan seçimlerine müdahale etmek oldu. Komünistlerin iktidara gelmesini önlemek için yoğun bir dizi örtülü operasyon düzenleyen CIA, antikomünist aydınları bir araya getirdi, parayla besledi, onlar için Paris’te “Kültürel Özgürlük Kongresi” düzenledi, Encounter adlı dergiyi yayımladı vs. Sonuçta komünistler seçimi kaybetti.

1990’da İtalya’da savcı Felice Casson’un çabalarıyla ortaya çıkarılan ve bütün Avrupa ülkelerinde varlığı saptanan Gladio örgütlenmesi işte o yıllarda kuruldu. ABD yönetimi, Sovyet Kızılordusu’nun Avrupa’yı işgal edeceği paranoyasıyla, NATO üyesi bütün ülkelerde ve bu pakta üye olmayan Avrupa ülkelerinde, gizli Kontrgerilla örgütleri kurdu. Bu örgütlenmenin iki ayağı vardı: Yerüstünde özel komando birlikleri; yeraltında ise vatanseverlerden oluşan ve kural olarak hiçbir yasaya bağlı olmayan, köylere kadar yayılmış gizli örgütlenme. 1952’de tüm NATO ülkelerinde bu şema tamamlanmıştı.

Örtülü eylemler, Beyaz Saray tarafından Sovyetler’in Avrupa’daki etkisini sınırlamak için gündeme getirilmişti; ancak CIA’yı ilk kez soruşturan Senato Komitesi’nin Başkanı Frank Church’e göre, CIA’nın operasyonları esas olarak Üçüncü Dünya’daki “küçük ve mazlum ülkeleri” hedef almıştı.

Özel Savaş, iki ayaklı olarak sürüyordu: Birinci ayak komünist partilere karşı merkez ve demokratik sol partileri desteklemek, medyayı ABD çıkarları doğrultusunda yönlendirmek, her alanda antikomünist grupları örgütlemekti. İkinci ayak ise 1950’de Kore’de ABD’yi dize getiren gerilla savaşına karşı Kontrgerilla Harekâtının yürütülmesiydi.

Bu örtülü ve kirli eylemler, kısa bir süre içinde ABD’nin en önemli faaliyeti haline geldi. CIA hakkında en aydınlatıcı kitaplardan birini yazan John Prados, “Başkan’ın Gizli Savaşları: II. Dünya Savaşı’ndan Beri ABD ve Pentagon’un Örtülü Operasyonları” adlı eserinde, CIA’nın “Kirli İşler Dairesi” olan OPC’nin olağan dışı gelişimini şöyle saptıyordu:”1949’da OPC’nin bütçesi 4,7 milyon dolardı, 1952’de 82 milyon dolara yükseldi. Personel sayısı aynı üç yılda 302’den 2812’ye, istasyon sayısıysa 7’den 47’ye çıktı.”

1952’de, CIA içinde yeni bir düzenleme yapıldı, OPC bir başkan yardımcısı kanalıyla CIA Başkanı’na bağlandı. Bugün de süren bu yeni yapılanmaya göre CIA iki ana bölüme ayrıldı: İstihbarat ve Operasyon Başkanlıkları. Bunların başına da birer CIA Başkan Yardımcısı getirildi. OPC ve OSO’yu birleştiren ve tüm kirli eylemleri yürütmeye başlayan Operasyon Başkanlığı’na, kamuflaj için Planlama Başkanlığı (Directorate of Plans) adı konuldu. ABD’de halk arasında Operasyon Başkanlığı “Gizli Servis” olarak bilinir. Gizli Servis’in ilk başkanı, bugün Kürt sorununda ABD politikasını çizen Frank Wisner Jr.’nin babası Frank Wisner oldu. Operasyon Başkanları, genellikle bir süre sonra CIA’nın da Başkanı oluyor. Hatta (baba) George Bush örneğinde olduğu gibi, ABD Başkanı bile.

1952’de Gizli Servis, CIA’nın bütçesinin yüzde 74’ünü alıyor, personelinin beşte üçünü istihdam ediyordu. Ronald Reagan başkanlığı döneminde ABD’nin istihbarat örgütlerinin bütçesi 20 milyar dolara varmıştı. Bu paranın yüzde 80’i örtülü operasyonlar için kullanılıyordu. Bunların büyük çoğunluğu ise psikolojik savaş operasyonlarıydı. ABD’li antiemperyalist bilim adamı Michael Parenti, 1995 yılında kaleme aldığı “İmparatorluğa Karşı” adlı kitabında, ABD istihbarat örgütlerinin yıllık harcamasının 35-50 milyar dolar arasında tahmin edildiğini aktarıyordu. Bugün ise bu rakamın 100 milyar dolara civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Düşük Yoğunluklu Savaş Stratejisi

1981’de Ronald Reagan’ın ABD Başkanlığı’na gelmesiyle CIA’nın örtülü eylemleri, en yoğun dönemine girdi. Reagan ve Yardımcısı (CIA eski Başkanı) George Bush’un yönetiminde, CIA’nın bütün birimleri elden geçirildi, onarılıp takviye edildi. CIA Başkanlığı’na da kıdemli OSS ajanı William Casey getirildi.

Hiçbir yasa ve kural tanımayan Casey yönetiminde CIA, dünyanın dört bir yanında kirli eylemlere girişti ve Reagan ile birlikte, bu eylemlerini meşrulaştırmak için “Düşük Yoğunluklu Savaş” stratejisini geliştirdi.

Bu stratejinin yaratıcılarından, Loyala Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Sam C. Sarkesian Özel Savaş’ın doğası gereği yasa ve kural tanımayacağını şöyle ifade ediyor:

“Özel savaşın karakteri ve ihtiyaçları, Amerikan halkının savaş konusundaki bakış açısına genellikle uygun düşmez. Bir devrimci hareketi alt etmek; isyanın liderlerini bulmayı, kaçırmayı, bir şekilde ortadan kaldırmayı gerektirir. Bu süreç kaçınılmaz olarak yaygın işkence ve suikast araçlarına başvurmayı gerektirir. Eğer ABD’nin müdahalesi zorunlu ve haklı kabul ediliyorsa bu yöntemlerin de kabul edilmesi gerekir.

Siyasetçiler ve halk, Düşük Yoğunluklu Savaş strateji ve taktiklerinin demokratik kavramlara uymayacağını anlamak zorundadır. Devrim ve karşıdevrim, hangi yolla olursa olsun başarıya ulaşmak için kendi ahlâkını ve kurallarını yaratır. Hayatta kalmak, sonuca ulaşmak birincil erdemdir.”

ABD Ulusal Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi Neil Livingstone da ABD emperyalizminin acımasız yüzünü açık sözlülükle ifade edenlerden biri. Livingstone, şu sözleri, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) düzenlediği “1980’lerin Savunma Planları” başlıklı konferansta sunduğu “Terörizmle Mücadele ve Küçük Kirli Savaşlar” başlıklı tebliğinde sarf etmişti:

“Zamanımızın küçük kirli savaşları ‘hoş’ değil kuşkusuz. Ancak, haşin ve zalimce yöntemlerden çekinirsek, Düşük Yoğunluklu Savaş’ı başarıyla yürütme yeteneğini kendi elimizle ortadan kaldırırız. Bu savaş, harekât bölgesine basının girişini yasaklamayı, Kongre denetimini çiğnemeyi, öne çıkmış teröristlerin kelle avcılarınca takip edilip öldürülmesini gerektirir. Bu uygulamalar, sivil özgürlükçülerin yakınmasına neden olabilir. Ancak unutulmamalı ki, ABD, Üçüncü Dünya’da bir savaşın içinde ve bir savaşta hesap edilecek tek şey, o savaşın nasıl kazanılacağıdır.”

Bu konuda kamuoyuna en çarpıcı açıklamayı yapmak ise Kontrgerillacıların şâhı diyebileceğimiz Yarbay Oliver North’a nasip oldu. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin “Kontr-terörizm ve Düşük Yoğunluklu Savaş Daire Başkanı” North, görevde bulunduğu süre içinde CIA ile iç içe çalışmıştı. Temmuz 1987’de, İrangate Skandalı’nı soruşturmak üzere kurulan Kongre Komisyonu’nda ifade verirken aynen şunları söyledi:

“ABD, Üçüncü Dünya’da Sovyet destekli güçlerce hayati bir şekilde tehdit ediliyor. ABD’nin ulusal güvenliği, örtülü paramiliter operasyonları ve kamuoyunu yönlendirme amaçlı hileleri zorunlu kılıyor. Yardımımızı düşmanlardan gizlemek için, ABD yetkililerinin olayın üstünü örtecek yanlış bilgiler vermesi veya yalan beyanda bulunması zorunludur. Örtülü eylemi yürütenler, ABD makamlarına da yanlış bilgi verebilir.”

Denizhan Güler

Kaynaklar:

President’s Secret Wars, John Prados

The Cental Intelligence Agency, Alabama University Press

CIS’s Greatest Hits, Mark Zepezauer

Özel Savaş, Adnan Akfırat

The Early Years of the CIA, Simon & Schuster

Devam edecek.

 Sonraki bölüm: Türkiye’de Gladio

CEVAP VER