Çalışma Hayatında Kadın Emeğinin Değersizleştirilmesi – Umut Erdoğan

0
10308

Kergoat’a göre toplumsal işbölümünü şekillendiren iki faktör vardır; bunlardan biri kadın ve erkeklerin işlerinin ayrılığına vurgu yapan “ayrılma ilkesi”, diğeri ise kadınların işlerini erkeklerin yaptığı işler karşısında değersiz bir konuma iten “hiyerarşi ilkesi”dir (Kergoat 2009:95, akt. Urhan ve Etiler, 2011). Bu ayırım, kadınların ve erkeklerin çalışma hayatına girişinden başlayarak, çalışma hayatları boyunca yaşayacakları her deneyimi de şekillendirmektedir.
Mesleklerin cinsiyetlere göre ayrışması, kadınların “kadınlara göre olan”, erkeklerin ise “erkeklere göre olan” işlerde çalışmalarını destekleyen ve bunu işe dair olağan bir şey olarak göstermektedir. Toplumun değerlerinden bağımsız düşünülmesi mümkün olmayan bu yargılar, tarihsel bir süreç sonucunda üretilmiş ve sürekli olarak yeniden üretilmektedir. Böylece işgücüne katılacak olan kadınların ve erkeklerin üzerinde bir baskı yaratmakta, çalışma hayatına dahil olmadan önce iş seçimleri üzerinde bir yönlendirme gücüne sahip olmaktadır.
Cinsiyete dayalı işbölümünün toplumun her alanında varlığını göstermesine örnek olacak bu durum, çalışma hayatında kadınlara bir biçimde dayattığı “kadın işleri”nde de kadınların ayrıca karşılaştığı sorunları doğurmaktadır. Örneğin “kadın işi” olarak tanımlanan işler yüksek beceri gerektirmeyen, “erkek işi” olarak tanımlanan işlere göre daha düşük statülü işlerdir. Ek olarak, kadınların erkeklere göre daha az kalıcılığı olan işlerde, sürekli iş değiştirerek ve işin farklı pozisyonları arasında sürekli hareket halinde olarak çalışma sorunuyla karşılaşıyor olması da Davies ve Esseveld’in çalışma hayatındaki kadınlara dair vurguladıkları bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. (Davies ve Esseveld, 1985). Kadın emeğinin iş gücü piyasasında değersizleştirilmesine işaret eden bu durum, Hegeswisch ve Gornick’in çalışmalarında da ele alınmıştır: Çalışma hayatına dahil olmak isteyen kadınların yetenek ve eğitimlerine rağmen daha vasıfsız ya da düşük statüdeki işleri kabul etmek zorunda bırakıldıkları önemli bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır (Hegewisch ve Gornick, 2011).
Kadınlara ev içinde yüklenen sorumlulukların ağırlığı, eğitim düzeyi düşük kadınların niteliksiz, güvensiz işlerde çalışmaya mecbur bırakılıyor olması sonucunda ortaya çıkan kayıt dışı çalışma sorunu da çıkmaktadır (Önder, 2014). Ev içindeki sorumluluklarından asla kendisini kurtaramayan kadın, ev dışında çalışsa bile, evin dışında çalışma hayatına dahil olan erkekten farklı olarak içselleştirdiği toplumsal cinsiyet rollerinin kendisi üzerindeki yaptırım gücünün de etkisiyle ev içindeki “işlerini” asla aksatmamakla yükümlüdür. Evin ve çocukların bakımı “elbette kadının işi” olduğu sürece devam edecek bu durum, ev içinde başlayan cinsiyete dayalı işbölümünün yarattığı topluma kazınmış sorunlardan biridir demek mümkündür.
Kadın emeğinin çalışma hayatındaki sömürüsü kendisini aynı zamanda kapitalist düzen içerisinde dönüşen gelişmekte olan ekonomilerde de gösterir. Kadın emeği işgücü piyasasında, güvensiz ve adaletsiz biçimde sömürülmektedir.
Jenny B. White’ın 1994 yılında İstanbul ve Ankara’daki çalışmalarının yer aldığı “Para İle Akraba” adlı kitabı, Türkiye’deki kadın emeği konusuna değinmiştir. Uzmanlaşmış küresel ekonominin, ucuz işgücü için sanayisini Türkiye gibi ülkelere kaydırmaya başladığı bir dünyada, emek sömürüsünün “iş fırsatı” gibi dayatılmasının acılığını da barındırmaktadır. Bu acı duruma örnek olacak biçimde White, çalışmasında fason üretimlerde, parça başı ve ev içindeki üretimlerde kadın emeğinin hem sanayi tarafından, hem de bu işler için kadınları çalıştıran erkekler tarafından sömürüldüğünü göstermektedir. White bu durumu aynı zamanda “kadın emeğini kullanan küçük ölçekli üretim sistemlerinin ortak özelliği” olarak da tanımlamaktadır (White, 1999:24).
Türkiye’de köyden kente göçün artması ile beraber hane içinde cinsiyete dayalı işbölümünün giderek daha da kesinkinleştiği de literatürde ele alınan bir noktadır . Ev eksenlik çalışma sömürüsüne işaret eden Memiş ve Özay’ın çalışmasında, yoksul kesimdeki kadınların emeğinin taşeronlaşma sonucunda maruz kaldığı sömürü ve esnek üretimin artmasıyla beraber parça başı çalışmaya başlayan kadınların emeği ele alınmaktadır (Memiş ve Özay, 2011).
Glucksmann’ın 2009 tarihli “Domestic and Wage Labour: Women’s Class Relations Interwar Britain” adlı çalışmasında küresel dünyanın yeni tüketici tiplerine göre üretim yapan endüstrilerde çalışan kadınların büyük çoğunluğunun genç kadınlar olduğunu ortaya koyan araştırmada, toplumsal cinsiyet rollerinin iş bölümüne olan etkisi de görülmektedir. Üretimin bizzat gerçekleştiği görevlerde kadınlar; teknik bilgi ve manüel yetenek gereken görevlerde erkekler ağırlıklı olarak görev almaktadır. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer nokta ise, kadın çalışanların “kadınlar” olarak ayrı bir grup ve pozisyonda kaldıkları, erkeklerin ise kendi aralarında, kadınların dahil olmadığı bir hiyerarşi içinde pozisyon farklılıkları sergilemesidir (Glucksmann, 2009).
Kapitalizmin insanlık için bir mikrop oluşunu gösteren bir diğer nokta ise, çalışan kadınların doğum yapmalarının sistem içinde sakınılması gereken bir durum yaratmasıdır. Zira kapitalist ülkelerdeki kadınların işlerini yitirmemek adına doğum yapmamayı tercih etmektedir. Bu yüzden kapitalist çalışma hayatı kadınların evlenme ve çocuk doğurma seçimlerini de etkilemektedir (German, 1981).
Davies ve Esseveld’in çalışmayan kırk kadınla yaptığı görüşmelerden oluşan ve iki yıl süren çalışmasından elde ettikleri veriler ise, çalışma hayatının dışında kalan kadınlar hakkında detaylar vermektedir. Kadınların çalışma hayatına dahil olmak istedikleri ancak bunun için fırsat bulamıyor oluşlarının yarattığı gerginliği, işsiz kaldıktan sonra hayatlarına sanki çalışıyormuş gibi aynı saatte kalkarak devam ettikleri gibi sonuçların yanında, zorunlu ya da tercihen evde zaman geçirdikleri yeni hayatlarında kadının toplumsal işbölümü içerisinde, hane içi sorumluluklarını yerine getirmeye devam ettikleri ortaya konmaktadır. Hane içinde emeğin kullanılan kadınların çoğunun kendilerini “çalışmıyor” kabul etmeleri, kadının ev içi emeğinin ücretlendirilmemesi bağlamında kadınlarca da kabul edilen bir sorun olarak araştırma sonucunda ortaya çıkmaktadır (Davies ve Esseveld, 1985).
Cinsiyet üzerinden ayrıma giden her alanda olduğu gibi çalışma hayatında da kadın ve erkek arasına bir set çekilmesi, araya giren mesafenin emeğin ücretlendirilmesinden başlayarak iş güvenliğine kadar giden birçok farklı nokta kadınlar için dezavantaja dönüşmesi, toplumsal cinsiyetin yeniden üretimini de beslemektedir. Üretimin cinsiyete dayalı bir işbölümünü yaratması ardından ev içinde oluşan bu cinsiyete dayalı ayrışma ve hiyerarşi, sardığı toplumsal hayatı oluşturan bireyleri çoğu zaman onlar farkında bile olmadan kendisi içinde eritmektedir. Bahsi geçen erimişlik içerisinde kadın ve erkeğin eşit olduğu bir toplumu düşlüyor olmak, kadın ve erkeği eşit kılmaya yetmemektedir; bu ayrımı ve karmaşayı yaratan düzenin kendisi kadın ve erkeklerce, birlikte değiştirilmeye bu yüzden muhtaçtır.

Umut Erdoğan

Konuyla ilgili diğer bir yazı için: Kadının Eviçindeki Emeğinin Değersizleştirilmesi

KAYNAKÇA
Davies, Karen; Esseveld, Joke (1985). “Women And Unemployment: A Qualitative Analysis Or Playing Hopscoth In The Swedish Labour Market”. Erişim tarihi, 4 Nisan 2016, Women and unemployment: A qualitative analysis or playing hopscotch in the Swedish labour market

German, Lindsey (1981). “Theories Of Patriarchy”. Erişim tarihi 8 Nisan 2016, http://isj.org.uk/theories-of-patriarchy
Glucksmann, Miriam A. (2009). ” Domestic and Wage Labour: Women’s Class Relations in Interwar Britain”. Erişim tarihi, 4 Nisan 2016, Domestic and Wage Labour: Women’s Class Relations in Interwar Britain

Hegewisch, Ariane; Gornick, Janet C. (2011). “The Impact Of Work-Family Policies On Women’s Employment: A Review Of Research From OECD Countries”. Erişim tarihi, 1 Nisan 2016, The impact of work-family policies on women’s employment: a review of research from OECD countries

Memiş, Emel ve Özay, Özge (2011). “Ev İçi Uğraşlardan İktisatta Karşılıksız Emeğe: Türkiye Üzerine Yapılan Çalışmalara İlişkin Bir Değerlendirme”. Erişim tarihi, 2 Nisan 2016, Eviçi Uğraşlardan İktisatta Karşılıksız Emeğe: Türkiye Üzerine Yapılan Çalışmalara İlişkin Bir Değerlendirme 

Önder, Nurcan (2014). “Türkiye’de Kadın İşgücünün Görünümü”. Erişim tarihi, 4 Nisan 2016, Türkiye’de Kadın İşgücünün Görünümü

Sarıtaş Eldem, Canet T. (2015). “Genç Kadın Emeği Ve Sermaye Arasındaki Pazarlık: Devlet, Emek Piyasası Ve Aile Bağlamında Bir İşsizlik Analizi”. Erişim tarihi, 3 Nisan 2016, cins.ankara.edu.tr/13_2.pdf

Urhan, Betül ve Etiler, Nilay (2011). “Sağlık Sektöründe Kadın Emeğinin Toplumsal Cinsiyet Açısından Analizi”. Erişim tarihi, 2 Nisan 2016, Sağlık Sektöründe Kadın Emeğinin Toplumsal Cinsiyet Açısından Analizi
White, Jenny B. (1999). “Para İle Akraba: Kentsel Türkiye’de Kadın Emeği”. (A. Bora, Çev.) İstanbul: İletişim Yayınları

CEVAP VER