“Jakobenizm” İşçi Sınıfını Korkutabilir Mi? – Vladimir Lenin

0
7380

“Sosyalist düşünce”nin (gülmeyin sakın!) bir organı olan burjuva ve şoven Dyen, 91. sayıda Rech’in 18 Haziran tarihli gerçekten ilginç olan başyazısına geri dönüyor. Dyen, bir tarihçinin, hayata küsmüş bir karşı devrimci burjuvanın yanında konuşma yaptığı bu başyazıyı büsbütün yanlış anlamış. Dyen, başyazıya “Kadetlerin (kesin bir karar olarak) koalisyon hükümetinden çekilme niyeti”ni katıyor.

Bu zırvalıktan başka bir şey değil. Kadetler, Çeretelileri ve Çernovları korkutmak amacıyla bu tehditte bulunuyor. Ortada ciddi bir şey yok.

Ciddi ve ilginç olansa, Rech’in 18 Haziran tarihli başyazısının iktidar sorununu bir tarihçinin bakış açısından ortaya koyma biçimidir.

“Her ne kadar” diye yazıyor, “bir önceki hükümet terkibiyle Rus devriminin seyrini en azından bir dereceye kadar yönlendirmek mümkün olsa da bundan sonra devrimin, tüm devrimlerin kendiliğinden oluşan yasalarına göre gelişmek durumunda olduğu açıktır. Meşruluğunu kanıtlamamış bir hükümet düzeninin varlığını daha fazla sürdürmesinin kabul edilemezliği sorununu ortaya koyan yalnızca Bolşevikler [buna dikkat edin: yalnızca Bolşevikler tarafından değil!] ve Sovyetler içindeki çoğunluk değildir. Bu sorunu kapitalist bakanların kendileri de gündeme getirmek durumundadır.”

Tarihçi, “meşruluğunu kanıtlamamış bir hükümet düzeninin varlığını daha fazla sürdürmesinin kabul edilemezliği” sorununu gündeme getirenin yalnızca Bolşevikler değil, sınıflar arası tüm karşılıklı ilişkiler ve bir bütün olarak toplum yaşamı olduğunu kabul ederken haklıdır. Önümüzdeki şey aslında tereddüttür. Saldırı, emperyalist burjuvazi için zafere giden olası bir yoldur. Olası başka bir yol var mı?

Rech’teki tarihçi bu soruyu şöyle yanıtlar:

“Tüm gücü” ele geçirince Sovyetler yakında aslında çok az güçlerinin olduğunu görecektir. Ve Jön Türklerin [1] veya Jakobenlerin tarihsel olarak sınavdan geçmiş yöntemlerine başvurarak bu güç eksikliğini telafi etmek zorunda kalacaktır. Bu konu yeniden gündeme gelince Sovyetler Jakobenizme ve terörizme tenezzül edecek mi yoksa bu konuda sorumluluğu üstlerinden atacak mı? Birkaç gün içinde yanıtlanacak olan ivedi soru budur.

Tarihçi haklı. Birkaç gün içinde olsun ya da olmasın, yakında yanıtlanacak olan soru budur. Bir tarafta saldırı, karşı devrime dönüş, emperyalist burjuvazinin davasının başarısı (ama nereye kadar?), Çernovların ve Çeretelilerin “sorumluluktan yırtması,” diğer yanda ise “Jakobenizm.”

Burjuva tarihçileri Jakobenizmi bir düşüş (tenezzül) olarak görürler. Proleter tarihçilerse Jakobenizmi ezilen sınıfların kurtuluş mücadelesindeki en yüksek zirvelerden biri olarak görürler. Jakobenler Fransa’ya demokratik bir devrimin ve cumhuriyete karşı monarkların kurduğu koalisyona direnmenin en iyi modellerini verdiler. Jakobenlerin kaderinde tam zafer kazanmak yoktu; bunun asıl sebepleri, on sekizinci yüzyıl Fransa’sının etrafını kıtada çok fazla geri kalmış ülkenin sarmış olması ve Fransa’nın sosyalizm için maddi temelden yoksun olmasıydı, zira bankalar, kapitalist karteller, makine sanayi ve demiryolları yoktu.

Avrupa’da ya da yirminci yüzyılda Avrupa ve Asya arasındaki sınır çizgisinde “Jakobenizm,” yoksul köylüler tarafından desteklenip sosyalizme geçişin var olan maddi temelinden faydalanan ve on sekizinci yüzyıldaki Jakobenlerin sağladığı büyük, köklü, unutulmaz şeyleri sağlamakla kalmayıp, çalışan insanlar için kalıcı ve dünya çapında bir zafer kazanacak olan devrimci sınıfın, yani proletaryanın yönetimi olacaktır.

Burjuvazinin Jakobenizmden nefret etmesi doğaldır. Küçük burjuvazinin Jakobenizmden ürkmesi doğaldır. Sınıf bilincine sahip işçilerin ve çalışan insanların itimat ettiği şey, gücün devrimci, ezilen sınıfa geçmesidir, çünkü Jakobenizmin özü, mevcut krizden çıkışın yolu, ekonomik bozulma ve savaşın çaresi budur.

Vladimir Lenin

Çeviri: Can Ali Çetin

Notlar

[1] Jön Türkler – 1889 yılında İstanbul’da kurulan, Türk burjuvalarından ve toprak sahiplerinden oluşan milliyetçi bir parti olan İttihat ve Terakki’nin üyelerinin Avrupa’daki adı. Sultan’ın mutlak gücünü sınırlamaya, feodal imparatorluğu burjuva anayasal monarşisine çevirmeye ve böylece Türk burjuvazisinin ülkenin ekonomik ve politik yaşamındaki rolünü artırmaya çalışmışlardır. 1908 Temmuz’unda, ordunun desteğiyle burjuvazinin üst kesimi tarafından gerçekleştirilen bir devrim sonucu iktidarı almışlardır. Kurdukları hükümet monarşiyi korumuş ve gerici bir politika sürdürmüştür. Türkiye Birinci Dünya Savaşı’nda yenildikten sonra (1918 sonbaharı) Jön Türk Partisi kendini feshetmiştir.

Kaynak:

Pravda No:90, 24 Temmuz 1017

Lenin, Collected Works, volume 25, pages 121-2, 1977

CEVAP VER