ABD’li Gazetecilerin Mustafa Kemal ile Yaptığı Röportajlar (1920-1921) – Salih Tüfekçioğlu

0
10508
1920 ve 1921 boyunca 3 ABD’li gazeteci (Clarence K. Streit, Robert Steed Dunn ve Paul Williams) Ankara’da Mustafa Kemal ile röportaj yapmıştır. Robert Dunn röportajının tercümanı Yusuf bey, Paul Williams röportajının tercümanı ise Halide hanımdır. Clarence Streit’in yaptığı röportajda konuşma dili Fransızca’dır ve tercüman kullanılmamıştır. Bu röportajların temel odak noktaları Ankara hükümeti ile ABD ve Bolşevik Rusya’nın ilişkileri, Türkiye’de faaliyet gösteren ABD firmalarının geleceği, Türkiye’nin Yunanistan ve İngiltere ile devam eden savaş hali, ABD’nin Ortadoğu politikası olarak sıralanabilir.
Buraya bu üç uzun röportajın tümünü aktarmak mümkün değil, bu yüzden özellikle önem arz eden bazı yerlerini taşıyacağız. Ama bundan önce röportajların yapıldığı dönemde Ankara’nın durumunu gözden geçirmekte fayda var. Yaptığı röportajın yanı sıra, Ankara ve Anadolu’da seyahat edip bunu daha sonrasında kitaplaştıran Streit’in izlenimleri, o dönemki vaziyetin bir Batılı’nın gözüyle değerlendirilmesidir. Bu izlenimlerin Ankara’yla ilgili olan kısımlarına aşağıda kısaca özetledikten sonra, ABD’li gazetecilerin röportajlar sırasında neden özellikle belirli konulara eğildikleri açıklık kazanacaktır.
Streit, Ankara’ya Samsun üstünden karayolu ile gelmiştir. Samsun’a ise ABD destroyerleri Barker ve John D. Edwards ile ulaşmıştır. John D. Edwards destroyeri Samsun limanının açıklarında demir atmış bekliyordu. ABD savaş gemileri kapitülasyon anlaşmalarını gözlemlemek ve Türkiye’de faaliyet gösteren (özellikle de Samsun’daki tütün işletmeleri) firmalarının çıkarlarını korumak için Türk karasularında operasyonlar yapmaktaydı. Streit Samsun’a çıktığında Yunanistan’ın (İngiltere desteğiyle) Pontus Rum Cumhuriyeti kurma çabalarına da şahit olmuştu. Şehirde birçok yabancı memur görev yapmaktaydı. Hatta SSCB enformasyon bürosundan Valdemar Ingall ile de burada tanıştığını aktarmaktadır. Beklenenden daha hızlı, birkaç gün içinde Ankara’dan beklenen izin geldi ve Streit, Çorum, Yozgat, Hasan Dede hattı üzerinden Ankara’ya ulaştı.
sa1

(SAMSUN AÇIKLARINDA BEKLEYEN ABD DESTROYERİ John D. Edwards)

Ankara’da karşılaştığı atmosfer Samsun’da gördüğünden büsbütün farklıydı. Ankara’da yabancı memur sayısı (elçilik çalışanları hariç) bir elin parmaklarını geçmiyordu. Biri şehirdeki Osmanlı Bankası müdürü bir İtalyan, ve biri Fransız, diğeri İngiliz iki müfettiş, ve son olarak bir Türk memurunun eşi Alman bir kadın. Şehirde faaliyet gösteren sadece iki büyükelçilik vardı. Bolşevik Rus büyükelçiliği ve Gürcistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği (ki bu iki ülke o sırada savaştaydı). Streit, SSCB büyükelçisi Mdivani ile yaptığı röportajda büyükelçinin sözlerini aktarır: “Müslüman halklar öncelikle bağımsızlıklarını kazanmalı ve siyasi demokrasilerini kurmalıdır, geçen Eylül ayında toplanan Bakü, Doğu Halkları Kongresine dayanan siyasetimiz, bu ülkelerin ulusal hareketlerini kucaklamak ve yabancı emperyalist ve kapitalist hâkimiyetinden kurtulmalarına yardımcı olmaktır…” Streit aynı zamanda, SSCB ile Ankara hükümeti arasında Trabzon ve Samsun limanları aracılığıyla yapılan ticaretten, SSCB’nin ulusal kurtuluş ordusuna yaptığı altın ve silah yardımlarından, son olarak Rus-Türk ittifakının bir Rus hakimiyeti değil ama yapıcı bir işbirliği olduğundan söz eder (yine Mdivani’nin SSCB’nin Boğazlar konusundaki Çarlık dönemi emellerinden vazgeçtiğine yönelik sözlerini aktararak). Streit’in Ankara izlenimlerinde iki ülke arasındaki bu ilişki öyle çarpıcıdır ki, İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinin yarattığı Ankara’daki duyguları naklederken şöyle bir örnek de verir: “birkaç milliyetçi şunu ifade etti, ‘eğer İstanbul’u kendimize alamayacaksak, başkasının olacağına Bolşeviklerin olsun’..” Elbette ne Ankara’nın Bolşevik hakimiyetine girmek veya komünizme geçmek gibi bir niyeti vardı, ne de Mdivani’nin ifade ettiği gibi Bolşeviklerin böyle bir arzusu vardı. SSCB, Bakü kongresinde alınan kararları uyguluyor ve Ankara tam bağımsızlık için mücadele ediyordu. Ancak ABD’lilerin gözünde bu ilişkiler çok farklı yorumlanabilirdi elbette (veya bu hali bile oldukça tedirgin edici olabilir). İşte Ankara’daki bu atmosfer, her üç gazetecinin Mustafa Kemal ile yaptığı röportaja damgasını vurmuştur.

sa2

(ANKARA’DAKİ SSCB BÜYÜKELÇİLİĞİ PERSONELİ) 

Streit: Sovyet Rusya ile mutabakatınız ne şekildedir?
Mustafa Kemal: Sovyet Rusya ile ilişkilerimiz, isteklerimiz, haklarımız ve çıkarlarımız, bunların tümü iki ulus arasındaki karşılıklı anlayış ve samimi duygulara dayanmaktadır.
Streit: Rusya ile bir ittifakname imzalamış mısınız? Bu takdirde şerait-i ittifak nelerden ibarettir?
Mustafa Kemal: Yusuf Kemal’in liderliği altında bir komisyon oluşturuldu ve kendisi kısa bir süre önce Moskova’ya gönderildi. Komisyon, Rus mevkidaşlarıyla birlikte Kafkasya ve Asya hakkındaki önemli konuları değerlendirip tartışacak; aynı zamanda dünyayı, özellikle de Doğu’yu ilgilendiren konularda ortak bir istikamet belirleyecek.
Streit: Türkiye’de Bolşeviklik yani komünistlik, enternasyonallistlik ilahır hakkında vaziyetiniz nedir?
Mustafa Kemal: Türkiye’de komünizm yoktur. Bütün dünya bizi milliyetçi biliyor. Ulusumuzun bağımsızlığını, haklarını, çıkarlarını müdafaa ettiğimiz için öyleyiz. Ama enternasyonalizmden kastınız tüm halkların bağımsızlığı ve haklarına saygı ise, evet aynı zamanda enternasyonalistiz.
Streit: ABD’ye karşı vaziyetiniz nedir?
Mustafa Kemal: Amerikalıların dostluğundan faydalanmak isteriz. Kendimizi hiçbir zaman Amerikan milleti ile savaşta görmedik, ama Amerikalıların hükümetimizle hala diplomatik bir ilişki kurmamış olması bizi şaşırtıyor.
Streit: Anadolu’da bulunan Amerikan mektepleri ve muavenat işleri hakkında vaziyetiniz nedir?
Mustafa Kemal: Tüm dini ve etnik gruplara yönelik aynı koşullar altındaki insani yardımları olumlu karşılıyoruz, herhangi bir politik amaç gütmediği sürece.
Streit: Muharebe devam ettiği sürece Anadolu’daki Rumlara ve Ermenilere karşı meslek-i hareketiniz nedir?
Mustafa Kemal: Müslüman ve Müslüman olmayan yurttaşlar arasında katiyen hiçbir fark görmüyoruz; düşmanla işbirliği yapmadıkları sürece Rumların ve Ermenilerin korkmasına gerek yoktur.
Streit: Pan İslamizm ve Pan Türkizm ve Turan birliği hakkında meslek-i hareketiniz nedir?
Mustafa Kemal: Tüm Müslümanları Türk hakimiyeti altında birleştirmek anlamına geldiği sürece Pan İslamizm; ve Türklerin yaşadığı tüm milletleri Anadolu Türk hakimiyeti altında birleştirmek anlamına geldiği sürece Pan-Turanizm, İngiliz emperyalistlerinin bize karşı sonu gelmez seferlerini desteklemek için ortaya attığı korkuluklardır. Thames Nehri’nin kıyısındakilerin söylediğinin aksine, dünyanın yarısını veya en azından dörtte birini fethetmek gibi ne bir arzumuz ne de bir planımız vardır.
Streit: Başkan Wilson tarafından önerilen Ermenistan haritası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mustafa Kemal: Milyonlarca Türk’ü binlerce Ermeni’nin hakimiyeti altında yaşamaya sürükleyen Wilson planı saçmalıktır.
Streit: Milletler Cemiyeti hakkındaki fikriniz nedir?
Mustafa Kemal: Milletler Cemiyeti’nin yine İngilizler tarafından kullanılan bir silah olduğunu düşünüyorum.
Williams: (Türk ulusal kurtuluş hareketi ile olası Bolşevik Rusya ittifakı hakkında sorulan sorunun tam metni bilinmiyor)
Mustafa Kemal: İngiltere ve müttefiklerinin, bize bir halk olarak yaşam hakkı sağlayan sınırların ve şartların gerekliliğini anlayacağını ümit ettik; bu kanaatimiz devam ettiği mühletçe dış yardım kabul etmeyeceğiz. Bu tavrımızı hiç değiştirmeden koruduk, ama aksi olursa Bolşeviklerden yardım almamız oldukça kolaydır.
Dunn: Hükümet Amerika ile yakın ticari ilişkiler kurma arzusunu ortaya koyduktan sonra neden Amerika’nın Türkiye’deki en büyük işletmesini kapatmak yolunu seçti? (Samsun tütün işletmesi)
Mustafa Kemal: Büyük millet meclisi hükümeti Samsun’daki Amerikan tütün şirketlerinin çalışmasını kolaylaştırmak için zaten yardımcı olmuştu, hala da öyle. Ancak bu şirketlerde çalışanların silahlanıp düşmanlarımıza yardım ettiğine kanaat getirmişsek, bu yaptırımları uygulamak oldukça tabiidir.
Dunn: Angora ve Moskova arasındaki siyasi ve askeri ilişkilerin niteliği tam olarak nedir?
Mustafa Kemal: Moskova ile Büyük Millet Meclisi hükümeti arasındaki ilişkiler 16.03.1921 tarihli anlaşmaya uygundur. Bu ilişkiler iki taraf için kabul edilebilirdir.
Dunn: Angora hükümeti kapitülasyonların kaldırılmasını talep etmeyen ABD ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasına izin verecek mi?
Mustafa Kemal: Büyük Millet Meclisi hükümeti Amerika ile ilişkilerin yeniden başlamasından memnun olacaktır. Ancak ulusal hükümet, Türkiye’nin tam bağımsızlığını elinden alan kapitülasyonları sürdürmek için Amerikan hükümetinin ısrarcı olmamasını ümit ediyor. Kapitülasyonların kaldırılmasını gerektiren mutlak bağımsızlık, Büyük Millet Meclisi’nin idari ilkesidir.
Salih Tüfekçioğlu
Kaynak: The Unknown Turks, Clarence Streit, edited by: Heath Lowry

CEVAP VER