Modern Emperyalizm – Aziz Nesin

0
10940

Yabancı sömürgenler, her çağda, sömürmek için bir ülkeye girerken, daha önceden o ülkede kendilerine uygun bir sömürme ortamı hazırlarlar.
Birinci Meşrutiyet’te böyle olmuştur. Yabancı sömürgenler, Türkiye’nin kurtuluşunu, daha o zamandan, Batılılaşmak diye göstermişlerdir. Böylece bizi salt biçimsel olarak kendilerine benzeterek rahatça sömürmek ve stratejik alanda kendi çıkarlarına alet etmek için Batı maymunu yapmak istiyorlardı.

İkinci Meşrutiyet’te yine böyle olmuştur. Alman emperyalizmi, Türk halkını sömürmek için Turancılık afyonunu yutturmuştur. Gerçek tehlikeyi gizlemek ve kendilerine bir sömürme ortamı kurmak ve stratejik çıkarlarına Türkiye’yi alet etmek için gözlerimizi anayurt gerçeğinden Turan rüyasına çevirtiyorlardı.

Cumhuriyetin kuruluşundan bir süre sonra yine böyle olmuştur. Dünya tarihinin emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını vermiş olan Türkiye’yi sömürebilmek ve stratejik çıkarlarına alet etmek için yerli burjuva yaratarak kendilerine rahat sömürme ortamı hazırladılar. Bu, doğal ve tarihsel gelişimi içinde bir burjuva sınıfının doğuşu değil, yapma, zorlama ve yabancı sömürgenlerin esiniyle ortaya çıkarılan bir toplumsal piçti, babası belirsiz bir çocuktu.

İkinci Dünya Savaşından sonra yine böyle olmuştur. Yabancı sömürgenler Türkiye’yi sömürmek ve kendi stratejik çıkarlarına alet etmek için, Türkiye’de kendilerine bu sınıftan yerli işbirlikçiler, tefeci ortaklar ve komisyoncu uşaklardan kurulu bir sömürme ortamı hazırladılar.

Dünya halkları uzun ve kanlı deneyimlerden sonra çizmeli istilacı emperyalizme karşı savunmasını ve savaşmasını öğrendi. Ama bugünkü emperyalizm, silahlı, çizmeli, zorba olan eski, klasik emperyalizm değildir. Bugün, bütün gece hırsızları, bütün sahteciler ve maskeli yol bağcıları gibi kılık değiştirmiş ve modern emperyalizm biçimine girmiştir.

Modern emperyalizm, sömüreceği ülkeye artık çizme ile, silah zoru ile girmiyor. Tıpkı bir evin güzel kadınında, kızında gözü olan uçkuru düşük bir zengin zampara gibi, elleri kolları hediyelerle dolu olarak, sana yardım edeceğim diyerek, bilediği keskin dişlerini gizlemek için çirkin suratına güler yüzlü dost maskesi takarak, kanlı tırnaklarını saklamak için canavar ellerine yumuşak eldivenler giyerek sömüreceği ülkeye giriyor. Bunun için de, halkın modern emperyalizmin içyüzünü anlaması geç ve güç oluyor, onu anayurttan kovmak zor oluyor. Ama bugün Türkiye’de modern emperyalizmin maskesi yüzünden düşürülmüştür.

Her yabancı sömürgen, sömüreceği ülkede, daha önceden kendisine rahat bir sömürme ortamı hazırlar dedik. Bugünkü Türkiye’de modern emperyalizmin kendine hazırladığı ortam, her alanda gericiliktir. Modern emperyalizm hangi ülkeye girmişse orada daha önceden gericilik canavarını hortlatmıştır. Kökü dışarıda gericilik, modern emperyalizmin beşinci koludur. Bu gericilik gübresinde Türk halkını daha rahat soymakta, sömürmektedir.

Kimi aydınlar, bugün gittikçe azgınlaşan, kuduran gericilik belirtilerini görüp, 31 Mart hortluyor diyorlar. Hayır! 31 Mart’ı çoktan geçtiler, aştılar; 32 Martı, 33 Martı yaşıyorlar. Ne var ki, modern emperyalizm, klasik emperyalizm gibi silah zoru ile, nalçalı çizme sesleriyle değil, kanser gibi, sinsi sinsi içimize işleyip dal budak sardığından, ağlarını gerdiğinden, karşı koymamız yeterince, gereğince olamıyor. Türkiye’deki gericilik, emperyalizmin ancak bir dış belirtisidir. Gericiliği söküp atmak istiyorsak, önce kökü dışarıda gericiliğin besleyicileri olan emperyalizmin kökünü yurdumuzdan kazımalıyız.

İşte, gerçek yurtseverler, gerçek halkçı aydınlar, olarak bu dalaverelerin içyüzünü gördüğümüz ve gösterdiğimiz için, Türkiyemizin emperyalistlerin bir ileri karakolu yapılmasına, ”Hayır!” diyoruz. Bunun için emperyalistlerin durmadan kışkırttıkları gelecek bir savaşta Türkiyemizin bir deneme alanı olmasına ”Hayır!” diyoruz. İşte bunun için NATO‘ya ”Hayır!” diyoruz.

Mustafa Kemal Türkiyesi, yabancılardan on para borç almadan, sömürgenlerden yardım dilenmeden, demiryollarıyla, endüstrisiyle, herşeyiyle kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi, Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiyesinden daha mı yoksuldu ki gırtlağımıza kadar borca gömüldük? Bu borçlar uğruna, ne olduğu hâlâ halktan saklanan gizli ikili anlaşmalar yapıldı yabancılarla.

Dünyada hangi insan, hangi ulus kendisine yardım yapılmasını istemez? Ama biz, sömürgenlerin yardım maskesi altında, kanımıza, iliğimize kadar soyduklarını, sömürdüklerini, bizi değil, çocuklarımızı değil, doğacak çocuklarımızı bile borçlandırdıklarını bildiğimiz için bu uluslararası dolandırıcılarla gangsterlere, ”Hayır!” diyoruz.

İşte bunun için, dünyanın en konuksever halkı olduğumuz halde, bu insan maskeli, ama canavar ruhluları, defolun yurdumuzdan diye kovuyoruz. Bütün emperyalistlere, ”Go home!” borusu çekiyoruz.

Halkça, ulusça, önümüzdeki ölüm kalım sorunu şudur: Dünya uygarlık haritasında var olmak ya da yok olmak. Emperyalistler ve onların burdaki aracıları ve gübrelikleri olan gericiler, Türkiye’yi dünya uygarlık haritasından silmek istiyorlar.

Gerici güçlerin en belirgin özelliği şudur: İlerici olan, yeni olan herşeyi, önce ona karşı gelerek yıkmaya çalışırlar; beceremezlerse kendi içlerine alarak boğar, yok ederler.

Gericiler basım makinesine karşı gelmişler, ama onu yenemeyince hizmetlerine alıp gerici yayınlarıyla zehirlerini akıtmışlardır.

Gericiler, önce radyoya karşı gelmişler, yenemeyince radyoyu da gerici yayınlarda hizmetlerinde kullanmışlardır. Hoparlöre karşı gelmişler, beceremeyince bütün minarelere hoparlörler yerleştirmişlerdir.

Mustafa Kemal’e karşı gelmişler, beceremeyince Atatürkçülüğü yozlaştırmak için sözde Atatürkçü kesilmişlerdir.

27 Mayıstan sonra gericiler ne yaptılar? Önce 27 Mayısa karşı geldiler, yenemeyince de 27 Mayısçıların en büyük dalkavuğu kesildiler. 27 Mayısçıların en çığırtkan alkışçıları, gerici basın olmuştur. Ama şimdi aynı gerici basın, aynı gerici kalemler, iktidarda olmayan 27 Mayısçıları yerden yere vurarak, onların kişiliklerinde Türk devrimini yıpratmaktadırlar.

Gericiler bugün ne yapıyorlar? Şanlı Türk Ordusunun tarih boyunca herzaman ilerici bir güç olduğunu ve yenilmezliğini bilerek durmadan orduya yaltaklanmakta, ordu büyüklerine dalkavukluk yapmaktadırlar. Açınız gerici gazeteleri, hergün orduya ve ordu büyüklerine övgüler göreceksiniz. Orduyu çok sevdiklerinden, ordu büyüklerini saydıklarından mı? Hayır! Onlar ısıramadıkları eli yalayan yaratıklardır. Tıpkı 27 Mayısçılara yaptıkları gibi, bugün öptükleri eli ısırmak için pusuda uygun zamanı kollamaktadırlar.

Mustafa Kemal, ”Ey Türk Gençliği” diye seslenerek Türkiye Cumhuriyet ve Devrimini Türk gençlerine, Türk gençliğine emanet etti. Mustafa Kemal Türk gençleri dedi, Türk ihtiyarları demedi.

Türkiye’nin gelecek bir savaşın deneme alanı olmasına, ”Hayır!” diyoruz.

Türkiye’nin emperyalist çıkarlarının bekçisi ve ileri karakolu olmasına, ”Hayır!” diyoruz. Haysiyetli yaşamak için, yardım diye uzatılan ellere, ”Hayır!” diyoruz.

Devrimleri yıpratan ve çürüten gericilere, ”Hayır!” diyoruz.
Kendilerini düzenin koruyucusu gibi gösterip Anayasa düzenini bozmak isteyenlere, ”Hayır!” diyoruz. Sonuna kadar, ”Hayır!” diyoruz.

Aziz Nesin

Kaynak:   Toplu Eserler, cilt 12, Türkiye Toplumu ve Demokrasi, (1968)

CEVAP VER