Gerçek Devrimci Yol – Fidel Castro

0
6428

Bir dizi gerilla girişiminin başarıya ulaşamaması ve şimdiye dek bu gerilla hareketlerinden hiçbirinin zaferle sonuçlanamaması – yani devrimci iktidarın ele geçirilmediği – gerçeği, devrimci mücadelenin düşmanları tarafından kanıt olarak kullanılmaktadır; onlar buna dayanarak tüm bir Latin Amerika halkları kitlesinin bugün tutabileceği devrimci yolun yenilgiye uğrayacağı kehanetinde bulunuyorlar!

Bozguncu unsurlar her zaman ortaya çıkmakta ve yenilgiye uğranıldığında, “Bakın gördünüz mü, biz haklıymışız – bu yol hatalıydı” demektedirler. Ve emperyalistler de aynı şeyi diyor. “Gördünüz mü, biz de haklıymışız, işte devrimciler başarısızlığa uğradılar.” Ve emperyalistlerle oligarşilerin yaptığı kehanet ile kendisine devrimciyim diyen birçok bayla örgütün yaptığı kehanet arasında bu garip benzerlik meydana gelmektedir.

Küba’daki koşulların aynısının tüm ülkelerde ya da bizim kıtamızda var olduğunu savunmuyoruz; koşulların farklı olduğu, olanakların daha kısıtlı olduğu bazı istisnalar vardır ama bunlar son derece azdır.

Ama inandığımız şeylerden biri, Latin Amerika’daki ülkelerin büyük çoğunluğunda, devrim yapmak için Küba’dakilerden daha iyi koşullar var olduğudur ve bu ülkelerde devrimler gerçekleşmiyorsa, bunun nedeni, kendine devrimciyim diyenlerin çoğunda devrime inanç olmamasıdır.

Gevezelik, durmadan bir şeylerden konuşmak alışkanlık haline gelmiştir ve bir dizi klişe ile iş görmek alışkanlığı yerleşmiştir ve bazen klişeler emperyalizmin kendisinden daha fazla zarar doğurur, çünkü emperyalizm yaptığı baskılar ve işlediği cinayetlerle halkın mücadelesini kışkırtır, ona hız verir ve dogmalar, klişeler ise devrimci ruhu öldürür, devrimcileri ninni söyleyerek uyutur.

Çok iyi bilinen ve sık sık tekrarlanan sözlerden biri de objektif ve sübjektif koşullara ilişkin olanıdır. Kitlelerin anlayacağı bir dille konuşacak olursak, objektif ve sübjektif koşullar sorununu şöyle açıklayabiliriz: objektif koşullar, kitlelerin sosyal ve maddi koşullarıyla, yani toprağın işlenmesinde feodal sistem, işçilerin insanlık dışı sömürülmesi, sefalet, açlık vs. ile ilgilidir; sübjektif koşullar ise halkın bilinç düzeyi ile ilgili olanlardır. Halk örgütlerinin gelişme düzeyine ilişkin unsurlar da bu arada sayılabilir. Ve onlar şöyle diyorlar; objektif unsurların çoğu bulunmaktadır ama sübjektif koşullar mevcut değildir… Eğer bu şema Küba’ya uygulanacak olsaydı, burada devrim asla gerçekleşmezdi, asla.

Objektif koşullar, doğal olarak, kötüydü ama Latin Amerika halklarının büyük kısmı çok daha kötü koşullar altındadır. Ve sübjektif koşullara gelince… Herhalde Küba’da devrimin olabileceğine inanan yirmiden, ilk başta ondan daha fazla insan yoktu. Başka türlü ifade edersek, halkın bilinç düzeyiyle ilgili sübjektif koşullar mevcut değildi. Eğer sosyalist devrim yapmak için, tüm zamanımızı herkese sosyalizm ve Marksizm’i öğretmeye hasretmek zorundaysak ve ancak ondan sonra devrime girişeceksek, işimiz gerçekten zor demektir… Bilincin önce ve mücadelenin sonra gelmesi gerektiğini düşünmek yanlıştır! Önce mücadele gelmelidir, mücadeleden sonra kaçınılmaz olarak ve gittikçe artan bir şekilde devrimci bilinç gelecektir!

Eğer bana emperyalizmin Latin Amerika’daki en önemli müttefiklerinin kimler olduğu sorulsaydı, ne profesyonel orduları, ne Yanki denizcileri, ne de oligarşileri sayardım, sözde devrimcileri söylerdim… Ve ne yazık ki yığınla sözde devrimci, yığınla şarlatan, yığınla sahtekâr, her türden dolandırıcı bulunmaktadır.

Davaya derinden bağlı, teoriyi bilen ve onu olgularla bağlantılı olarak yorumlayabilen inançlı devrimciler ne yazık ki çok az. Ama eğer, böyle inançlı insanlar bir avuç da olsalar mevcut olurlarsa, devrim için objektif koşulların var olduğu yerlerde devrim olacaktır. Çünkü objektif koşulları tarih yapar ama sübjektif koşulları yaratan ise insandır.

Fidel Castro, 1966

CEVAP VER