Kemalist Ekonomi Modeli-2: Yol Gösteren Yıllar (1929-1938) – İlteriş Civelek

0
8885
Cumhuriyetin ilk yıllarında dönüp tekrar okumamızı gerektirecek güzel hikâyelerin varlığından bahsederek bu yazı dizisine başlamıştık. İlk yazıda mecburiyet yılları olarak tanımlamaya giriştiğimiz Kemalist Ekonomik Modelin 1923-1929 yılları arasındaki politikalarını ele almıştık.[Kemalist Ekonomi Modeli-1: Mecburiyet Dönemi]
Dizimizin asıl hedefi bu yazı aslında. Kemalizm’i, tüm yönleriyle ele alıp bize ilham olan devrimlerin bütünü olarak incelemek yönelimindeyiz. Bu yöneliş sayesinde ancak bu toprakların en büyük ileri atılımını anlayabilir ve yarım kalmış devrimimizi tamamlamak adına önümüze hedefler koyabiliriz. Devrimimizi tamamlamak için önce yarım kalan devrimin ruhunu bir pusula olarak elimize almak zorundayız, devrimin ruhunu tam olarak kavramak mecburiyetindeyiz. 1929-1938 yıllarındaki ekonomik politikalar bu açıdan, bizlere yol göstermesi açısından oldukça önemli. O yüzden de bu yazı dizisinin hedefi aslında 1929-1938 yıllarında uygulanan, Kemalist devrimin ruhunu görebileceğimiz ekonomik politikaları tahlil etmektir.
Bu noktada Kemalist Ekonomi Modeli dediğimiz olguyu incelerken, erken cumhuriyet döneminde uygulanan ekonomik politikaları neden iki evre içerisinde ele aldığımız da daha anlaşılır oluyor. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması’nın içerdiği beş yıllık gümrük tedbirleri, Osmanlı borçlarının yapılandırılma süreci, savaş sonrası durum ve İzmir İktisat Kongresi’nde alınan diplomatik kararlar 1923-1929 yıllarında belli mecburiyetler dayattı. Bu mecburiyetler Kemalizm’in Devletçilik ilkesinin daha somut olarak 1930lu yıllarda uygulanabildiğini açıklamaktadır.
Lozan Antlaşması’na eli güçlü olarak gitmek isteyen Türkiye, İzmir İktisat Kongresi’nde Sovyet olmayacağını ilan ederek Lozan pazarlıklarını başlatmıştı. Bu pazarlıkların Lozan’da sürmesi ile birlikte Osmanlı’nın bize bıraktığı en büyük borç olan kapitülasyonların kaldırılması adına bazı liberal dayatmaları da geçici olarak kabul ettik. Lozan Antlaşması’nda Türkiye’nin 5 yıl boyunca gümrük vergisini %12’den %9’ indireceği taahhüdü 1928 yılında son buldu. Aynı yıl Lozan Antlaşması’nda 85 milyon altın lira olarak Türkiye’nin payına düşen Osmanlı borçları yapılandırıldı. Türkiye Cumhuriyeti emperyalizmin somut araçlarını bu yıllarda def edebilmiştir. Kazandığı askeri zaferi önce Lozan’da diplomatik zaferle ardından taahhütleri atlatırken Kabotaj Kanunu ve üretim ekonomisine geçiş hamleleri ile ekonomik zaferle taçlandırmıştır. 1929 yılındaki Büyük Buhran da buna eklenince liberalizm tarihinin en çalkantılı günlerini yaşayacak ve kapitalizmin bu büyük krizi de Kemalizm’in tam bağımsız bir milli ekonomi politikası uygulamasına fırsat verecektir. Şimdi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin özgün önceciliklerinin, üretim ekonomisinin tam tesisinin ve Kemalizm’in somut anlamda ekonomik yol göstericiliğinin var olduğu döneme sıra gelmiştir.
Altı okun devletçiliği artık fiilen yürürlüktedir. Emperyalizm tehdit bizzat sıkıntılarını çekmiş kadrolar emperyalizme karşı ekonomiyi korumacı denilen üslupla kurgulamaya başlamıştır. Kemalist ekonominin en büyük atılımı sanayileşme alanında olmuştur. Milli gelirde endüstrileşmeye ayrılan %9,9’luk pay 1929 yılında %18,3’e çıkarılmıştır. Bu atılımın ardından Türkiye Cumhuriyeti’nde hafif sanayi girişimleri parça kumaş (dokuma), şeker ve un üretimleri yanında ağır sanayide Demir-Çelik fabrikaları, Kâğıt fabrikaları, kimya endüstrileri ve inşaat, taş-toprak sektöründe ciddi üretimlere başlanmıştır. Sanayi atılımının en belirgin sonucunu en başta söyleyelim: Türkiye Cumhuriyeti 1930-1939 yıllarında sanayileşmede %10,3 büyümüştür. Bu rakam hala cumhuriyet tarihinin en büyük büyüme rakamıdır.
Üretim ekonomisinin korumacı (milli ikameci) yöntemlerle yapılmasının sonucunda, 1929-1939 yıllarında Türkiye’nin ithalat ihtiyacı %15’ten %7’ye düşmüştür. Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin (KİT) gösterdiği bu başarılı sonuçlar devletçilik ilkesinin yol göstericilik açısından önemli bir pratiğidir. KİT’lerin bu başarıyı yakalamalarında yine bu dönem kurulan Sümerbank, Etibank, Denizbank, Türk Ticaret Bankası, Türkiye Halk Bankası gibi bankaların payı büyüktür.
1930ların en önemli ekonomik önceciliği sanayileşme fikridir. Bu, 1929 yılından itibaren ele alınan ve 1933’te ilk kez yürürlüğe giren Beş Yıllık Sanayi planlarının arkasındaki fikirdir. KİT’lerin 1. Beş Yıllık Sanayi Planının sonucunda ortaya çıkardığı tablonun içinde Bakırköy Bez Fabrikası(1934), Keçiborlu Kükürt Fabrikası, Paşabahçe Cam Fabrikası, Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası, Kayseri Bez Fabrikası (1935), İzmir Birinci Kağıt Fabrikası (1936), Çubuk Barajı, Nazilli Basma Fabrikası, Ereğli Bez Fabrikası gibi birçok üretim merkezi ortaya çıkarılmıştır. Bu başarının ardından 2. Beş Yıllık Sanayi Planı da yürürlüğe konmuş ve Dünya Savaşı’nın yarattığı sarsıntılara kadar başarılı sonuçlar vermiştir. Burada sayılan kamu kurumlarının yanında, Başvekalet İstatistik Genel Müdürlüğü (1930), Tekel Genel Müdürlüğü (1931), PTT Genel Müdürlüğü (1933), Hava Yolları İşletmesi (1933), Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü (1935), Maden Tetkik Arama Enstitüsü (1935), Elektrik İşleri Etüt İdaresi (1935), Tapu Kadastro Umum Müdürlüğü (1936), Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (1937) bu yıllarda sanayi planları ile açılan devlet kurumlarıdır.
1. Beş Yıllık Sanayi Planı oldukça başarılı sonuçlar vermesinin yanında dünyadaki ilk planlı ekonomi denemelerinden olmuştur. Bu anlamda Kemalizm’in devletçilik ilkesinin bu pratiği o yıllarda ezilen uluslara ışık olmuştur. Liberal ekonominin büyük buhranı ile müdahaleci görüngenin Keynes adı ile ön plana çıkması liberalizmin ne denli, özünden taviz verecek noktaya gelmiş bir krizin bataklığında olduğunu ortaya koyuyor. Böyle bir ortamda, gelişmekte olan genç cumhuriyet kendi özgün ekonomi modelini gelişmiş ülkeler büyük bir krizin içinde debelenirken kurdu ve başarılı oldu. Bu sebepten ötürü Mustafa Aysan’ın tespiti yerindedir: “Kemalist ekonomik kalkınma modeli, dünyanın ezilen uluslarına örnek teşkil edecek özellikler taşımaktadır. Aynen siyasal bağımsızlık konusunda  dünyanın ezilen uluslarına verdiği örnek gibi…” Burada bir parantez açmak zorundayız: Kemalizm en büyük yol göstericisini bilim yaparak, çağın şartlarına uygun, politik gerçekçi bir şekilde milli çıkarları koruma ve milletini refaha ulaştırma hedefinde olduğu için başarılı olmuştur. Bu hedef ve bu yöntem akılcıdır ve bu yüzden başarılı olmuş ezilen uluslara da yol göstermiştir. Kemalizm’in ruhu buradadır ve bu yüzden 1929-1938 yıllarındaki ekonomik politikaları bu ruha uygun görüyoruz.
Her ne kadar üretim ekonomisinin temelleri mecburiyet yıllarında atılmış olsa da Kemalizm’in özüne uygun olan somut uygulamalar ve Kemalist Ekonomi Modelinin özgünlüğünü oluşturan yıllar 1929’dan sonra başlamıştır. Kısaca 1923-1929 yıllarındaki ekonomik politikalar Osmanlı mirası olan emperyalizmin Düyun-u Umumiye ’den Kabotaj Kanunu giden süreç ile def edilmesi ve bağımsızlaşma için mecburi hamlelerin tamamlanması olarak değerlendirilmelidir. 1923-1929 politikalarında oldukça belirleyici olan İzmir İktisat Kongresinde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.” sözü bu yıllardaki pratiğin teorisini özetlemektedir.
Kemalizm’in özgün öncecilikleri 1929 sonrasındaki somut ekonomik politikalarda belirginlik kazanmıştır ve bugün için yol göstericilik özelliği barındırmaktadır.
Kemalist Ekonomi Modelinin yol gösterici olduğunun anlaşılabilmesi için güncelliğinin tartışılması gerekmektedir. Dizinin son yazısı Kemalist Ekonomi politikalarının neden hala güncel olduğunu ve bu politikaların çağdaşlık hedefimizde güncel sorunlarımıza çözüm olabileceğini ortaya koyacak.

 

İlteriş Civelek

 

Kaynakça
Atatürk Araştırma Merkezi. (2003, 12 8). TC Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi. 2 1, 2017 tarihinde TC Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Web sitesi: http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-56/ataturkun-milli-ekonomi-anlayisi-ve-cagin-kuresellesme-gercegi adresinden alındı
Aysan, M. A. (2000). Atatürk’ün Ekonomi Politikası. İstanbul: Toplumsal Dönüşüm Yayınları.
Boratav, K. (2012). Türkiye İktisat Tarihi. Ankara: İmge Yayınevi.
Coşkun, A. (2003). Cumhuriyetin İlk Yıllarında Türkiye Ekonomisi. Atatürkçü Düşünce Dergisi, 72-77.
Özer Özçelik, G. T. (tarih yok). ATATÜRK DÖNEMİ EKONOMİ POLİTİKALARI. 2 1, 2017 tarihinde Amazonaws:  adresinden alındı
Paçacı, C. (1998). Cumhuriyet Döneminde Türk Bankacılık Sektörü. Yeni Türkiye Dergisi, 3398-3406.

CEVAP VER