Harvey ve Kapitalist Kentin Antikapitalist Potansiyeli – Umut Erdoğan

0
1609
Coğrafya alanına Marksist kuramı ya da tam tersinden bakarsak Marksist kurama coğrafyayı dahil etmesi ile ünlü sosyal bilimci David Harvey, kentin bir yandan çevresini saran ağa işaret eden öte yandan da kentin potansiyeline sürekli vurgu yapan bir isim. Yani ne çelik kafes ne de postmodernizmin çağdaş düşünürleri sarıp sarmalamış belirsizliği içindeki umutsuzluk yok Harvey’de. Karşımızda yasal talepler, şehir hakkı ve şehrin insandan kopuk düşünülemeyeceğinin sürekli altını çizen bir Marksist var.
Harvey, kente yaklaşımında benimsediği anlayış kapsamında inceleme nesnesine yaklaşırken öncelikle ve sık sık aslında sermaye konusunu açmaktadır – doğal olarak, Marx’ın çalışmalarında sermaye birikiminin özgün coğrafi yapılar yarattığını ortaya koyduğunu belirtmektedir. Harvey, Marx’ın bu konumsal analizlerinin birikim teorisi ve emperyalizm teorisi arasında önemli bir bağ olduğunu söylemektedir. Çünkü sürekli genişleme ve kendisini garantileme ihtiyacı duyan bir üretim ilişkileri içerisinde, gelişen ulaşım ilişkileri ve açıldığı yeni pazarlar ile kapitalizm, kendisine coğrafi olarak birikimi için yeni alanlar da açabilmektedir. Gelişen ulaşım ve iletişim imkanları ile beraber sermayenin birikimi için birçok yeni alanın açılması mümkün hale gelmektedir. Kapitalizm için malın dolaşım süresindeki kısalma da birikim sürecini güçlendirecek bir nokta olduğu için, günümüzün gelişen teknolojisi ile sermayenin birikim süreci yeni coğrafi konumlarda gittikçe daha hızlı ve kolay yayılır hale gelmiştir. Merkez ve çevre arasındaki ilişki yoğunlaşmaya başlamış, büyük kentsel merkezlerde gözlemlenen yığılmalar üretimin yoğunlaştığı noktalarda artmaya başlamıştır. (Harvey, 2015:296 – 307).
Bu bağlamda Harvey’ye göre şehirler bir artı ürünün toplumsal ve coğrafi olarak yoğunlaşmasından doğmuştur. Bu yüzden de kentleşme daima sınıfsal bir olgudur çünkü artı ürünün nasıl kullanılacağının denetimi de daima küçük bir grubun elinde olmuştur. Üretim ilişkilerinden bağımsız biçimde kente yaklaşmadığı için Harvey’in gözünden ilerlendiğinde de kente bakıldığında, kapitalist üretimin zamanla aldığı yol ve dünya nüfusunun kentleşmesi grafiği açısından bir paralellik görülebilmektedir.
Harvey, kentsel dönüşüm konusuna da değinmektedir. Kentsel dönüşüm aracılığıyla sermayenin çıkarlarına hizmet edildiğini belirten Harvey, bu konuda Engels’in Kent Sorunu adlı çalışmasına da değinmektedir. Engels’in bu çalışmada vurgu yaptığı nokta, şehirdeki çarpık yapılaşma sorunun çözülmek yerine adeta burjuvanın göz zevki için bir yerden başka bir yere taşınmasıdır. Varoşların ya da rezil sokakların ortaya çıkmasını yaratan iktisadi düzenin, sorunu düzeltmek yerine sorunu başka bir yerde var olmaya devam etmek üzere şehrin başka bir yerine taşıması üzerine Engels’in sert eleştiriler yönelttiği bölüme Harvey değiniyor. Harvey, yaratıcı yıkım yöntemiyle ilerleyen kentsel dönüşüm süreçlerinden en çok ve ilk etkilenen kesimin her zaman yoksullar olduğuna dikkat çekmektedir.
Bu noktada Engels ile Harvey’in aynı pencereden baktıklarını görmek de mümkün olmaktadır. Her ikisi de sermayenin çıkarları için atılan adımların altında ezilenlerin yoksullar olduğunu ve adımların hiçbirinin aslında kent için ya da kentin yoksulları için yapılmadığının vurgusunu yapmaktadır.
Harvey’ye göre kent hakkı, kısıtlı bir alana sıkışmış biçimdedir ve bu alanda söz sahibi olanlar kenti kendi ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda şekillendirme gücüne sahip olan küçük bir siyasi ve iktisadi elittir. Bu da sermayenin yeniden üretimi sırasında kentleşmesi ile ilgilidir. Çünkü sermaye, kentleşme süreçlerine tabiidir. Buradaki varsayım ise, kapitalist sınıf güçlerinin kentleşmeye hakim olma kapasitesinin güçleniyor olması durumudur. Bunun gerçekleştiği durumlarda artık sermayedar sınıf nüfus üzerinde de hakimiyet kurabilir hale gelebilmektir. Böyle bir egemenliği elde etmek ise hiç kolay değildir, diye belirtmektedir Harvey. Tam da bu yüzden şehir ve onu meydana getiren kentsel süreçler bu nedenle toplumsal taleplerin iletilmesi için önemli noktalar olmaktadır (Harvey, 2015:116).
Örneğin sokaktaki hareketler gibi. Çünkü sokak, tarihte pek çok kez toplumsal hareketler aracılığıyla devrimci hareketlerin ortak alanlarına dönüştürüldüğü gibi, kanlı bastırma harekatlarına da sahne olmuş kamusal bir mekandır. Kamusal mekanın üretiminin, bu mekana ve kamusal hizmetlere erişiminin ne yoldan, kim tarafından ve kimin çıkarları doğrultusunda denetleneceğine dair bir mücadele ise her zaman vardır (Harvey, 2015:125).
Kapitalist kentleşmenin toplumsal, siyasal, yaşamaya elverişli bir müşterek alan olan şehri sürekli tahrip ettiğini vurgulayan Harvey, kentleşmenin kentsel bir ortak alanın hiç durmadan üretilmesi ve özel çıkarların buna hiç durmadan el koyması ve bunu yok etmesi süreci olduğunu belirtmektedir (Harvey, 2015:133). Bazı durumlarda bir şehrin başarıyla bir markaya dönüştürülmesi için akıllardaki o marka imajına uymayan herkesin ve her şeyin ise adeta ihraç edilmesinin ve kökünün kazınmasının gerekliliğinin de olduğu bir düzenin varlığının da altını çizmektedir (Harvey, 2015:164).
Bu bağlamda Harvey, çoğu sosyal politikanın doğrudan doğruya bir toplumsal sistemdeki belli bir gelir dağılımı koruma çabası ya da bir toplumu oluşturan gruplar arasında gelirin yeniden dağıtılmasını sağlama çabası olarak tasarlandığını ifade etmektedir. Harvey, buradaki sorunun kentin homojen bir yapıda olmayışı ile bağlamaktadır. Çünkü kent sistemi içerisindeki farklı parçalar, kent içerisindeki değişimler ve dönüşümler karşısında farklı uyum kapasitesi ve hızına sahiptir. Bazı gruplar değişimlere hızlı yanıt verebilirken bazı örgütlenmeler ağır tepkiler verebilmektedir. Bu da kentin uyumunun düzgün gelişme gösteren orana sahip homojen bir sürece sahip olmadığının kanıtı olarak ele alınmalıdır Harvey’ye göre. Bu farkı oluşturan noktalara örnek olarak da eğitim ve para gibi toplumsal eşitsizliğin oluşmasında önemli etkenlerden biri olan bir noktaya dikkat çekmektedir Harvey. Mali kaynak ve eğitime ulaşma hususunda sıkıntısı olmayan kent içerisindeki değişimlere uyum sağlama ve yanıt vermede daha hızlı ve rahattır diye belirtmektedir (Harvey, 2016:57). Bunun sonucunda mekansal mesfenin bireyler ve farklı topluluklar üzerinde yarattığı psikolojik mesafeye de ayrıca vurgu yapmaktadır.
Harvey, adil yollarla sağlanmış bir bölgesel sosyal adaleti ise kısaca şöyle özetlemektedir: Gelir dağıtımı her bölgedeki nüfusun ihtiyaçlarının karşılanacağı, kaynakların bölgeler-arası çarpan etkilerini azami düzeye çıkaracak şekilde tahsis edileceği, fazla kaynakların fiziksel ve toplumsal çevreden kaynaklanan özel zorlukların karşılanmasına tahsis edileceği şekilde olmalıdır. İkinci olarak ise; mekanizmalar (yani kurumsal, örgütsel, siyasal ve iktisadi) en az avantajlı bölgelerin başarı şansının olabildiğince yüksek olmasını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir (Harvey, 2016:111).
David Harvey, kentin kapitalizmle mücadele bağlamında nasıl örgütlenmesi gerektiğini konusunda net bir şey (açık bir yol haritası diyelim ya da) söylememekle beraber tüm metinlerinde aslında açıkça ifade etmektedir ki bu, antikapitalist bir örgütlenme biçimi olacaktır. Asi Şehirler adlı kitabının son bölümlerinde kentsel örgütlenmenin kapitalist bürokrasi çerçevesine hapsedildiğini vurgulayan Harvey, bunun antikapitalist bir siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmadığını belirtmektedir. Öte yandan, aslında Harvey umutsuz değildir. Kent konusundaki tespitlerinin tamamı örgütlenmenin mekanla olan ilişkisi içerisinde çaresiz kalmadığını göstermektedir. Bir yanda kent içerisindeki rantın gerek emlakçılar gerek bürokrasi gerek siyaset ile sarıldığı hali tasvir ederken, öte yandan mekanın kullanımın kentsel devrim için aslında umutsuz bir tablo çizmediğini yakın dönem kentsel hareketler üzerinden de örnekleyerek anlatmaktadır. İdarenin kapitalist oluşunun karşısında antikapitalist hareket sahasının da yine kent içerisinde mevcut olduğunu ifade etmektedir Harvey.
Umut Erdoğan
Kaynakça
Harvey, David (2015). Asi Şehirler (A. D. Temiz, Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.
Harvey, David (2015). Sermayenin Mekanları (B. Kıcır, D. Koç, K. Tanrıyar, S. Yüksel, Çev.). İstanbul: Sel Yayıncılık.
Harvey, David (2016). Sosyal Adalet ve Şehir (M. Moralı, Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.

CEVAP VER