Deniz Gezmiş’te Vatansever Devrimcilik – Hikmet Aslan

0
2418
“Tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir.” diyordu Atatürk. Tarih yazımı mutlaka politiktir, saf bir tarih yazımı ortaya konamaz. Tarihi, bir kısmı su ile dolu bir bardak olarak düşünürsek, kimi tarihçi, bardağın dolu tarafından yazar ve yorumlar kimisi de boş tarafından. Fakat ortada bir de bardak vardır. Nedir bu bardak, neyi simgeler? Bu bardak tarihi belgeleri simgeler. Bardağı inkar edip görmezden gelenler dezenformasyona saplanır.
Bu yazıda Türk solunun en önemli devrimcilerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, yani Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun 12 Mart döneminin Amerikancı ve devrimci-ilerici düşmanı mahkemelerinde yaptıkları ortak savunmadan kesitler verilecektir. Bu kesitler, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının vatansever devrimciliklerine ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza bakışlarına örnek olarak sunulacaktır. O yüzden savunmadaki diğer başlıklar başka yazıların konusu olabilir.
Dünyada 1980’ler itibari ile neoliberal ekonomi ve politikalar atılım yapmıştır. Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle ABD tek süper güç olarak kalmayı hedeflemiştir. Bu döneme de “Küreselleşme” adını vermiştir. Küreselleşme adı verilen bu olgunun genel hatları ise şöyle çizilmiştir: Sınırlar ortadan kaldırılacak, ulus devletler yıkılacak, devlet piyasaya müdahale etmeyecek ve insanlık barış içinde yaşayacaktır vs. Elbette bu olgunun hayata geçirilmesi ulusal bilinci gıdıklamamak gayesi gözetilerek dışarıdan bir müdahale ile olmayacak, yerel ölçekte bu ideolojinin “azılı” taraftarları bu göreve memur edilecektir. Bu “memurlar”ın birçoğu eski solcu yeni liberallerdir. Küreselleşmenin esasında bir enternasyonalistleşme olduğunu ve tam da solun istediği şeyin zaten bu olduğu palavrasını yayacaklardır. Bu isimlerin pompaladıkları fikirlere göre aşağı yukarı şöyle bir manzara ortaya çıkmıştır: 20.yüzyılda birçok ülkede darbeler yapan, kanlı iç savaşlar çıkaran ABD, demokrasinin beşiği; sosyalistler, ulusal kurtuluşçular ise demode, insan hakları düşmanı, militarist oluverdi. Dolayısıyla eski devrimciler tarihin karanlık sayfalarına gömülmeli, sistem kendi solunu yaratmalı idi. Bu gaye doğrultusunda Türkiye’de de sola operasyon çekildi, psikolojik savaş açıldı. Eski solcu yeni liberaller, tıpkı 12 Eylül darbecilerinin Türk-İslam sentezini Kemalizm olarak göstermeleri gibi, genç kuşaklara solculuğun şartlarını şöyle sıraladılar: Solcu isen devlete düşman olacaksın, vatansever asla olmamalısın, ulus devleti değil azınlık haklarını savunacaksın, ulusalcılığı lanetleyeceksin, Türk ordusuna daima düşman olacaksın vs.
Ülkemizde sol grupların hemen hepsi Deniz Gezmiş’leri sahiplenir. Fakat birçoğunun bu sahiplenmeci tutumu duygusal bir yaklaşımdan ileri gitmemektedir. Bu romantiklikten ziyade Denizlerin gerçek fikirlerine bakmak gerekir. Türk solu (Yoksa Türkiye solu mu denmeli?) liberalleşip AB’ciliğe savruldukça, PKK’yı devrimci addedip peşine takıldıkça eriyor. Bir kısmı geçmişini inkara girişiyor; fakat yine de bunu açıkça söyleyemiyor. Ne de olsa Deniz Gezmiş’i, Mahir Çayan’ı pankartlarda sömürmek pek hoş(!) 6 Mayıslarda göz yaşı dökerek, “isyan-devrim-özgürlük” diyerek devrimcilik yapmak müthiş(!) Antiemperyalizm, Kurtuluş Savaşı, Atatürkçülük vs.modası geçmiş kavramlar onlara göre. Yine bazı sol kesimler Denizlerin ilk başlarda Kemalist olduklarını, sonradan Kemalizme karşı savaştıklarını bile iddia edebiliyor. İslamcı-muhafazakar yazar çizerler Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını millet düşmanı, vatan haini göstermeye çalışıyor; bir kısım müstemleke solcusu ise bu tezleri tersten besliyor. Çünkü onlara göre solcu olmanın şartı Türk milletine nefret duymaktır, Türk ordusunu aşağılamaktır. Bunlara karşı tarihi bir belge olan THKO savunmasında Denizlerin Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine dair tahlillerini, Atatürk’e ve Kurtuluş Savaşı’na bakışlarını göz önüne sermek gereklidir.
THKO’lular savunmanın girişinde Kurtuluş Savaşı’mıza selam gönderiyorlar:
“Dünyanın ve Ortadoğu’nun en eski devletlerinden biri olan Türkiye hala kalkınamamış olup, yarı-bağımlı durumdadır. Bir avuç sermaye çevresi Amerikan doları uğruna ulusumuza ihanet etmiş ve bağımsızlığımızı yabancılara ticaret konusu yapmışlardır. Yurdumuzun bağımsızlığı için giriştiğimiz bu kavgada Kurtuluş Savaşımızda şehit olanların onurlarını ve ulusumuzun kaderini korumaya kararlı olduğumuzu bildiriyoruz. Kurtuluş Savaşımızın tüm şehitlerine selam olsun…”(Deniz Gezmiş Savunma, sf. 20)
Bağımsızlık mücadelesinin modasının geçtiğini söyleyenlerin elbette yeni kuşaklara bu sözleri aktarmaya niyetleri yoktur. Denizler bağımsızlık diyorlar, Kurtuluş Savaşımız diyorlar, şehitlerimiz diyorlar.
Atatürk’ün tam bağımsız olmak için kesinlikle ekonomik yönden de bağımsız olunması gerektiği yönündeki görüşünden esinlenerek Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki kurum ve olaylarla 1950’lerin ve 60’ların Türkiye’sini karşılaştırıyorlar:
“Düyun-u Umumiye’ye benzerlikler gösteren kuruluşlara bugünün Türkiye’sinde de rastlanır. 1950-58 döneminde alınan ve ödenemeyen borçlar nedeniyle 1958’de bazı tedbirler alınmış ve milletlerarası kuruluşların temsilcileri Ankara’ya gelerek alınan tedbirleri denetlemişlerdir. 1963 yılında kurulan Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu ve Amerikan Yardım Teşkilatı’nın (AID) Düyun-u Umumiye’ye benzer yanları çoktur.”(Savunma, sf.34)
Deniz Gezmiş’i bugün ancak IMF ve Küreselleşme karşıtları, Batı’ya karşı milli ekonomiyi savunanlar sahiplenebilir. Savunmanın bir diğer yerinde “Emperyalist devletler Osmanlı Devleti ile ilişkilerinde aracı olarak daima Rum ve Ermenileri kullanmışlardır. Emperyalistler kendi hizmetlerinde çalışacak teknik elemanları yetiştirmek için birçok okullar açmış ve bu okullarda kendi bayraklarını dalgalandırmışlardır” denilmekte.(Savunma, sf.35) Bu tahlili bugün Kemalistler, ulusal solcular yapınca ırkçılıktan tutun da yabancı düşmanlığına kadar her türlü yafta vuruluyor. Ve “Amerikalı hocaların, CIA ajanlarının bütün gayretleri milliyetçileri takip edebilmektir” deniyor. (Savunma, sf.35) Denizler milliyetçilik kelimesini kullanmaktan çekinmiyorlar, çünkü burada kastettikleri milliyetçilik aydınlanmacılık, ulus devletin devrimci rolü, Kemalizm, feodalizme karşı devrimci cumhuriyet ve bağımsızlıkçılık. Günümüz bir kısım solcusu gibi milliyetçiliği ayıp bir kelime olarak görmemişlerdir Deniz Gezmişler.
Savunmada İttihat Terakki Cemiyeti hakkındaki tahliller günümüzün vatansız solcularının pek hazzetmeyeceği cinsten: “Osmanlı Devleti’ndeki vatansever aydınlar Tanzimat uygarlığı oyununun asıl niyetini kısa zamanda anladılar. Gizli örgütler kurarak iç ve dış düşmanlara karşı savaşmaya karar verdiler. Bu örgütlerin başlıcaları Jön Türkler, Yeni Osmanlılar, İttihat ve Terakki idi. (…)Bu sırada hemen bütün okullarda yurtsever gençler, cemiyetler kuruyorlardı. Kuleli Askeri İdadisi’nde İhtilalci Askerler Cemiyeti, Askeri Tıbbiyelilerin gizli cemiyeti, sivil aydınların kurduğu Cemiyet-i İnkılabiye bunlardandı. Bütün bu cemiyetler çıkardıkları gizli dergilerle Abdülhamit istibdadını yeriyordu…Abdülhamit’in aylıklı ihbarcıları boşa çıktı ve emperyalistler kendi kazdıkları kuyuya kendileri düştüler. En güçlü antiemperyalist direnmelerden birisi de bu konuda yürütüldü. Vietnam’da bağımsızlık mücadelesi veren halkın amansız düşmanı, insan kasabı Commer’in arabası yakılarak yurdumuzdan kovuldu.” (Savunma, sf. 36 37)
Denizler, görüldüğü üzere, antiemperyalist ve bağımsızlık mücadelelerinde Türkiye’nin devrimci birikimine sahip çıkıyorlar, yaptıkları eylemlerle kendi tarihimizden benzerlikler kuruyorlar. Halbuki günümüzün vatansevmez solcularına göre İttihat Terakki ırkçı bir örgüt, hatta Abdülhamit reformcu, ilerici(!) bile olabiliyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşları Abdülhamit’e karşı Resneli Niyazi’nin yanındadır, işbirlikçi Hürriyet ve İtilaf’a karşı millici İttihat Terakki’nin yanındadırlar:
“Meşrutiyet’in ilanından sonra ortaya çıkan Hürriyet ve İtilaf Partisi İngiliz taraflısı idi. Hürriyet ve İtilafçılarla, İttihatçılar arasındaki vatansever unsurların çatışması yakın tarihimize kadar dayanır. İttihatçılar arasındaki vatanseverler, Kurtuluş Savaşında İstanbul’da Karakol Cemiyeti’ni, Anadolu’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini kurarak emperyalistlerle mücadele ederken, İtilafçılar yabancılarla işbirliği yapıyor, vatanı yabancılara peşkeş çekiyorlardı. İtilafçılar, daha sonra da Serbest Fırka’da ve Demokrat Parti içinde çöreklenmişlerdir.” (Savunma, sf.39)
Türkiye’de solun içine salınan virüslerden birisi de Atatürk’ün ve Kemalistlerin antiemperyalist olmadıkları, aksine Kurtuluş Savaşı’nın işgalci güçlere karşı verilmeyip Rum ve Ermenilere yönelik bir etnik temizleme harekatı olduğu palavralarıdır. Bu kimselerin Deniz Gezmişleri politik malzeme yapmaya, pankartlarda sömürmeye hakları yoktur: “19 Mayıs 1919, saldırgan emperyalistlere ve onların emrindeki iç düşmana karşı, Mustafa Kemal önderliğinde, Türk halkını örgütlemek için Kurtuluş Savaşının politik anlamda başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, emperyalizme, padişahlığa, hükümete ve köhnemiş devlet yapısına karşı Mustafa Kemal ve arkadaşları önderliğinde yürütülen devrimin başlangıcıdır.” (Savunma, sf.43)
Birilerinin idolleri Anzavurlar, Pontus çeteleri iken Denizlerin idolleri vatanseverlerdir, Mustafa Kemal’dir. THKO’lular kendilerini Tıbbiyeli Hikmet’in devamı olarak görürler:
“Bu arada Sivas Kongresi’ne İstanbul Tıp Fakültesi’nden Hikmet Bey isminde bir öğrenci delege olarak gönderilmiştir. Kongrede Amerikan mandası tartışılırken Hikmet Bey şöyle diyordu: Paşam murahhası bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem… Farzımuhal manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz.” (Savunma, sf. 47)
Türkiye’nin devrimci birikimini yeni kuşaklara doğru şekilde aktarmak en önce bir vicdan meselesidir. Kimsenin en önemli tarihi belgeleri görmezden gelerek, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına ait olmayan düşünceleri onlarınmış gibi göstermeye hakkı yoktur. Deniz Gezmişler son nefeslerine kadar antiemperyalist, vatansever, sosyalist ve Atatürkçüdürler.
Hikmet Aslan
Yararlanılan kaynak: Deniz Gezmiş Savunma, İleri Yayınları, 3.Basım: Ekim 2008

CEVAP VER