Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nden bir yazı: “Emperyalizme Karşı”

0
824

Kuvayı Milliye önderi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının, içinde yaşadıkları dünya sistemi hakkında düşündüklerini, Anadolu’daki hareketi, o sistem içinde nereye koydukları ve Kurtuluş Savaşı’nda kazandığımız büyük başarının fikir temellerinin ipuçlarını bulacağımız Hakimiyet’i Milliye Gazetesi, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinden on dört gün sonra, Kemalist Devrim’in önderleriyle birlikte çıkarmaya başladığı ve çoğunun Atatürk’e ait olan (veya  yazılmasını dikte ettiği) başyazıları içerdiği bilinmektedir. O Hakimiyet’i Milliye Gazetesi’nden bir yazı paylaşıyoruz.

EMPERYALİZME KARŞI 

Emperyalist her tarafta harp tehditlerini yeniden ortaya atıyorlar ve bu maksatla mesailerini artırıyorlar. Lakin bunlar da sermayedarlık idaresi kadar baki kalabileceklerdir.
Emperyalizm, genişleme ve istila ile eşanlamlıdır. Bütün kapitalist hükümetler genişleme ve istila taraftarıdır. Zira sermayedar sınıflar, daima mallarını sürecek ticaret pazarları ve hammadde aramakla meşguldürler. Bunlar fabrikalarında kullanmak üzere hammadde ve mamullerini sarf etmek için de ticaret pazarlarına muhtaçtırlar. Kömür, petrol, bakır, kauçuk meseleleri ve diğer hammaddeler, medeni memleketler için pek mühim ve esaslı şeylerdir. Bunlar, bu gibi hammaddelerin mevcut bulunduğu arazi ve memleketler hakkında çekişir ve mücadele ederler.
Bunun dışında, yetiştirdikleri sanayi mamullerini satacak müşteri tedariki için de birbirleri aleyhinde daimi mücadelededirler.
Tabiidir ki, bu memleketlerden biri bu araziden birine sahip olmak ve oralardaki müşterilerden birini elde etmek istediği zaman, hareket ve fiillerinin hakiki sebeplerini gizler ve bu konuda birçok vesile ve bahaneler icat eder. Irki sebepler, kavmi hüviyetler, milletlerin eğilimleri ve kabileler ve aşiretler meseleleri söz konusu olursa, medenilik mecburiyeti gibi iddialar ortaya atılır. Zira sömürgecilik, emperyalizm tarifleri ve vasıflandırmaları arasındadır.
Bu son sıfat, bütün dünyaya hakim olmak isteyen büyük devletlere tahsis edilebilir. Fakat bunu genişleterek ikinci derecede hükümetlere tatbik etmek mümkündür. Lehistan, Romanya, Yugoslavya ve Yunanistan dahi aradaki nispet muhafaza edilmek şartıyla İngiltere ve Fransa kadar hırslıdırlar.
Çar Rusyası, İstanbul ve Boğazlar’ı talep etmek suretiyle emperyalizm ihtiraslarını meydana koymuştu. Avusturya ve Macaristan, Balkan Slavlığını yutmak veya yutmaya çalışmak, Almanya da Asyai Türkiye’de yerleşmek suretiyle bunu ortaya koymuşlardı.
İngiltere Transval’da ve en son defa da İran ve Elcezire’de; Fransa Fas ve Suriye’de sınırsız ilhaklarda bulunmak maceralarına girişmişlerdi. Onların milletlerarası siyasetlerinin esasını bu teşkil ediyordu.
1914 senesi harbi, emperyalizm eğilim ve cereyanlarının çarpışmasından ortaya çıktı. Harp, emperyalistlerden bazılarının mevcudiyetini muhafaza etmiş ise de, birtakımlarını da mahv ve yok etti. Bununla beraber, gelecek pek karanlık görünüyor. Zira galip devletler pek büyük ihtiraslar gösteriyorlar. Amerika ve Japonya da, Fransa ve İngiltere’nin takip eyledikleri planı takip ediyorlar.
Emperyalizm aleyhine mücahede ilan etmek, vicdanı olan bütün insanlara bir vazifedir. Herkes kendi mesleğinde çalışmakla beraber, milletlerarası bir işbirliği ile bu maksadı temin eylemelidir. Lakin dünyayı istila etmek isteyen genişleme ve istila taraftarlarının azgın tehdidinden cihanı kurtarmak ancak kapitalizmin kaldırılmasıyla mümkün olur.
(18 Nisan 1921)

CEVAP VER