68: Bir Tarihten Fazlasıdır – Eray Saygınsoy

0
1629
68 denilince aklımıza şüphesiz 68 kuşağı gelir. O ateşli, bağımsızlığın dillerden düşmediği, haksızlığa karşı boyun eğmeyen, devrimci 68 gelir akıllara… Öğrencilerin umutsuz olmadığı, üniversitesinde de, ülkesinde de demokrasi isteyen, işçinin/köylünün kısacası halkın içinden olan 68…
68’li yıllar sadece ülkemizde ateşli bir devrimci hareket değildi. Dünyayı kasıp kavuruyordu 68’in devrimcileri. 68’deki devrimci hareketlerin bu kadar ateşli olmasında: Vietnam’ın ABD’ye karşı zaferi, Mao Zedung’un “Kültür Devrimi” ve Che Guevara’nın CIA tarafından öldürülmesi belli başlı etkenlerdi. Türkiye’de bu etkenlerin içine bir de 27 Mayıs’ın etkisi ve 61 anayasasının sağladığı özgür ortam da eklendiğinde, bizim 68’in bu etkenlerle ateşlendiğini söyleyebiliriz.
Gençlik hareketimizin zirvesi
68 kuşağının öğrenci önderlerinden Hasan Yalçın: “68, gençlik hareketimizin zirvesi olarak görülüyor. Henüz aşılmış değildir. Önümüzdeki süreç içerisinde aşılacağı kuşkusuzdur”(68’in Sırrı, sf. 22) diyerek 68’in Türkiye gençliği için zirve olduğunun altını çiziyor.
Gençlik hareketimizin zirvesi olan 68, kendine has bir karakter ortaya çıkarmayı başarmıştır. Karakterini Kurtuluş Savaşı’ndan, Mustafa Kemal’lerden alan 68, sosyalizm arzularını da bu karaktere eklemişlerdi. Milli olduklarını, bu toprakların devrimcileri olduklarını her zaman dile getiriyorlardı. 68’e göre yaptıkları kitlesel hareket: İkinci Milli Kurtuluş Savaşı niteliğindeydi. Bu yüzdendir halkımız tarafından benimsenmesi, bu yüzdendir emperyalistlerin bu hareketten ürkmesi…
Neden her zaman 68?
68’in üzerinden neredeyse 50 yıl geçmiş olmasına rağmen neden dillerden düşmüyor diye sorarsanız cevap çok basit: vatanseverdi, dayanışmacıydı, ulusunun tarihini kucaklıyordu, halktandı, en önemlisi ise liberal akımlara sapmıyordu.
68’in sırrı gördüğünüz gibi basit olsa da, ‘ABD’nin çocukları’ tarafından yapılan darbeler; 68’i silmeye can-ı gönülden çalıştı. Türkiye solu üzerinden yapılan operasyonların silmenin yanındaki diğer amacı ise ‘vatansız bir sol’ yaratmaktı. Böylelikle halk, soldan koptukça her zaman ABD’nin vatansever (!) siyasetçilerine yanaşacaktı. Tekrar bir 68’in yaşanmasını, başarıya ulaşmasını ABD ve işbirlikçileri göze alamazdı ve hala daha alamayarak operasyonlarına son sürat devam ediyor-lar.
Günümüzün Neo-Liberal Solu ve 68
Günümüz Türkiye’sindeki neo-liberal sol akım ile 68’deki akımı birebir değerlendirmek elbette hataya götürebilir ancak başlıca etmenler üzerinden değerlendirirsek: herhangi bir hata ile karşılaşacağımızı düşünmüyorum.
Günümüzde yukarıda da bahsettiğim gibi: darbeler ile yapılan operasyonlar yeni akımlar ortaya attı. Bu operasyonların en önemlisi: Neo-Liberal Sol yaratmaktı.
Türkiye’de solun önemli bir kısmını kapsayan bu neo-liberal sol: ABD’nin hem ülkemiz için tehdit unsuru olan, hem de bir başka ulus üzerinde yaptığı emperyalist operasyonları ve ortaklıkları desteklemeyi ‘olması gereken’ olarak değerlendiriyor.
Oysa 68’in ABD’ye karşı tavrı çok netti: Yankee go home!
Bunların yanı sıra ABD projesi bu solda, Mustafa Kemal’den bir kopuşun ortada olduğu da gözden kaçmıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ü basit bir burjuva devrimcisine indirgeyen neo-liberal solun böylelikle bu topraklardan, bu toprakların tarihinden koptuğu daha net gözüküyor.
Oysa 68, “Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü” yapacak kadar yürekte taşıyordu Mustafa Kemal’i; mazlum milletler coğrafyasının büyük liderini.
Vatanseverliği, ‘faşizm’ ile eşdeğer tutabilecek hale gelen bu sol, çıktığı noktayı da çok iyi bir şekilde resmedebiliyor. Böyle yaparak, 68 kuşağına ‘faşizan’ yaftası vurduğunun farkında mı değiller, olmak mı istemiyorlar anlamak zor.
68 kuşağı yaptığı eylemlerde, verdiği demeçlerde: vatanseverliğini, tarihine düşkünlüğünü net olarak ortaya koymaktadır. Somut bir kanıt yukarıda da bahsettiğim: kitlesel harekete verilen, “İkinci Milli Kurtuluş Savaşımız” adı değil midir?
Ayrıca bir ek olarak THKP-C’nin savunmasında; “Vatansever olduğumuz için sosyalistiz. Sosyalist olduğumuz için vatanseveriz”(THKP-C Savunma, sf. 161) denilmiyor mu?
Konuyu daha fazla uzatmadan toparlayalım. 68 kuşağından çıkarılacak çok ders vardır. Bu dersler çıkarılmadığı takdirde: 68 her zaman zirve olarak kalacaktır. Hasan Yalçın, Türkiye’deki gençlik hareketinin başarı anahtarını daha doğrusu 68’i aşması için gerekli olanları şöyle özetliyor: “Gençlik kitlesiyle birleşmek, halk yığınlarını kazanmak, provokasyona dikkat etmek, disiplini gözbebeği gibi korumak!”(68’in Sırrı, sf. 83) başarının sırrı işte bu kadar net.
Bir tavsiye olarak: 68 kuşağının sırrını detaylıca incelemek için: Hasan Yalçın’ın, ‘68’in Sırrı’ adlı eseri kesinlikle okunmalıdır.
Eray Saygınsoy

CEVAP VER