Kemalizmin Antiemperyalist Duruşu – Mustafa Kırmızı

0
2024
“Mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal hale mazhar olacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk

Günümüzde Türkiye’de solun unutulmaya yüz tutmuş kavramlarından anti-emperyalizm konusunu ele almaya çalışacağım. Çünkü Ortadoğuda özellikle Suriye’de yaşanan kamuoyu tarafından genel geçer bir bilgi haline gelen ‘’vekalet savaşları’’nın odak noktası olan coğrafyada vekaletler piyon görevi görmekte buna binaen coğrafyanın yeni emperyalist piyonları toprak kapma yarışına girmiş durumdadır. Suriye Arap Cumhuriyeti’nin anti-emperyalist mücadelesi Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması açısından had safhada önemli bir meseledir. Türkiye’de kendini sol diye adlandıran parti ve kurumlar hem Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunup aynı zamanda Amerikancı-Kürdistan projesine destek vermektedir. Peki, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Kemalizmin anti-emperyalist duruşu; Tarihin kaydettiği ilk ulusal bağımsızlık savaşında Anadolu’daki hareket istiklal-i tam, yani tam bağımsızlık adına Güney cephesinde Fransızları, Batı cephesinde hem İngilizleri ve hem de onun piyonu Yunanlıları, Doğu cephesinde Fransız Üniforması altında savaşan Ermenileri yani Anadolu’yu paylaşım savaşında emperyalizmi Mustafa Kemal önderliğinde yenilgiye uğrattık. Düşünün ki Ortadoğu’da savaş sonrası düzenlemelerde ortaya çıkan tek bağımsız devlet Türkiye’dir. Yalnız düşmanlığımız hiçbir zaman ırk veya mezhep kökenli olmamıştır. Doğan Avcıoğlu Mustafa Kemal’in bu konuyla ilgili olarak, 16 Mart 1923’te Adana Türk Ocağı’nda yaptığı konuşmada ‘‘milletlerin kalbinde öc duygusu olmalı’’ derken, Yunana karşı bile beslemediği alelade bir öçten değil, antiemperyalist bilincin canlı tutulmasından söz ettiğinden bahseder.
-‘’Arkadaşlar,felaketler,acılar,yenilgiler milletler üzerinde bir takım etkenler yapar. Bu etkenlerin başlıcası, öyle kara günlerinden sonra, milletlerin uyanması, onurunu bulması ve kendi benliğini duymasıdır. Uzun yılların acı sonuçları, sonunda bizim milletimizde bu özellikleri yarattı. Tam güvenle söylerim ki milletimiz baştan başa böyle bir uyanışa kavuşmuş, bütün ve olgun bir millet halindedir. Açıkça söylerim ki bu millet, milli benliğini kavramış ve bunu bütün dünyaya kanıtlamıştır. Milletimizin son zaferleri, hep bu özellikleri kavrayışı sayesinde kazandı. Milletleri yükselten bu özelliklere, bir etken daha ekliyelim: ’Öç duygusu’ olmalı. Milletlerin kalbinde öç duygusu olmalı. (Buradan faşizm kelimesi çıkartacak arkadaşlara bir daha ki cümlede bir sürpriz var ) Bu alelade bir öç değil, yaşamına, rahatına, zenginliğine düşman olanların zararlarını yok etmeye yönelmiş bir öçtür. Bütün dünya bilmeli ki karşımızda böyle bir düşman oldukça, onu bağışlamak elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana acıma, aciz ve zayıflıktır. Bu insanlık göstermek değil, bu insanlık özelliklerinin sona erişini ilan etmektir.’’
Öç duygusunun anti-emperyalist bir bilinç olduğunu daha açık şekilde 31 Ocak 1923 konuşmasında şu sözlerle belirtir:
-‘’Bizim öç’ümüz zalimlerin zulmüne karşıdır. Onlarda zulüm duygusu ölmedikçe, bizde de öç duygusu sürecektir.’’
Tam bağımsızlığın, milli kurtuluşçuluğun yolunun mezhepsel, ırksal veya halklar boyutunda değil sömürgecilik ve onun daha ileri aşaması olarak emperyalist boyutta olduğunu görüyoruz.
Tarih boyunca ezeli düşmanımız olan, kaderin bir cilvesi olarak neredeyse Sivas önlerine kadar gelen Çarlık Rusya’nın iktidarının yıkılmasıyla ve Lenin önderliğinde kurulan Sovyet Rusya’nın savaştan çekilmesiyle, Türklerin kaderinin bir nebze de olsa değiştiğini görüyoruz. Yusuf Kemal Tengirşek bu konuyla ilgili olarak şu sözleri söylemiştir:
‘’Rusya da öteden beri bizim gerçek düşmanımızdır. Çarlıklar Ortodoks kilisesi temsilcileriydi. Ayasofya’nın hilalini indirip yerine haçı koymak, bu kilisenin en önemli hayali idi.Lenin iki büyük düşmanımızı yıkmaya ahdetmiş ve yıkmıştır.’’
Tarihi tahrip etmeden bütün şeffaflığıyla olayları değerlendirmek ve aklın muhakemesinden geçirmek gerekir. Server Tanilli hoca en korkunç olan şey kafaların bağımlılaşmasıdır, der. Tarihsel hafızamızı bu konularda diri tutmak çok önemlidir. Konumuza dönecek olursak, 68 kuşağının takındığı tavır kendi ülkesinin devrimci dinamiklerini içselleştirmiş ve kavramış, antiemperyalist duruşunu 6.Filo eylemlerinden tutun Robert Komer olayına kadar pratikte kendini kanıtlamıştır. 68’in simge isimlerinden Deniz Gezmiş şöyle der:
“Ben Amerikan emperyalizmine, Rus revizyonizmine, Romen Soytarılığına, Bulgar dalkavukluğuna karşı bir Türk Devrimcisiyim.”
Kemalizmin antiemperyalist tutumu mazlum milletlere ve devletlere bütün Asya’ya örnek teşkil etmiştir. Köklerimizden aldığımız güce dayanarak zamanında Hınçakçı, Taşnakçı emperyalist çetelere nasıl göz yummadıysak bugün Büyük Ortodoğu Projesinin aktörlerine, piyonlarına, ülkemizi bölmeye, halklarımızı düşman etmeye çalışan bütün emperyalist çetelere karşı mücadele saflarında duracağız.

Mustafa Kırmızı

Kaynakça
Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi cilt 2-4
Server Tanilli, Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?

CEVAP VER