Adalet Yürüyüşü – Hikmet Aslan

0
701
CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT Tırları Davasında 25 yıla mahkum edilmesi üzerine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu “doğru bulmuyorum” etkisiz siyasetinden sıyrılıp Adalet Yürüyüşü başlattı. Bu hamle birçok kesim tarafından farklı yorumların yapılmasına sebep verdi, veriyor. Kimisi böyle bir hamle için geç kalındığını belirtiyor ve yine de önemli bir adım olarak görüyor. Yine kimileri bu hamleyi geç bulup bu noktadan sonra bir işe yaramayacağını düşünüyor; misal “dün dokunulmazlıklar kaldırılırken neden evet dediniz madem?” söylemi öne çıkıyor ve artık çok geç deniyor. Ana meseleyi hukuksuzluktan dokunulmazlığa indirgeyenler acaba AKP’nin dokunulmazlıklar kaldırılmasa bile bir şekilde muhalifler üzerindeki baskısını farklı bahanelerle artıracağını göremiyor mu? Bazı kesimler ise bu hamlenin zamanlamasını önemsemeden yürüyüşün baştan yanlış olduğunu çünkü bu tip yürüyüşlerin/eylemlerin dış destekli olduğunu, FETÖ ve PKK’nın böylece alan bulacağını söylüyor.
CHP liderinin bu yürüyüşünün -yorumlara açık şekilde başladığına göre- içinde farklı potansiyelleri de barındırdığı aşikardır. Ülkemizde bugün hukuksuzluk, adaletsizlik, sandık gaspı, adam kayırma ayyuka çıkmıştır. Bunlara sebebiyet veren AKP iktidarının böyle bir yürüyüşle protesto edilmesinin, grup toplantılarında “doğru bulmuyorum” demekten daha etkili olacağını birçok yurttaş düşünmekte.
Bu yürüyüşün “adalet” gibi herkes için gerekli bir kavramla başlaması kulağa hoş geliyor ve yürüyüşe farklı kesimleri dahil etmeye müsait. Çok renklilik, toplumsal muhalefeti harekete geçirme noktasında önemli gibi görünse de provokasyonlara açıktır. Sadece “adalet” için yola çıktık denilince herkes birilerine yürüyüşteki adalet pastasından parça koparmaya çalışacaktır.Ki PKK siyasetini meşrulaştırmaya çalışan odaklara yönelik çeşitli talepler buna en önemli örnek olabilir.
Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin ayrıntıları düşünmeden ‘herkes için adalet istiyoruz ve yürüyoruz’ düşüncesi ve vurgusu, Kılıçdaroğlu’nun Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın tutuklanmasına “ doğru bulmuyorum” yorumuyla iflas etti. Ve aynı zamanda fikri programsızlığı gün yüzüne çıkardı. Hukuk, özgürlük, adalet taleplerinin halk nezdinde meşruiyeti, bu yürüyüşten FETÖ artıklarının, Yetmez Ama Evet meczuplarının, PKK siyasetinin savunucuları/takipçileri ve onların “sol” uzantılarının soyutlanması ile sağlanabilir. Bu bölücü ve yıkıcı kesimlerin derdi şimdilik adalet istemektir, adaletin ve hukuksuzluğun temel ortaya çıkma sebebi olan cumhuriyet değerleriyle oynanması değildir. Üstte de dediğimiz gibi pastadan parça koparan kaçacaktır, ortada AKP’ye bolca propaganda yapması için “FETÖ ve PKK destekçisi CHP” dımdızlak kalacaktır. Bazıları şunu diyebilir: Her şeyi halkın gözünde meşrulaştırmak zorunda mıyız? Evet zorundayız. Çünkü bugün cumhuriyet ve laiklik için mücadele ve emperyalizmin güdümündeki bölücülüğe karşı mücadele ile halk harekete geçirilebilir.
Yürüyüş hala devam ediyor ve cumhuriyetçi-ulusalcı-Kemalist tabanın yürüyüşe eklemlenmesi ve yürüyüşü daha da kitleselleştirmesi gerekmektedir. Türkiye’nin önündeki sorunların kaynağının cumhuriyet yıkıcılığı, Atatürk devrimleri düşmanlığı ve dış destekli bölücülük olduğu vurgusu gereklidir. Böylece CHP, bayrağındaki 6 Ok’un tam olarak hakkını verebilir. AKP-FETÖ işbirliğinin gözden kaçırılmaması, AKPlilerin 17-25 Aralık öncesi FETÖ övücü sözleri adeta birilerinin gözlerine sokulmalıdır. Ellerde Türk bayrakları, Atatürk posterleri/sözleri ile bölücü kesimlerin ve Yetmez Ama Evet meczuplarının yürüyüşe dahli engellenmelidir. Bu şekilde ancak yürüyüşün “turunculaşması” önlenebilir ve cumhuriyetçi kitlelerin kafalarında soru işareti olmadan dahli sağlanabilir. Ve yine ancak bu şekilde grup toplantılarındaki “doğru bulmuyorum” siyasetinden aktif bir siyasete geçilmiş olur.
Hikmet Aslan

CEVAP VER