Gençlik İçin – Georgi Dimitrov

0
1928

Sizin bugün sahip olduğunuz koşullara sahip değildim. Ben çocukken koşullar büsbütün farklıydı. Halk Cumhuriyeti yoktu, çocukların bakımını üstlenen Septemvriiche çocuk organizasyonu yoktu. O zamanlar böyle şeylerin hiçbiri yoktu. Biz çocuklar en ağır şartlara terk edilmiştik.

İlkokula, sonra yüksek okula ve ardından daha yüksek eğitim kurumlarına başvurma imkanınız var. Peki çocukken biz ne yapardık? Ben sizin yaşınızda iken, 12 ya da 13 yaşımda okulu bıraktım. Henüz 13 yaşımda ve ortaokul ikinci sınıfa giderken babam hastalanmıştı ve çalışmak zorunda kalmıştım. Sizin yaşınızdayken matbaada çalışmak zorundaydım, birkaç sene sonra okula dönmeyi ümit ediyordum. Ama bu hiç olmadı. Matbaadayken günde 10-12 saat çalışırdım ve gece yorgun argın eve döndüğümde kendi başıma çalışırdım. Elime geçen her şeyi okurdum, bir programım yoktu, kimse yol göstermiyordu; neyi okumam gerektiğini söyleyen kimse yoktu. Çoğu zaman kitapların başındayken şafak sökerdi. Yıllarca böyle çalıştım. Elbette o zamanlar bu kadar çok çalışmasaydım bugün sahip olduğum bilgiye asla sahip olamazdım.

Diplomamı üniversiteden değil hayattan aldım. Ancak sizin her biriniz üniversite eğitimi almalısınız.

Şimdi size büyük Rus yazarı Çernişevski’nin “Ne Yapmalı” romanına ve içindeki karakterlere ne kadar düşkün olduğumu söylemek istiyorum.

Beni özellikle de ana karakterlerden biri, Rahmetov etkilemiştir. Romanda hayatın güçlükleriyle savaşmak için iradesini sapasağlam kılmaya, en ıstıraplı durumlara göğüs germeye çabalar. Kendisini kuvvetlendirmek için egzersiz yapmaya başlar. Soğuk duşlar alır, kışın karda yarı çıplak yürüyüşler yapar, karların içine yatıp vücudunu karla ovalar. Kendisine en ufak hazzı bile yasak etmiştir. Karakterini kuvvetlendirir ve savaşma gücünü arttırır. Hatta üzerinde çiviler bulunan bir tahta alır ve çivilerin üzerine uzanır. Vücudundan kan çıkar ama dayanmaktadır. İradesini kuvvetlendirmek, çelik gibi kılmak, en büyük ıstıraplara dayanabilmek için bunu yapar.

Çernişevski’nin bu romanıyla bu karakterinin üzerimde faydalı bir etkisi oldu. Rahmetov gibi olmak istemiştim. Onun gibi olmak ve onun yaptığı şeyleri sistematik olarak en iyi şekilde yapmak istiyordum. Altı ay boyunca veya belki daha fazla Rahmetov’un etkisinde kaldım. Sadece bir şeye cesaret edemedim ve bunu gereksiz buluyordum, çivilere yatmak. Ama bunun için bir tahta bile hazırlamıştım. Bu faydalı ilhamın iyi sonuçlarını, zorluklara dayanmak zorunda kaldığım Reichstag Yangını Duruşması’nda gördüm, özellikle de Berlin’deki Moabit Hapishanesi’nde.

Tüm bunlardan bir ders çıkarmak istiyorsanız diyeceklerim şunlardır:

Bir. Dinç olmak için her gün idman yapın.

İki. Genellikle cazip gözüküyor olsa da, sabah yatakta öylece yatmayın. Tamamen uyandığınız anda hemen kalkın, biraz idman yapın ve çalışmaya başlayın.

Üç. Tembel olmayın! Eğer tembel hissederseniz, tembellikle savaşın ve ondan kurtulun!

Dört. Sığ, geçici ve çoğu zaman zararlı olan zevkler tarafından sürüklenmenize izin vermeyin. Ben bugün tutkulu bir sigara tiryakisiyim. Yakın tarihte başladım ama 1927’ye kaçar içmiyordum. Septemvriiché’ler de içmemelidir. Bu, onlar için bir kural olmalı. Sigara içmek hariç, geri kalan her şeyde beni taklit edebilirler. Kendiniz için, sağlık ve iradenizi bozmayacak derecede, fiziksel ve mental gücünüzü kuvvetlendirecek eğlenceler seçmelisiniz.

Güçlü bir iradeye ve dayanıklılığa sahip olmalısınız. Bir işe başladığınızda, onu sonuna kadar götürmelisiniz. Toplumsal ve kişisel hayatta en sık rastlanan zayıflık, bir kere başlanıp, çeyreği dahi bitirilmeden bırakılan işlerdir. Bir iş sonuna kadar yapılmalıdır. Bir işe başladığınızda, onu bırakmayın, sonuna kadar götürün. Bunu gerçekleştirmek için çaba, dayanıklılık ve hatta fedakarlıklar gerekir. Ancak bu şekilde iyi sonuçlar elde edebilir ve işinizi başarıyla tamamlayabilirsiniz.

Bugünün işini yarına bırakmayın. Yapabileceğiniz yerde, bugün yapılması gereken işi yarına ertelemeyin, kolay bir iş olsa dahi. Yarına kalan iş hasarlıdır. Zaman önemli bir etken.

Derslere karşı çok ciddi bir tavır takınmayın. Ama son ana bırakıp, öğretmenleriniz karşısında papağan gibi tekrarlamak için ezberleme telaşına girecek kadar da salmayın. Derslerin özünü öğrenmeye çalışın ve çalışmalarınızın üstüne kafa yorun. Edindiğiniz bilgi hafızanızda yer etmeli, sizden bir parça haline gelmelidir. Okulda, mezun olduktan sonra unutabileceğiniz pek çok şey öğrenirsiniz. Tepeden tırnağa ve ısrarla çalışmalısınız. Çalışmalarınız, hayatın kendisiyle, pratik yaşamla bağlı, alakalı olmalıdır.  Edindiğiniz bilgiler ancak böyle aklınızda kalır ve karakterinize yerleşir. Aksi durumda süs gibi aklınızda durur ve zamanla silinirler.

Okulda ve hayatta, her şeyin ötesinde kendi gücünüze güvenmelisiniz. Okul arkadaşlarından kopya çeken veya bir başkasından kendi ödevi, dersi için yardım uman, kendi başına hiçbir çaba sarf etmeyen öğrenciler var. Septemvriiche’ler kopya çekmemeli, bir başkasından medet ummamalı, elbette öğretmenlerinin de yardımıyla kendi başlarına çalışmalıdırlar. Septemvriiche’ler ödevlerini emek verip itina ederek kendi çabalarıyla çözmelidirler.

Herhangi bir şeyden korkmamalısınız. Zayıf karakterliler ne çalışmalarında, ne kişisel hayatlarında, ne de toplumsal yaşamda başarılı olabilirler. Onlar yok olmaya veya işe yaramaz görülüp kenara itilmeye mahkumdur.

Zorluklar yüzleştiğinizde sendeleyip kalmamalısınız. İlk seferde başarısız olursanız, bir daha deneyin. Zorluklara teslim olursanız, hiçbir zaman başarılı olamazsınız.

Bir idealiniz olmalı. İnsan, bir ideali olmadan yaşayamaz. Tanrı’ya inanan ve öldükleri zaman cennete gitmeyi uman insanlar vardır. Bu şekilde yanlış yönlendirilmiş insanlar vardır, fakat onların bile bir ideali vardır.  Sizin idealinizse, kendi halkımızın içinden doğan, doğru bir ideal olmalıdır. Hayatımın en zorlu anlarından – çoğu zaman ölümün kendisiyle karşı karşıya geldim –  halkın adaletine ve gücüne, sosyalizmin ve komünizmin gücüne ve geleceğine olan inancım sayesinde sağ salim çıkmayı başardım. Berlin’deki Moabit Hapishanesi’ndeyken – Almanya’daki siyasi tutsaklar için en kötü hapishanelerden biridir – beni en ağır suçların zanlılarına ayrılan, kilit altındaki bir hücreye attılar. Hücre duvarlarına şu sözler yazılmıştı: “Buraya düşenler, ümidinizi kesin.” Gülümseyip kendime dedim ki: “Ne var ki bu beni ilgilendirmiyor.” Neden? Çünkü bana ne olursa olsun, beni öldürseler dahi, uğruna mücadele ettiğim fikrin yenilemeyeceğine içtenlikle ikna olmuş durumdaydım. Halk muzaffer olacaktı. Haklı davaya, kendi gücünüze ve halkınızın gücüne inancınız olmalı: bu inancı içinizde kendiniz yeşertmelisiniz. Yolunuzda karşınıza çıkabilecek güçlüklerin üstesinden ancak bu şekilde gelebilirsiniz.

Son olarak size, vatanınıza ve halkınıza karşı sonsuz bir sevgi hissetmeniz gerektiğini söylemek istiyorum. İki efendiye birden hizmet eden, halkından nefret eden ve onları aşağılık ve barbar olarak gören entelektüeller vardır. Bu doğru değildir. Halkı olduğu gibi sevmeliyiz. Çünkü halkın kalpte, ruhta ve şahsiyette harikulade olduğunu, kültürel ve ekonomik yönden ise geri olduğunu biliyoruz. Bu durum, halkın suçu değil talihsizliğidir. Suç, eski liderlerin ve yabancı emperyalistlerindir. İnsanın halkına ve vatanına olan sevgisi, zorluklara karşı verdiği mücadele sırasında ve karşı karşıya kaldığı sefalette ona güçlü bir manevi destek sunar. Aynı zamanda halkın düşmanlarından, faşizmden, gericilikten ve emperyalizmden güçlü bir şekilde nefret etmelisiniz. Kimse, halkın düşmanlarına karşı verilen mücadelede yer almayıp duruma kayıtsız kalmamalıdır.

Septemvriiche’ler bu ruhla eğitilmelidir. Hayatım boyunca, üzerine romanlar yazılabilecek birçok trajik olay yaşadım. Bu şekilde yaşama ve çalışma azmine sahip oldum. Şu ana kadar, Almanya’da olduğu gibi, üstesinden geldiğim birçok tehlikeye rağmen, beni yok etmeye çabalayanlar yok olup gittiler ve şahitlik ettiğiniz gibi ben, sağ salim ve uzun bir mücadele vermeye hazır bir şekilde aranızdayım.

Septemvriiche’ler olarak sizin ve liderlerinizin bunu unutmamasını istiyorum.

Daha da gelişecek olan avantajlı şartlara sahipsiniz. Çok yönlü gelişiminiz ve vatanın menfaatleri açısından, çalışmalarınızda bu şartları lehinize kullanmamanız adeta bir suç olacaktır.

Çeviri: Muasır

CEVAP VER