Şeyh Sait İsyanı – Doğan Avcıoğlu

0
2915
…Bu bekleyiş içinde, devrim olanağı, büyük bir Doğu ayaklanmasının patlamasıyla doğar. Nakşibendi tarikatından, büyük koyun sürülerine sahip Şeyh Said, 13 Şubat 1925’te Piran’da ayaklanır. İsyan, Elazığ ve diğer illere doğru genişler. Diyarbakır’da hükümet konağı ile tümen karargahı çevresine, Gazi’ye, orduya ve memurlara ağır laflarla dolu bildiriler asılır. Şeyh Sait, 7 Mart 1925’te Diyarbakır’a “Kürdistan Krallığı Harbiye Bakanlığı” adresine yazılı bazı İngiliz silah fabrikalarının katolog ve mektupları gelir. İsyancılar, amaçlarını padişah, hilafet ve şeriat getirmek diye açıklar.
 Şeyh Sait’in hazırlıklarını tamamlamadan, jandarmayla beklenmedik bir çatışma sonucu ayaklanmayı erken başlattığı anlaşılmaktadır. Diyarbakır’ı ele geçiremeyip dışla bağlantı kurulamayınca, isyan, kaçınılmaz biçimde yenilgiye mahkum gözükmektedir. Fakat şubatta isyan başladığında, bunu bilme olanağı yoktur. Hükümet olayı, bölgesel bir ayaklanma olarak yorumlar ve doğuda birkaç ilde bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edilmekle yetinilir. Mustafa Kemal, hükümetten gelen bilgilerle yetinmez. İki yakınını nöbetleşe Ankara Telgrafhanesinde görevlendirilir. Hükümeti aşarak, Erzurum ve Trabzon valileri ile, İstanbul kolordu komutanı Şükrü Nailli Paşa’ya bölgedeki durumu sorar:
 “Güneydeki olayın genel bir gericilik hareketinin başlangıcı olmasından kaygılıyım. Bu açıdan bölgenizdeki durum nedir? Girişilecek bastırma hareketi sırasında bölgenizden güvenli olabilir miyiz?”
 Cevap olumludur. İstanbul’daki Şükrü Nailli Paşa, ayrıca, kolordusunun verilecek her türlü görevi, büyük bir bağlılık ve özveriyle daima başarmaya hazır olduğunu bildirir.
 Atatürk ve çevresinin değerlendirmesine göre, Şeyh Sait isyanı, iki yıldır çeşitli kollardan hazırlanan büyük bir karşı hareketin başlangıcıdır. İşin içinde Vahdettin ve İstanbul’da bulunan Kürt Derneği Başkanı Seyit Abdulkadir ve arkadaşları ve İngiltere’nin parmağı vardır. Vahdettin, daha 1920 yılında, milleti hilafet çevresinde toplamak üzere “Tarikat-ı Selahiye” ya da “Yüksek Hilafet Haklarının Savunulması” diye alınan bir dinsel örgüt kurdurtmuştur. Şeyhülislam Mustafa Sabri, Rıza Tevfik, İçişleri Bakanı Mehmet Ali, Kiraz Hamdi Paşa örgütün ileri gelenlerindendir. Çoğu “Yüzellilikler”den olan bu kişiler ülkeden ayrıldıktan sonra da Türkiye’deki örgüt üyeleriyle bağlantılarını sürdürtmüşlerdir. Ele geçen belgelere göre, bu dinsel kuruluş, Vahdettin’i yeniden padişahlığa getirmek, buna engel olanları ortadan kaldırmak kararındadır. Özerklilk vaadiyle kürtçülerle işbirliği yapmıştır. Örgüt, Köstence, Atina, Selanik, İskeçe, İskenderiye, Halep ve sonradan Bağdat’da merkez kurmuştur. İstanbul’un yanı sıra, İzmir ve Antalya çevreleriyle doğu illeri, örgütün çalışma alanı olmuştur. “Distol” adlı bir koyun ilacını satmak bahanesiyle, örgüt üyeleri, çalışma yapmışlardır. Kürt şeyhlerine, delegeler yollamışlardır. Örgüt, yabancılara önermek üzere bir savaş planı dahi hazırlamıştır. Buna göre karargah Halep’tir. Bir numaralı sevk yeri İzoli’dir. İzoli geçidi, 50 kişilik bir müfrezeyle tutulacak ve kuvvet toplanacaktır. İki numaralı sevk noktası Resülayn’dır. Bunun hedefi Diyarbakır’dır. Büyük kuvvet, Resülayn ve Siverek üzerinden Diyarbakır’a sevk olacaktır. Birinci cephe, Kemah-İzoli-Siverek hattı ve Fırat’ın doğusunda örgütünü tamamladıktan sonra Kayseri’yi hedef alacaktır. İkinci cephe, Yozgat-Kayseri hattı ve Kızılırmak’ın doğusundaki arazidir Burada toplandıktan sonra, hedef Ankara olacaktır.
 Bu hazırlıkların ne ölçüde ciddiye alınması gerektiğini saptayabilecek durumda değiliz. Fakat Atatürk ve CHP’nin radikal kanadı, ülke çapında ayaklanma planını ciddiye alırlar. Yönetimsel özerklik ve dini okşayıcı tutumuyla Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin ayaklanmalarını cesaretlendirdiğini ileri sürerler. Hatta Başbakan Fethi Okyar, 25 şubatta Karabekir, Orbay ve Adıvar’a bir aracı olarak istemeye istemeye bildirmek zorunda kalır:
 Okyar – Size partinizi kendi kendinize dağıtmanızı bildirmekle beni görevlendirdileri. Dağıtmazsanız geleceği çok karanlık görüyorum. Kan dökülecektir.
Karabekir – Yasalar çerçevesinde parti kurmak elimizdedir. Fakat bunu dağıtmak elimizde olmayan bir şeydir. Hükümetsiniz. Her cins gücünüz, çeşitli araçlarınız vardır. Partimizi ille dağıtmak istiyorsanız, elinizdedir. 
Okyar – Sizinle böyle konuştuğuma çok üzgünüm. Bilirsiniz ki, ben her türlü sıkı tutuma karşıyım. Azınlıkta kalacağımdan korkuyorum.
 Gerçekten muhalefetin oylarıyla güven oyu alan Fethi Okyar, beş gün sonra, 3 Mart 1925’te parti grubunda azınlıkta kalır. 60 beyaz oya karşı, 94 kırmızı oyla yenik düşen Fethi Okyar çekilir. Yerine İsmet Paşa gelir. 10 buçuk saat süren bu toplantıda Atatürk de uzun bir konuşma yapar ve “Devrimi, başlayan tamamlayacaktır.”der.

 

Doğan Avcıoğlu

Milli Kurtuluş Tarihi 4. cilt

CEVAP VER