İslamcılar’ın Arkasına Mevzilenen Sol – Hasan Kumlu

0
1165

Malumunuz bir süredir, Türkiye’nin ulusal bağımsızlığını savunanlara, “Siz AKP’nin arkasında mevzileniyorsunuz” tarzı çıkışlar yapılıyor. Sanırsak bunun iki ayrı sebebi olabilir, ya AKP’nin ulusal bağımsızlık mücadelesinin kararlı ve tutarlı bir öznesi olduğunu düşünüyorlar (ki biz Muasır olarak, işbirlikçi sermaye gruplarının temsilcisi olan iktidar partisine böyle bir özellik atfetmiyoruz), ya da PKK ve yakın çevresi dışı her solu, bir başka deyişle antiemperyalist olanları, bu şekilde karalama yolunu seçmişlerdir. Belki ikisinin arası çeşitli seçenekler de vardır, o kadarı bizi ilgilendirmiyor.

Ancak siyasal İslamcı’nın arkasında mevzilenmek ne anlama gelir diye sorduğumuzda, bunun ikna edici yanıtlarını da bekliyoruz elbette. Türkiye’nin ABD taşeronu silahlı örgütler tarafınan bölünmesine karşı durmanın Siyasal İslam’la ilgisini çözemiyoruz. Veya Türkiye siyasetinin AB ve ABD tarafından tasarlanmasına, sürekli müdahale edilmesine itiraz etmenin sarayın arkasına mevzilenmekle bağını kavrayamıyoruz. Biz kendi adımıza kavrayamıyoruz daha doğrusu, bu ilkeleri Siyasal İslam’la bağdaştıran gruplar varsa çıkıp bunları bilimsel olarak açıklamaları gerekir.

Şimdi gelelim gerçek olgulara. Siyasal İslam’ın arkasına mevzilenmek soyut bir iddia, altının doldurulması gerekir. Kabak tadı vermiş sloganların ve kara propagandaların da fazlasını gerektirir. Böylesi bir iddiayı ortaya koyabilmek ve altını doldurmak için, Siyasal İslamcılar’ı dini ve mezhebi açıdan ilgilendiren gerçek bir olgu olması lazım, ve ardından bu konu hakkında Siyasal İslamcı olmayanların tutumlarının ortaya koyulması gerekiyor şüphesiz. Bu iki grup arasında bir çakışma, bir benzeşim, bir doğrudan veya dolaylı destek ilişkisi varsa şayet, o halde Siyasal İslamcılar’ın arkasında mevzileniyorsunuz iddiası gerçeklik kazanabilir.

Örneğin, Barzani’nin işgal ettiği bölgelerle birlikte (Kerkük), Amerikancı bir uydu devletini referandum yoluyla Irak’tan koparma girişimini ele alalım. Üstelik bu uydu devlet petrol yataklarını kontrol ediyor ve ABD’nin çıkarı lehine petrol boru hatları için de bir koridorun başlangıcı vazifesini görüyor. Irak ulusal güçleriyle beraber müttefik güçlerin iki günlük müdahalesi, dini ve mezhebi kaygısı olan Siyasal İslamcılar’da nasıl bir tepkiye yol açmıştır diye sormakla başlayalım. Sünni olsun çamurdan olsun zihniyetine sahip sosyal medya fenomenlerinden, akademisyenlerine ve siyasilerine kadar, efendim Kerkük’ü İran işgal ediyormuş, burada bir Şii terörü varmış, Sünniler’e yönelik katliam olacakmış diye başladılar. Oysa aklı başında olan herkes, Irak ulusal kuvvetlerinin bu operasyonu yapmakta gayet meşru sebeplere sahip olduğunu, Irak’ın toprak bütünlüğünün savunulduğunu ve ortada bir katliam olmadığını biliyor.

Devam edelim, Siyasi İslamcılar’ın yanı sıra başkaları var. Bunlar ikinci dalgayı oluşturuyor. Çeşitli liberaller, Amerikancı siyasetin yanlıları, Batı hayranları vb.. Ahmet Davutoğlu, referandumun kendisine ve sonuçlarına itiraz etmedi ancak ortalığın durulması için sonuçların şimdilik askıya alınmasını önerdi. Üstelik Halep’i Yozgat yapacağız edebiyatının bir benzerini, Kerkük’te barış, kardeşlik, halay gibi ifadelerle tekrar etti. Yılların Amerikancı Türk sağının temsilcisi Taha Akyol, Kerkük için Sevr’deki İstanbul ve İzmir modelleri gibi özyönetim önerdi. Yıllarca televizyonlara çıkıp katil Esed diye bağıran Akif Beki, Kerkük’te Şii işgali olduğunu söyledi. Liberal Hasan Cemal de yazdığı yazıda işgale dikkat çekti.

Gelelim üçüncü dalgaya. HDP temsilcileri ve ESP, Kerkük’te bir işgal olduğunu belirtti ve kınama mesajları yayınladı. Haziran Yürütme kurulu üyesi ve ÖDP Başkanı Alper Taş, Taha Akyol’la benzer şekilde halkarın kardeşliği ve özyönetim önerdi. Son olarak bugün KP başkanı Kemal Okuyan, durumun komünistleri alakadar etmediğini söyledi. Amerikan emperyalizminin uydu devlet planlarının işçi sınıfıyla ilgisi yokmuş. Daha da örnek verebiliriz ama sanırsak bu kadarı yeterli olmuştur.

Bölgedeki dört ulus devletin sınırlarını parçalamak için yaklaşık 30 yıldır Ortadoğu’da bulunan ve kimlerden destek aldığı açıkça ortada olan ABD karşısında, Siyasal İslamcılar’ın, liberallerin ve bir kısım solun görüşleri özetle bunlar. Şimdi burada kim kiminle aynı mevzide? Bölge uluslarının Amerikan emperyalizmi karşısında bağımsızlığını savunan sosyalistlerin ve Kemalistlerin böyle bir şebekenin içinde olmadığı ortada. Siyasal İslamcılar’la aynı mevziye düşenlerse, bunun gerekçelerini ileride açıklayacaklardır diye bekliyoruz.

Hasan Kumlu

CEVAP VER