NATO’ya Sadakat – Hasan Kumlu

0
1070
Yeni kurulan İyi Parti’nin (İYİP) programı açıklanmadan önce, taslak metinde NATO’yla iyi ilişkiler geliştirileceği ve Ortadoğu’da ortak hareket edileceğini ima eden cümleler dikkat çekmiş ve kamuoyunda oldukça tartışılmıştı. Sonradan bu cümlelerde çeşitli değişikliklere gidildi ve parti programına son hali verildi. Aşağıda parti programındaki bu ifadeleri tartışacağız. Ancak şimdiden belirtmem gerekiyor; bu tartışma boyunca İYİP programındaki ifadeler üzerinde ve Ümit Özdağ’ın çeşitli gazetelerdeki ve kendisine ait internet sitesindeki stratejik analizlerine herhangi bir ekleme yapmadım, fazladan bir yorum eklemedim. Özdağ bugüne kadar Ortadoğu sorunları hakkında ne söylemişse, bunları olduğu haliyle buraya taşıdım. Bu alıntıların orijinallerine ulaşmak isteyenler, internetteki arama motorlarından ilgili kaynaklara kolaylıkla ulaşabilirler. Bu yüzden Sayın Ümit Özdağ‘ın sözlerine tekrardan kaynak gösterme gereği duymuyorum. Sorunu kaba hatlarıyla yorumlamak içinse Mehmet Ali Güller’in Amerikan Koridoru ve Büyük Kürdistan kitaplarından yararlandım. Bu kitaplar Kaynak Yayınları tarafından basılmış olup, edinilmesi ve okunması oldukça kolaydır.
Sayın Meral Akşener, kamuoyu ile parti programı hakkındaki fikirlerini paylaşırken, aşağı yukarı şunları söyledi: hiçbir parti programında NATO’dan çıkmak gibi bir madde yok, AKP meclise NATO’dan çıkma yasası diye bir şey getirmedi, neden biz NATO’dan çıkmayacağız dediğimizde sorun oluyor bu? Söyledikleri doğrudur, birkaç tanesi haricinde ülkemizde faaliyet gösteren siyasi partilerin programlarında NATO’dan çıkmak diye bir bahis yoktur. NATO’dan çıkmak da zaten geceden sabaha olacak bir şey değil, ancak ilgili ülkenin ulusal bağımsızlığı antlaşma tarafından kabul edilmez bulunursa, ve ilgili ülke çeşitli bölgesel ve küresel ittifaklarla NATO üyeliğini boşa düşürürse, süreç içinde gerçekleşebilecek bir şeydir. Ancak Sayın Akşener burada başka bir şeyi es geçmiyor mu? Hiçbir siyasi partinin programında NATO’dan çıkmayacağız diye bir bahis de yoktur. Bu madde İYİP programına neden dâhil edilmiş olabilir? Bu soruya yanıt vermeyen Akşener, topu Sayın Özdağ’a attı ve ilgili maddeyi programa kendisinin eklediğini söyledi.
Sayın Özdağ bir gün sonra OdaTV’den çeşitli açıklamalarda bulundu. Partinin Amerikancı olmadığını, bunun bir iftira olduğunu, programda söylenen şeyin sadece, NATO üyeliğinin milli dış politika geliştirmeye engel teşkil etmediğini belirtti. Yani kısacası NATO’dan çıkmadan da milli politika geliştirilebilir dedi. Parti programında yazılanlar ise şunlardı: “taraf olduğumuz ikili ve çoklu uluslar arası antlaşmalar uygun hareket edilecek, kurucusu ve üyesi olduğumuz uluslar arası kuruluşlardaki sorumluluklarımızın yerine getirilmesine devam edilecektir. Ülkemiz bu sorumluluklarını yerine getirirken, komşu, müttefik ve ortaklarımızın da Türkiye’ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri konusunda kararlı, ısrarlı ve takipçi bir tavır sergilenecektir… Türkiye’nin NATO şemsiyesinde olması milli politikalar ve stratejiler uygulanmasına engel olmadığı gibi, ittifak üyeliğimiz diğer ittifak ve mekanizmalardaki ülkelerle kendi çıkar ve ulusal güvenliğimizin gereği kurulacak ilişkilere ve işbirliği çabalarına da aykırı değildir…”
Özdağ, NATO’dan çıkmadan da ulusal güvenliğimizi sağlayacağımıza dair bir öngörüde bulunuyor. Ama bir önceki cümlede, NATO’daki sorumluluklarımızı yerine getireceğiz diye de bir söz veriyor. Biz sözümüzü tutalım, siz de sözünüzü tutun diye çağrı yapıyor ABD’ye. Olabilir ancak bu türden stratejik tahlillerin bir siyasi parti programında ne aradığı bir muamma. Parti programında NATO’dan çıkmayacağız ifadesinin hiçbir gereği yoktu elbette. Ama Sayın Özdağ, hem İYİP kurulmadan birkaç ay önce Batı bloğunda olmalıyız demiş, hem de parti programına bunları açıkça yazmıştır. Ama neden? Hangi amaçla?
Bugün NATO, Türk halkında en çok PKK ve FETÖ’yü çağrıştırmaktadır elbette. Ama diğer yandan, Özdağ’ın ya da Akşener’in PKK sempatizanı olduğunu iddia etmek de, İYİP’in bir FETÖ komplosu olduğunu iddia etmek de komik olur. Evet eminiz ki ne Özdağ ne de Akşener PKK sempatizanı değiller, böyle bir şey aklımızın ucundan bile geçmiyor. Partinin bir FETÖ girişimi olduğunu ilan etmekse komplo teorilerinin içinde boğulmakla eşanlamlıdır. Peki o halde, nedir hem NATO’ya sadakat göstermek hem de PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle asla uzlaşmamak? İYİP hakkında sorulması gereken ve tutarlı olacak tek soru budur.
Biz bu soruya yanıt aramıyoruz aslında. Yanıtları Sayın Özdağ aşağıda verecek, biz burada sadece NATO’nun geçmiş yıllarda Ortadoğu’daki askeri ve siyasi stratejisine göz atalım. Büyük Ortadoğu Projesi (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika İnisiyatifi), Irak, İran, Türkiye ve Suriye topraklarından koparılmış parçalarla oluşturulan bir Büyük Kürdistan tezini ortaya atalı yıllar oldu (gerçi bağımsız Kürdistan tezi İngiliz İmparatorluğu ve Çarlık Rusya’sı tarafından ortaya atılalı 100 yılı geçti). Bunu bilmeyen yok. Bölgedeki tek NATO ülkesi Türkiye ve diğer üç ülke, bu projeyi engellemek için yaklaşık 30-40 yıldır sıcak ve yarı-sıcak savaşların içindeler. Bunu da biliyoruz. Bölgedeki tek NATO ülkesi olan Türkiye dahi, bu projeyi engellemek adına birçok girişimde bulundu, sınır ötesi operasyonlar yaptı. ABD’nin bağımsız Kürdistan karşıtı Ecevit’i indirip hükümete AKP’yi ataması dahi Türk halkındaki direnci yatıştıramadı: işgal tezkeresi mecliste reddedildi, TSK Irak’ın işgaline ve Kuzey Irak’ta ABD askerlerinin varlığına direndi, ABD askerleri ile çuval krizi yaşandı vs.. Nihayet Tayyip Erdoğan “ben BOP eş başkanıyım” diye bağırdıktan sonra Ergenekon ve Balyoz davaları ile Türk ordusuna kumpas kurulunca, bağımsız Kürdistan’ın bizzat Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından kuruluşuna girişilmiş oldu.
Erdoğan ve Gül’e (sonra Davutoğlu’na) CIA ve NED tarafından empoze edilen BOP eş başkanlığı projesi aşağı yukarı şunları kapsıyordu: Kürt açılımı yapılacak, demokratik haklar ve insan hakları üzerinden PKK siyasete çekilecek (HDP), Güneydoğu özerk olacak, başkanlığa dayalı bir eyalet sistemi kurulacak, Barzani desteklenecek ve Güneydoğu ile Barzanistan tek bir siyasi ve ekonomik bölge kabul edilecek, Kuzey Irak konfederasyon biçiminde Irak’tan koparılacak ve Türkiye’ye bağlanacak. Görüleceği üzere bağımsız Kürdistan’ı kurmak kolay bir mesele değildir, ABD öncelikle Kuzey Irak’ın denetimini Irak’tan koparıp Türkiye’ye vermek istemekte, yani Irak’ın toprak bütünlüğünü bölmek istemektedir. Bu ilk aşama gerçekleştikten sonra, Türkiye içindeki özerk Kürdistan’ın bağımsızlık kazanması için başka bir süreç başlatılacak ve bu da belki on yıllar alacaktır. Dolayısıyla BOP’un öncelikli hedefi Irak’ın bölünmesidir.
Aslında Irak’ın bölünmesi fikri 1960’lardan itibaren Demirel, Özal ve Erdoğan hükümetlerine getirilmiş ancak TSK’nın şiddetli direnci ile savuşturulmuştur. Ergenekon ve Balyoz davaları ise TSK içindeki direnişçi kadroları tasfiye etmiş ve bu programı AKP hükümetleriyle birlikte yürürlüğe koymuştur. Öte yandan bu planın işlemesi için, bağımsız Kürdistan’a karşı olan İran’ın bölgede yalnız bırakılması ve Irak’a müdahale imkânlarının kısıtlanması gerekmektedir. Bu sebeple BOP eş başkanı olarak AKP hükümetleri, 2011 öncesinde İran’ı bölgede izole etmek için, ABD desteği ile Suriye-Lübnan-Mısır-Türkiye ekonomik ve siyasi işbirliği oluşturmuş ve İran’ın bölgedeki etkinliğini sınırlama stratejisi izlemiştir. Amaç, Kürdistan kurulurken, Suriye, Lübnan ve Mısır’ın İran’dan koparılması, İran’ın yalnızlaştırılması, ve BOP eş başkanı olarak Türkiye’nin Kürdistan’ın hamisi olmasıdır. Ayrıca bu girişim sırasında Arap dünyasının İran’dan uzaklaştırılıp Türkiye’ye yaklaştırılmasıdır (Bu dış politika bir noktaya kadar işlediyse de bilindiği üzere Suriye’nin direnci ile karşılaştı). Bakalım Sayın Özdağ bu konuda ne diyor: “2011 senesine kadar AKP’nin Suriye politikasına dönük bir eleştirimiz yok. Hatta doğru buluyoruz, biz de iktidarda olsaydık muhtemelen benzer şeyler yapardık.” Sayın Özdağ, AKP’nin BOP eşbaşkanı olarak 2011 öncesi Suriye politikasını, yani bağımsız Kürdistan kurulurken İran’ın bölgede izole edilmesini doğru bulduğunu söylüyor. Yanlış mı anlıyoruz? Hayır açık açık yazıyor. İran’ın ABD tarafından yalnızlaştırılması, İran’ın Kürdistan projesine müdahale edemeyecek kadar elinin kolunun bağlanması, Arapların ABD yanında saf tutması… Özdağ da iktidarda olsaymış benzer şeyler yaparmış, tüm bunlarda AKP haklıymış, kendisi söylüyor.
Devam edelim. Yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi, bağımsız Kürdistan’ın kuruluşu, öncelikle Türkiye ve İran’ın değil Irak’ın bölünmesinden geçer. Ancak ABD açısından bölenin kim olduğunun pek bir önemi yoktur. Öncelikle Irak toprak bütünlüğü parçalansın da, ABD sonradan işleri yoluna koyacaktır. Bu sebeple, ABD defalarca Irak’ın TSK tarafından bölünmesini istemiş, ancak planları Genelkurmay Başkanlığı tarafından reddedilmiştir. Bu durumda TSK’nın tavrı ne olmalıdır? Eğer ABD tarafından bağımsız Kürdistan projesi hayata geçirilirse, Irak ve İran ordularıyla birlikte, ABD çetelerini bölgeden temizlemektir. Mantıklı olan bu. Peki Sayın Özdağ’ın önerisi nedir? Şöyle yazıyor: “Kuzey Irak’ta bağımsız Kürdistan kurulması durumunda, Türk askeri müdahalesini hedefi, Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak olmayabilir. Böyle bir durumda, Türkiye ve Ortadoğu için en kabul edilebilir çözüm, Musul Vilayeti’nin (Süleymaniye, Dohuk, Erbil, Kerkük ve Musul illerinden oluşmaktadır) bir Kürt ve Türkmen devleti olarak ikiye bölünmesidir.” Yani Özdağ, Irak şayet ABD (Kürdistan) tarafından işgal edilirse, biz bu işgale karşı durmayalım ama Kuzey Irak’ın Batı’sını, Kerkük ve Musul’u içine alacak şekilde işgal edelim, böylelikle Irak ile Suriye Kürtlerinin arasına kama gibi gireriz ve Kürdistan’ı engelleriz diyor. Yani Irak’daki Kürdistan ile Suriye’deki Kürdistan arasında bir Türkmeneli Devleti kuralım. Dolayısıyla bu ABD’nin Kürdistan planını engeller. Öyle mi? Aksine bu işgalin ABD tarafından destekleneceği ve Irak, İran ve Suriye tarafından da karşı çıkılacağı açıktır. ABD’nin Musul ve Kerkük havucu ile TSK’yı Irak’a saldırtmak ve böldürtmek istediği bölgenin bilinen bir gerekçeliğidir. İran ve Suriye’nin bölgede Kürdistan’dan sonra ikinci bir kukla devlet (Türkmeneli) istemeyeceği açıktır.
Kukla Türkmeneli’nin Irak’ı bölmek dışında hiçbir işe yaramayacağı ve ABD’nin BOP planı için kullanışlı olduğu da açıktır. Çünkü ABD, Irak Kuzeyi’nin ne şekilde olursa olsun bölünmesini ister. Dahası bu Türkmeneli devletinin, Suriye ve İran tarafından hoş karşılanmayacağı için, ve ayrıca Doğu’sundaki Kürdistan ile sorunlar yaşayacağı için NATO tarafından desteklenmesi gerekir. Bu destek ve bölgedeki istikrar için NATO devreye girecek Kürt-Türk çatışmasını sözde önleyecektir, ama öte yandan ABD bu tahkimatı İran’a karşı yapacaktır. Bölgedeki istikrarsızlığa müdahale etme bahanesi ile ABD ve İsrail, İran’a karşı bölgeye kalıcı olarak yerleşecek ve Türkmeneli devletinin bekası için Türkiye’yi İran’a kaşı kışkırtacaktır.
İşte Türkiye-İran savaşını bir kez daha bulmuş olduk. 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ’nün hedeflerinin birinin de bu savaş olduğunu farz edersek, Özdağ ve Akşener’i nereye koyacağız? Evet PKK’lı ya da FETÖ’cü değiller. Türkiye’nin bölünmesini de istemiyorlar. Ama Ortadoğu’daki savaşı NATO’ya sadakat göstererek idare etmek isterlerse bizi hangi savaşın içine sokarlar? İran’la savaş Kürdistan’ı erteler mi yoksa hızlandırır mı? BOP’un ortağı olarak işgali bir süre daha erteleyebilir miyiz, yoksa BOP’tan çıkarak işgali engelleyebilir miyiz. Türk halkının önündeki temel sorun budur.
Hasan Kumlu

CEVAP VER