Umut – Ozan Kınay

0
689

İYİ Parti, Türk siyasetinde önemli bir yere sahip olan Meral Akşener’in önderliğinde resmen kuruldu. Bir çeşit “mozaik” olarak nitelendirilebilecek bu partide DYP, DSP, MHP ve asker kökenli birçok isim bulunmakta. Parti böyle bir mozaik oluşturmasına rağmen partiyi, liderliğini yürüten Akşener üzerinden okumak abes olmaz.

AKP’nin ilk kez iktidar olduğundan beri çekilen merkez sağ parti sıkıntısı bir nebze giderilmiş gözüküyor. Oy verecekleri bir DYP, ANAP yoksunluğundan ötürü AKP’ye ve az da olsa CHP’ye kaymış olan seçmen, asıl durağını bulmuş gibi. MHP’yi de baraj altı bırakacağına kesin gözüyle bakılan İYİ Parti, tabanını oluşturacak kitleden daha ilk günden iyi not almış gibi. Burada hiçbir sıkıntı yok. Peki, AKP tiranlığından bıkmış sosyal demokrat, sol, kemalist çevreler ne yapacak?

Merkez sol konumuyla Türkiye’deki solun en büyük temsilcisi olarak gösterilen Cumhuriyet Halk Partisi şu anda o temsilcilikten epey uzak. PKK ve HDP’yi açıkça hedef tahtasına koymayan, ayetlerle konuşan, ekonomide liberal politika yanlısı vekillere sahip olan CHP, o eski hâline ne zaman döner bilinmez; ancak silkelenip aslına rücu etmezse İYİ Parti’ye oy kaptıracağı kesin. Burada büyük bir ironi olduğunu belirtmek yerinde olacaktır çünkü Meral Akşener siyasi tarihi boyunca CHP kitlesince benimsenen birçok politikanın karşısında durmuştur. Akşener’in 90’lardan bu yana konuşlandığı her cephe CHP seçmeninin zıt kutbundadır. İnsanî skandallara imza attığı DYP dönemi, kısa süreli AKP kuruculuğu dönemi, MHP dönemi bunlara örnektir ve hiç kuşku yok ki İYİ Parti dönemi de böyle olacaktır.

16 Nisan hileli seçimi sonrası seçimi 1957 değil de 1946 seçimlerine benzetmesi, İYİ Parti’nin kuruluş konuşmasında Erdoğan’ın “reisliğini” mevcut döneme göre okunması gereken “millî şeflikle” mukayese etmesi, 28 Şubat döneminde “şeriata hayır” mitingi yapan kadınların attığı sloganlardan rahatsızlık duyarak şeriatı aklamaya çalışması, 4. Türkçe Olimpiyatları’nda Fethullah Gülen’e selam göndermesi Akşener’in CHP seçmenine uzak olduğunun bir kanıtıdır. Olmalıdır da. Akşener, MHP ve büyük çoğunlukla AKP seçmeninden oy alarak iktidarı hedeflemelidir. CHP seçmeninin, CHP’nin basiretsizliğinden ötürü çareyi İYİ Parti’de araması ironi olsa da bu onların suçu değil, CHP’nin suçudur.

Ülkede yağmaya açılmamış tek bir alan kalmamışken, kamu kurumları özelleştirilmiş ve satılmışken, rüşvet kol gezerken, eğitim dincileştirilmişken, kadın ikinci plana atılmışken, demokrasi rafa kalkmışken, sınıflar arası fark ve buna bağlı olarak yoksulluk bu kadar artmışken yeni bir sol partinin değil de, sağ partinin kurulup gündemi işgal etmesi trajikomiktir. “Türkiye’de halkın %65’ten fazlası sağ eğilimlidir” yanlış yargısı, solun peşini bir türlü bırakmamaktadır. 1977’de sadece CHP’nin aldığı oy oranı %42’dir ki buna diğer küçük ileri uç sol partilerin oyunu ve oy vermeyen ama kendini solcu olarak niteleyen kitlelerin oranını da eklersek %50’yi geçmektedir. Bu insanların çoğunluğu gecekondularda oturan emekçi sınıftır. Bu kitle, bir gecede sol ideolojiyi benimsemediğine göre doğru politikayla sol tekrar şahlanabilir.

Solun şu anki atalet durumu ve âcizliğinin 12 Eylül sonrası oluşan siyasi atmosferden kaynaklandığı bir gerçek olsa da, bu aşılamayacak bir durum değildir. Türkiye’de cumhuriyetçi, yurtsever sol %25’e mahkûm değildir. Solun; dincilik, muhafakazakârcılık oynayarak iktidara gelmesi hayalden öte bir şey değildir. AKP’nin dinciliğini takdir ederek ona oy veren birtakım seçmen CHP’ye aynı dinci tutumu gösterdi diye oy vermeyecektir. Orijinal dinci dururken, taklitlerden sakınacaktır. O sebeple CHP daha halkçı, bağımsızlıkçı ve laik politikalarla bir iktidar namzeti olabilir. Bunu tarihten ders çıkararak yapabilir. 1970’lerde bu söylemlerle iktidarı yakalayan CHP, 1940’ların sonunda DP’ye oy kaptırırım korkusuyla dincileşerek oy kaybetmiş ve bu da Türk demokrasisine ağır kayıplar verdirmiştir.

Kendini kurucu  ideoloji ve figürlerle bir tutan, içeride ve dışarıda geri dönülemeyecek hatalara imza atan ve bu sebeple iktidardan düştüğü an çok zor bir durumda kalacağını bilen AKP kanaatimce demokratik yollardan gitmeyecektir. Olur da sandıkla giderlerse arka kapılar ardında bir şeyler döneceğinden şüphelenmemek elde değil. Bu sonuç da Türkiye için uzun vadede bir çözüm olmaz. Uzun vadeli bir sonuç için tüm halk Cumhuriyet’ine sahip çıkmak zorundadır. Umut soldadır ve uyuyan devin uyanmasının zamanı gelmiştir.

Ozan Kınay

CEVAP VER