Kemalizm’i Atatürk’ten Ayırma Kurnazlığı – İlteriş Civelek

0
574

Türkiye’de karşı devrim süreci 2002 yılında geniş bir ittifak kurarak Türk devrimine büyük bir saldırıya girişti. Muhakkak, bu sürecin başlangıç noktası ne 2002 yılıdır ne de karşı devrimin ivmelenmesi 2002 sonrasına denk gelir.  Fakat bu süreçte kurulan büyük ittifak emperyalizmin Batı Asya’daki saldırılarının en başat uzvu olmuştur. Ne var ki, gelinen noktada bu ittifak büyük dirençle, Anadolu’nun bağımsızlık damarıyla, teröre karşı duruşuyla dağılmış ve karşı devrim pratiğini kaybetmiştir. Pratiğini kaybeden ve ittifakı dağılan karşı devrim kendi teorisini sorgulama mecburiyetine düşmüş ve gelinen noktada 60 yıllık pratiğinde vücut bulan teorisinin çelişkileri ortaya çıkmıştır.

G. Fuller’in Yeni Osmanlı havucuna uzanmak üzere kurulan bu karşı devrimci ittifaktan geriye kalan son parça AKP’dir. Sadece bu bile karşı devrimin pratiğinin kaybolmaya başladığını ortaya koyuyor. Bunun yanında bu ittifaktan geriye kalan AKP’nin varoluşunu reddedercesine bölgesel ittifaklar araması, Astana-Soçi süreçlerine dâhil olması, Amerikan koridoruna karşı savaşan Türk ordusunun hamlelerini sahiplenmesi ve 2002’deki ittifakın diğer uzuvlarını tasfiyeye girişmesi gibi alt alta sıralanabilecek birçok yeni girişimi siyasal İslamcılık, fethullahçılık, ikinci cumhuriyetçilik ve PKK ile vücut bulan karşı devrim pratiğinin gerçekliğini tamamen yitirdiğini ortaya koyuyor. İşte gelinen bu noktada pratiğini kaybeden karşı devrim süreci tükettiği teorisini çöpe atmak zorunda kalıyor. Son dönemlerde gündemin baş köşesine oturan Atatürk ve Kemalizm tartışmalarının kaynağı buradadır. Şimdi, allak bullak olmuş bir zihin yapısı var karşımızda. Kendilerini var eden tezler, teoriler tükendikçe tutarsızlıkları devam edecektir. Bu yazının daha çok üzerinde durmak istediği Atatürk ve Kemalizm’i birbirinden ayırmaya çalışan kurnazlığa dikkat çekmektir.

1980 Amerikancı darbesi Atatürk’ü bir fikirden sıyırarak bir şekle hapsetmeye çalıştı. Bu girişimin niyetini darbeden 10 yıl önce Mahir Çayan ortaya koyuyor:

[…]G. M. Kemal Atatürk’ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar Atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların Atatürkçülüğü, “gardırop” Atatürkçülüğünden öteye gitmez.  Bu, tarihin her döneminde hâkim sınıfların uyguladığı bir taktiktir. Ülkesinde dünyayı değiştiren, halkına ve ulusuna mal olmuş her ihtilalciyi, ölümünden sonra hâkim sınıflar (O’nun devrimci kişiliğini ve eylemini kendi sınıfsal çıkarları paralelinde tahrif ederek) O’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, kalkan olarak ileri sürerler.

Atatürk Anadolu’nun bağımsızlık fikridir. Bağımsızlığı emperyalistlere karşı kazanıp ulus olan, onuruyla yaşamak için cumhuriyeti kuran fikirler bütünüdür. Kemalizm ise bu fikrin yaptığı işlerdir, Türk devrimidir. Atatürk, Kemalizm’dir. Kemalizm’e saldırmak Atatürk’e; Atatürk’e saldırmak Kemalizm’e saldırmaktır. Kemalizm’i, Türk devrimini yıkmak için bu fikri def etmek gerekir. Bu fikri bir gardıroba hapsetmek ve sonrasında da o ucube gardırobu yıkmak karşı devrimin metodu olagelmiştir. Ne var ki, karşı devrim bu gardırobu bile tasfiye etmeyi başaramamıştır. Bu başarısızlığı sağlayan Türk devriminin yaptığı işlerin bir gardıroba hapsedilmesine karşı çıkan Kemalizm’i kavramış bir avuç aydın ve Anadolu’nun köklü bağımsızlık karakteridir. Bir avuç aydın öldürülerek, hapse atılarak sindirilmeye çalışılmışsa da bağımsızlık ve cumhuriyet fikri ölmemiş Atatürk’e, Kemalizm’e, cumhuriyete yönelen emperyalist ve işbirlikçi saldırılara mahkemelerde, sokakta karşı çıkmıştır. Gelinen noktada ise karşı devrim Atatürk’le daha fazla savaşacak gücü kendinde bulamamaktadır. AKP ve medyasında 10 Kasım 2017’de yaşanan tartışmalar bunu göstermektedir.

Karşı devrimin geniş ittifakının dağılmasının ardından, AKP’nin kuruluş amacını devam ettirememesini sağlayan sürecin özeti bu gardırobun tasfiye edilememesi, daha doğru ifadeyle Atatürk’ün karakterim dediği bağımsızlık fikrinin bir gardıroba sığmamasıdır. Bu nedenle emperyalizm işbirlikçileri hapsoldukları yerde feryat figan varoluş sancısı çekmeye başlamıştır. Siyasi varlıklarına sebep olan teoriler 15 Temmuz 2016’da bomba olup intihar saldırısına girişmiş ve 40 yıldır ördükleri sivil örümcek ağını dağıtmıştır. Akademiden sohbetlere uzanan geniş bir zaman ve ortam bütününde işlenen cemaatçilik tezleri tarumar olmuş ve sudan çıkmış balığa dönen bir kitle belirmiştir. Derin bir sarsıntı yaşayan Türkiye yaşadığı krizi anlamaya çalışmış ve geriye dönüp baktığında Türk devrimini, aydınlanmacılığını keşfetme sürecine girmiştir. Siyasi varlıklarını üzerine inşa ettikleri işbirlikçilik, cemaatçilik, karşı devrimcilik tezleri yıkılanlar Türk aydınlanmacılığının ışığı ile karşılaşınca iyiden iyiye gözüne fener tutulmuş tavşana dönmüştür. AKP içinde yaşanan ihtilafların, söylemlerdeki tutarsızlıkların, Atatürk’le ilgili kavgaların-açılımların psikolojik tahlili budur.

Türkiye yakın tarihinde Atatürk figürünün suç delili olduğu karanlık bir ittifakın saldırıları yoğunlaşmıştı. Şimdi bu saldırıların odağı olan partiden Atatürk figürüne yönelik olumlu yaklaşımlar görmek önemli ve takdir edilesidir. Bu Türkiye için kazanımdır. Fakat bu noktada yıkılamadığı için, Atatürk figürüyle göstermelik bir barış yaparak Kemalizm’e saldırıları devam ettirenler Atatürk ve Kemalizm’i birbirinden ayırmaya çalışan kurnazlardır.

Kemalizm 1919 yıllarından itibaren kullanılagelmiş ve ilk olarak İngiliz ve Fransız medyasında yer almıştır: Mustafa Kemal’in ulusal kurtuluşçu, kuvvacı tavrını tarif etmek için. Yani Kemalist, o yıllarda bağımsızlık fikri için Mustafa Kemal ile birlikte savaşanlar için kullanıldı. Daha sonra bağımsızlığını kazanan ulus, Mustafa Kemal önderliğinde Cumhuriyet’i kurarken, muasır bir Türkiye için devrimler yaparken yine Kemalist’tir. Bir bütün olarak, kavramın tarihsel karşılığı itibariyle, ulusal kurtuluş için “Ya İstiklal, ya ölüm” diyenler, cumhuriyeti ve Türk devrimini sahiplenenler Kemalist; bağımsızlık karakteri ve Türk devrimin yaptığı işler de Kemalizm’dir. Bu halk Mustafa Kemal’in peşinden sarı saçı mavi gözü için değil Anadolu’nun bağımsızlık meşalesini cesaretle taşıdığı için ölümü göze alarak gitti, Kemalist oldu. Şimdi Kemalizm’i, Kenan Evren taktiği ile Atatürk ile perdelemek, bağımsızlık vurgusunu gölgelemek gibi arayışta olanlar varsa yüzlerine bunu çarpmak zorundayız. Bu görev de bizlere aittir. Teorisini ve pratiğini tüketen bir kesimin afalladığı yerde, halkın tekrar Atatürk fikrini keşfetmek zorunda olduğu bir dönemde bu yükü omuzlayacak tarihsel birikime ve güce sahip olanlar Kemalistler. Sivil örümceğin ördüğü ağ dağılırken, cemaatçiliğin devlete ve kamusal alana yığdığı çöpler temizlenirken, Türk devrimine atılan çamurlar dağılırken Kemalizm ışığını tekrar göstermeye başlamıştır. Bu ışığı daha yukarı taşımak; bağımsızlık bayrağını daha da yükseltmek; Anadolu’nun tarlalarını köylünün, fabrikalarımızı tekrar emekçinin alın terinin emrine sunabilmek için Atatürk’e ve Kemalizm’e karşı girişilen her savaşın, kurnazlığın karşısında duracağız.

CEVAP VER