Ho Chi Minh’de Vatansever Devrimcilik – Salih Tüfekçioğlu

0
617

Aşağıda Ho Chi Minh’e ait farklı tarihlerde yazılmış iki kısa metin var. Bu metinlerin bağlamını kavrayabilmek için öncelikle birbirine karıştırılan, bilimsel sosyalizme yeterince hâkim olmayanlar tarafından birbirinin yerine kullanılan üç farklı kavramı açıklamakta fayda var.

Nasyonel Sosyalizm: Marskist-Leninistler ve Komünist Enternasyonel tarafından nasyonel sosyalizm, tekelci büyük burjuva diktatörlüğü anlamına gelir. Dolayısıyla bugünkü sosyalist siyasetlere bakıldığından herhangi bir şeye tekabül etmemektedir. Kökeni, Marx ve Engels’in Komünist Manifesto kitabının “Alman Sosyalizmi” alt başlığında açıklanan orta sınıf eğilimine dayanır. Almanya ve İtalya’da (faşizm) iktidara geldiğinde, orta sınıfları ırkçı popülist siyasetle tekelci burjuvazinin yanına çekmiş, tekelci sermayeyi devlet şemsiyesi altında korumuş, emperyalist eğilimler sergilemiş, proletarya siyasetini bastırmıştır. Engels, yirminci yüzyıl faşist dönemine tanıklık etmemiş olmakla beraber, sosyalizm adı altındaki bu ve benzer eğilimleri Marx’la beraber fark ettiklerinden, kitabın ismini Sosyalist Manifesto koymadıklarını, Komünizm sözcüğünün bu sebeple seçildiğini birkaç on yıl sonra belirtecektir.

Sosyal Şovenizm: Lenin tarafından yaratılmış bir kavramdır. Birinci dünya savaşı sırasında, emperyalizme (emperyalist ekonomizme), bazen “yurt savunması” adı altında, bazense daha bilimsel bir retorikle destek veren sosyal demokratları betimlemek için kullanılır. Özellikle Kautsky, emperyalizmin geri kalmış ülkelerde hızlı kapitalistleşmeye yol açacağını, böylelikle ortaya çıkacak ve kalabalıklaşacak işçi sınıfının sosyalizme daha kolay yoldan ilerleyeceğini iddia etmekteydi. Lenin ise bu teze karşı ulusların bağımsızlığını savunmaktaydı. Bugün için, kavramın ilk çıktığı zamandaki anlamına birebir tekabül eden bir siyasi eğilim bulunmuyor. Ancak soldan emperyalizme destek biçimleri bugün de varlıklarını sürdürmektedir. Kabaca iki parçadır bunlar. Bugünün sosyal şovenistleri: 1) AB tipi soldan, emperyalistlerin Ortadoğu ve diğer bölgelerdeki müdahalelerine “özgürlük ve demokrasi” kılıfıyla sahip çıkanlar. 2) Emperyalizme karşı direnen veya ulusal bağımsızlık kazanmış ülkeleri etnik ve mezhebi yönden bölen siyasetler. Öyle ki bu bölücü siyasetler, solda bile olsalar, emperyalizm tarafından hemen her zaman desteklenirler (Örneğin Kosova, Rojava vb.). Dolayısıyla sol ile emperyalizmin bir araya geldiği her durumdan,  bugünün sosyal şovenizmi olarak bahsetmek hatalı olmayacaktır.

Vatansever Devrimcilik:  Nadiren devrimci şovenizm olarak da adlandırılmış olmakla birlikte, sosyal şovenizmle hiçbir ilgisi yoktur, hatta onun tam tersidir. Bu sefer söz konusu olan, emperyalizme destek olarak veya emperyalizmden destek alarak “yurt savunması” kavramının kötüye kullanılması değildir, ama emperyalizme karşı yurt savunmasıdır. Antiemperyalizmdir. Kökeni Lenin’in emperyalizme dair tezlerinde bulunur ve sistematik hale getirilmesi Komünist Enternasyonel siyaseti ile olmuştur. Özellikle de Dimitrov’un “emperyalizme karşı birleşik cephe” teziyle en yetkin halini almıştır. Fransız ve Amerikan emperyalizmiyle savaşan Ho Chi Minh, bu kavramın adeta ete kemiğe bürünmüş halidir.

Henüz 1920’lerde Komünist Enternasyonel’e gönderdiği raporda şunu yazmaktadır:

Lenin’e göre, Batı Avrupa’da devrimin zaferi, esir alınmış sömürgelerde emperyalizme karşı yürütülen kurtuluş hareketiyle ve ulusal sorunla kurulan yakın temasa bağlıydı ki bunların her ikisi de proleter devrim ve diktatörlük sorununun bir parçasını oluşturmaktadır.

Daha sonraları Yoldaş Stalin, Avrupa proleterlerinin, sömürgelerdeki kurtuluş hareketleriyle doğrudan bir ittifak kurmaksızın başarıya ulaşabilecekleri şeklindeki görüşten bahsetmiştir. Ve bu görüşü karşı devrimci bir görüş olarak ele almıştır. Fakat teorik incelememizi oluşturmak için pratikten yola çıkan bir değerlendirme yapacak olursak, Sovyetler Birliği Komünist Partisi hariç büyük partilerimizin hala yukarıda bahsedilen görüşü benimsediklerini söyleyebiliriz, çünkü bu konuda etkisiz durumdadırlar.

Buradan görüleceği üzere, Ho Chi Minh, vatansever devrimcilik siyasetini Lenin’e ve bilimsel sosyalizme dayandırmaktadır. Geçen zamanda, sömürge ve yarı-sömürge ülkelerdeki devrimcilerin çoğu benzer tezler ileri sürmüş, nihayet 1960’larda Ho Chi Minh ve üçüncü dünyanın diğer devrimci figürleri Avrupa solunun da dikkatini çekmiş, ve Avrupa solu içinde belirli ve özel bir dönem boyunca antiemperyalist siyaset önemli bir eğilim olmuştur. Minh, devrimci Vietnam’ın durumuna dair 1950’lerde ise şunları yazmıştır:

1952 yılında Vietnam, şu hususları içeren bir programı benimseyecektir:

  • Üretim işine dört elden sarılmak ve milli ekonomiyi güçlendirmek,
  • Düşman güçleriyle mücadele edip onları yok etmek. Gerilla savaşını yoğunlaştırmak,
  • Düşmanın “Vietnamlılarla savaşmak için Vietnamlıları kullanma ve savaşı savaş yoluyla düzeltme” politikasını mümkün olan her şekilde ifşa etmek,
  • Vatanseverlik ve enternasyonalizmi birbirine bağlamak,
  • Bürokrasi, yolsuzluk ve israfla gayretli bir şekilde mücadele etmek.

Vietnam halkının vatanseverliği ve kahramanlığı, nihai zafere sarsılmaz bir inanç duymamızı sağlamaktadır.

Burada devrimin ilk aşaması olarak Vietnam halk savaşının, emperyalizme karşı vatansever bir duyguyla savunulduğuna şahit oluyoruz. Ho’nun yoldaşı Le Duan ise bu aşamayı milli demokratik devrim olarak tanımlamaktadır. Kolayca fark edileceği üzere vatansever devrimcilik kavramı, ilk ikisinden, antiemperyalist olmasıyla, tekelci ve işbirlikçi burjuvaziyi dışlamasıyla, yurt savunması kavramına olması gereken yeri vermesiyle, keskin bir şekilde ayrılmaktadır.

Salih Tüfekçioğlu

Marksists.org, Ho Chi Minh arşivinden yararlanılmıştır.

Metinler Can Ali Çetin tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

CEVAP VER