Doğru Fikirler Nereden Gelir? – Mao Zedong

0
1267
Evet, doğru fikirler nereden gelir? Bunlar gökten mi inerler? Hayır. Bunlar zihinde doğuştan mı vardır? Hayır. Bunlar toplumsal pratikten gelir; ve yalnız ondan gelir. Bunlar, üç çeşit toplumsal pratikten gelirler: üretim için savaşım, sınıf savaşımı ve bilimsel deneme. İnsanın düşüncesini, toplumsal varlığı belirler. İleri sınıfa özgü doğru fikirle, bir kez kitleler tarafından kavrandı mı, toplumu ve dünyayı değiştiren maddi bir güç halini alırlar. Toplumsal pratiğinde insan, çeşitli savaşımlara girişir ve hem başarılarından, hem de başarısızlıklarından zengin deneyimler kazanır.
Nesnel dış dünyanın sayısız görüngüleri, insanın beyninde, beş duyu organı yoluyla yansır. Bu organlar, görme, koklama, işitme, tatma ve dokunma organlarıdır. Bilgi, önce algısaldır, yani fikirlere sıçrama, yeter derecede algısal bilginin birikmesiyle olur. Bu, bilme sürecinde bir başlangıçtır. Nesnel maddeden öznel bilince, varlık halinden fikirlere giden bu aşama, bilme sürecinin bütünü içinde ilk aşamadır. İnsan bilincinin ya da fikirlerinin (teoriler, siyasetler, planlar, önlemler gibi) nesnel dış dünyanın yasalarını doğru bir biçimde yansıtıp yansıtmadığı, bunların doğru olup olmadığının ayırt edilmesinin mümkün olmadığı, bu aşamada, henüz kesinlikle söylenemez. Bundan sonra, bilme sürecinde bilinçten maddeye, fikirlerden varlığa doğru dönüş yapan ikinci aşama gelir. Bu ikinci aşama, ilk aşamada kazanılan bilginin, teorilerin, siyasetlerin, planların ya da önlemlerin, umulan sonucu verip vermediğini saptamak için toplumsal pratiğe uygulanması aşamasıdır.
Genel bir deyişle, umulan sonucu verenler, yani başarıya ulaşanlar doğru, ulaşmayanlar yanlıştır. Bu, özellikle doğayla savaşımda geçerlidir. Toplumsal savaşımda ileri sınıfı temsil eden güçler bazen yenilgiye uğrarlar. Bunun nedeni, fikirlerinin yanlışlığı değil, savaşıma katılan güçler dengesinde, bunların o gün için gerici güçler kadar güçlü olmamasıdır. Onun için bunlar, geçici olarak yenilgiye uğrarlar, ama eninde-sonunda zafer onlarındır.
İnsanın bilgisi, deneyim ve pratik yoluyla bir sıçrama daha yapar. Bu sıçrama öncekinden daha önemlidir. Çünkü, ilk sıçramanın doğruluğunu ya da yanlışlığını ancak bu sıçrama ortaya koyar. Nesnel dış dünyayı yansıtma döneminde formüle edilen fikirlerin, teorilerin, siyasetlerin, planların ve önlemlerin doğruluğu ya da yanlışlığı şimdi belli olur. Doğruyu aramanın başka yolu yoktur. Ayrıca, dünyayı bilmenin tek amacı onu değiştirmektir. Çoğu zaman doğru bir fikre, maddeden bilince, sonra tekrar maddeye; yani pratikten bilgiye, sonra tekrar pratiğe giden sürecin birçok kez yenilenmesiyle ulaşılır. Marksist bilgi teorisi, diyalektik materyalist bilgi teorisi budur.
Yoldaşlarımız arasında bu bilgi teorisini hala anlamayanlar var. Bunlara, fikirlerinin, düşüncelerinin, siyasetlerinin, yöntemlerin, planlarının, vardıkları sonuçların, süslü konuşma ve yazılarının kaynağının ne olduğu sorulunca, soruyu garip karşılıyorlar ve karşılık veremiyorlar. Ayrıca bunlar, maddenin bilince, bilincin maddeye dönüşebileceğini de anlayamıyorlar; oysa bu sıçramalara günlük yaşamda durmadan yinelenmektedir. Bu nedenle, yoldaşlarımızın, diyalektik materyalist bilgi teorisiyle yetiştirilmeleri gerekiyor. Böylece düşüncelerine, doğru bir yön verebilir, araştırma, inceleme ve deneyimlerini özetlemede ilerler, güçlükleri yener, daha az hata yapar, işlerini daha iyi görürler ve Çin’in büyük güçlü bir ülke olması ve uluslararası görevlerini yerine getirmede, dünyadaki ezilen ve sömürülen geniş halk kitlelerine yardım etmesi için daha çetin bir savaşıma girişirler.

 

Mao Zedong

Kaynak: Mao Çe-Tung – Teori ve Pratik (12.Baskı, Sol Yayınları)

CEVAP VER