Laiklik Cephesi – Hasan Kumlu

0
1765

Ülkemizin içinden geçtiği zor şartlarda, kuşkusuz her siyasi kesimin kendine özgü bir stratejisi olacaktır. Bir yandan Amerikan ordularının sınırlarımıza dayanmış olması, diğer yandan ülkemizdeki gerici dalga ve laikliğin aşınması, farklı sol ve sağ gruplarda, farklı çıkış yolu arayışlarına sebep olmaktadır. Bunlardan bir tanesi de son zamanlarda adı konmamış bir laiklik cephesi. Adı üstünde cephe, çünkü birden fazla siyasi eğilimi tek bir potada eritmekte, tek bir sloganda birleştirmektedir: laiklik.

Yakından bakacak olursak, bu cephenin içinde Türkiye’deki laik kesimin tümü değil ama bir bölümü yer alıyor. Liberaller, küçük sosyalist grupların bir bölümü, CHP’nin içindeki bazı gruplar (AB solu) ve HDP. Adalet yürüyüşüne katılım ve destek veren siyasetler bu cephenin kaba bir tablosunu çizer. Ancak bu grupların geçmişlerine baktığımızda, CHP’deki bazı grupları ayrı tutacak olursak, aynı hassasiyeti göremiyoruz. Örneğin laik cephenin sokaklarda en geniş katılımla kurulması gerektiği bir aşamada, cumhuriyet mitinglerinde, liberaller hâlihazırda AKP’nin yanındaydı, sosyalist olduğunu iddia eden gruplarsa gazetelerinde Kemalizm’i aşıyorlardı. HDP’yi zaten saymıyoruz. 2010 Anayasa değişikliği referandumunda, yani yargı sisteminin gerici yürütme organına bağlanması oylanırken, liberaller yetmez ama evet diyor, HDP Batı’da evet oyu veriyor, Doğu’da sandığı boykot ediyordu. Gezi olayları sırasında ise, sosyalist gruplar kendilerini sokaktaki geniş Kemalist yığından ısrarla ayrı tutmuştur; ve olaylar yatıştıktan sonra da, laiklik yerine çok kültürlülük öneren HDP ile ittifak kuracakları bir platform oluşturmuşlardır.

Görüleceği üzere herkes geçmişini bir kenara bırakmış, laik cephenin en gerekli olduğu dönemden 5-10 sene sonra laiklik cephesi kurmaya karar vermiştir. Elbette kimseyi geçmişindeki hataları sebebiyle yargılayamayız. Şu an doğru bir noktaya gelmişlerse, anlamsız bir kavgayı sürdürmenin gereği olmaz. Ancak laikliği başka bir şeyin paravanası yapmıyorlarsa. Örneğin Batı’dan koptuğumuzu ve bunun kötü bir gidişat olduğunu söyleyen liberaller, aynı Batı ülkemiz için ılımlı İslam siyaseti önerirse ne yapacaklar? Veya çok kültürlü iken IŞİD’den sonra bir anda laikliğin kalesi olduğunu iddia eden PKK samimi midir? Laiklik Batı’ya yaklaşmanın ya da etnik ayrılıkçılığın, iki kardeş halkı ayrıştırmanın aracı mıdır?

Laiklik sloganı, başka siyasi ajandalar için bir paravana olarak kullanılabildiğine göre, o halde tek başına laiklik demekle laiklik gelmez. Çünkü bir paravana asla kurumsallaşamaz. Dolayısıyla laiklik tek başına bir hedef olamayacağı gibi, “laiklik devrimi” gibi tek boyutlu bir demokratik devrim de olmaz. Demokratik devrimler ya millidir, yani laiklik ve aydınlanma, milli bağımsızlık devriminin boyutlarından biri olarak gündeme gelir (altı oktan da sezileceği üzere), ya da emperyalizmin güdümündedir yani turuncudur. Örneğin Fransa’da ve Türkiye’de laiklik, milli bağımsızlık siyaseti ile kurulmuştur. Turuncu devrimlerse anladığımız anlamda laikliğe değil, en fazla çok kültürlülüğe, laik yaşam adacıklarının da korunduğu ayrışmış bir topluma yol açacaktır.

Şimdi biz bu arkadaşlara soruyoruz. Madem amacınız laiklik (öyle diyorsunuz), milli bağımsızlığımızı mı savunuyorsunuz yoksa ülkemizin ABD tarafından esir alınmasını mı? Soruyoruz, neden milli bağımsızlık sloganını ağzınıza almıyorsunuz da, laikliği Batı’dan kopmamak ya da etnik ayrılıkçılık gibi gizli ajandalarınızı saklamak için slogan edindiniz? Ömrü hayatında laikliğin gediklisi olmamış siyasetler, laikçi diye Kemalistlere küfredenler, Kemalizm’i gazetelerinde aşanlar, siz ne ara yan yana geldiniz de cephe kurdunuz? Cevabı basittir. Bu arkadaşların asıl derdi laiklik değildir, çünkü öyle bir dertleri olsa milli bağımsızlığımızı da savunurlar, laikliğin tesis edilmesi için toplumda karşılığı olan gerçek cepheler kurarlardı. Laikliği bir yaşam tarzına indirgeyip, Batı güdümlü demokratik cephelerin içinde yer almazlardı.

Son olarak, tek derdi laiklik olanlara, bunun dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyenlere, gizli ajandası olmayan masum insanlarımıza gelince. Kandırılmalarına izin vermemeliler. Eğer gerçekten laiklik istiyorlarsa, Robespierre veya Atatürk’ün yaptığı gibi, vatanı düşmana karşı savunan siyasi cepheleri savunmalılar. Düşman işgaliyle laiklik gelmeyeceği gibi, eğer milli bağımsızlığın öncüsü olacak grup laikliği savunmuyorsa, yine gelmez. Amerikan emperyalizmine bağımlı liberal, sözde sosyalist, ve kimlikçi akımlardan uzak durmalılar; dostu düşmanı iyi tanımalılar. Karışık grupların yanında yer almamalılar. “AKP bizden korkuyor” edebiyatına son vermeliler. AKP’nin sizden korktuğu falan yok. Aksine, milli bağımsızlık söylemini, onu asla tutarlı olarak savunamayacak İslamcı sağın eline bıraktığınız için, AKP bundan memnun oluyor ve halkın gözünde meşru konuma yükseliyor. Bu durumda da, vatanımız emperyalizme yenilecek olsa bile AKP iktidardan gitmeyecek, emperyalizmle anlaşacak, hatta bugün laiklik cephesi kuran bu gruplar parçalanacak, ve önemli bir kısmı ABD ile anlaştığı için yeniden AKP’yi desteklemeye başlayacaktır. Unutmayalım, vatanı kurtarmayana siyaset yapma hakkı verilmez. Vatanı kurtarmadan laiklik gelmez.

 

Hasan Kumlu

CEVAP VER