Deniz Cephesinde Türk Sovyet İttifakı – Mehmet Perinçek

0
2877

Mustafa Kemal – Süleyman Sami görüşmesinde ele alacağımız esas mesele ise Sovyet Rusya’nın Anadolu’ya yardımıdır. Mustafa Kemal, Süleyman Sami’ye sorduğu “Ruslar, bize yardım eder mi?” sorusuna “yardımın kararlaştırıldığı” cevabını aldığı günlerde, ilk Sovyet yardımı Anadolu’ya doğru yola çıkmıştı bile.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, Mustafa Kemal, Sivas Kongresi günlerinde Halil Paşa’yı Moskova’ya göndermişti. Halil Paşa, Sovyet hükümetiyle yaptığı temaslardan sonra, Temmuz ayında, Upmal başkanlığındaki ilk Sovyet elçilik heyeti eşliğinde ve altınlarla birlikte Türkiye’ye doğru yola çıkar. Türkiye ile Sovyet Rusya arasında kara bağlantısı olmadığı için Türk ve Sovyet heyetleri büyük zorluklarla karşılaşırlar, özellikle yolu kesen Ermenilerle mücadele ederek altınları 8 Eylül günü Erzurum’a ulaştırırlar. Altınlar, hastanedeki kantarda tartılarak teslim alınır, 200 kilosu Doğu ordusu için alıkonur, geri kalanı Sovyet heyetiyle Ankara’ya gönderilir.

Sovyetler’den gelen altın ve para yardımlarıyla özellikle memurların ve subayların maaşlarının ödendiği bilinmektedir. Bir keresinde Aralov, gelen altınları teslim ettiği zaman, Mustafa Kemal, “Bizim için büyük nimet” der. Ardından orada bulunan herkesin huzurunda “Fakat Rus insanının yüreği daha değerli. Onun sadakati satın alınamaz. Lenin, bu sadakati hakkettiğimizi düşünüyor. Bunun için ona çok teşekkürler” sözlerini sarfeder.

Moskova’da, 24 Ağustos 1920 günü Bekir Sami Bey başkanlığında Moskova’ya giden ilk TBMM heyetiyle Sovyet Rusya arasında paraf edilen antlaşma taslağının hemen ardından askeri uzmanların ilk toplantısı yapılır ve askeri yardımın denizyoluyla yapılması kararlaştırılır. Karayolları Ermeniler tarafından kapatıldığı için tehlikelidir. Ayrıca doğu bölgesini Ankara’ya bağlayan yollar cephane taşınması için elverişli değildir. Denizyolu daha kısa ve daha güvenlidir. Cephane, silah ve diğer malzemeler, Rusya’nın Novorosisk ve Tuapse limanlarından alınacak, Trabzon, Samsun ve İnebolu üzerinden Anadolu içlerine ulaştırılacaktır. Bunun üzerine çok iyi Rusça bilen Lazistan mebusu Osman Bey de sevkıyatın sağlanması için Tuapse’de askeri konsolos olarak görevlendirilir.

Karadeniz üzerinden cephane ve silahın taşındığı ilk sefer 22 Eylül 1920 günü gerçekleşir. İlk başlarda taşıma Salih Efendi’nin “Hayreddin”, Harun Kaptan’ın “Yıldız”, Nazım Kaptan’ın “Mebruke” isimli motorları gibi sivil motorlarla yapılır. O dönemde silah altına çağrılan takacılar, cepheye gönderilmez, kendi takalarıyla Rusya kıyılarından malzeme taşımak suretiyle görevlerini yerine getirirler. Ayrıca Tekalifi Milliye kanununun sivil motorlarla ilgili maddesiyle de bütün motorlar bu işe seferber edilir. 21 Eylül 1920’de Rus limanlarından Trabzon’a ve Karadeniz’in muhtelif iskelelerine yapılan nakliyatı düzenlemek ve idare etmek için Trabzon Kaçakçı Müfrezesi kurulur.

Fakat sivil motorlar bu iş için yeterli değildir. Ayrıca o dönemde Anadolu donanmasına katılabilecek Aydınreis ve Preveze gambotları dışında başka bir gemi de yoktur. Bu gemiler de onarıma muhtaç durumdadır. Üstelik İstanbul’dan İtilaf devletlerinin özel izniyle Samsun’a bir göreve gönderilmiş olan bu gemiler o sırada İstanbul’a geri çağrılmıştır.

Aydınreis ve Preveze gambotlarının bu emri dinlemeyerek Milli Hükümet’in emrine girmeleri üzerine, bu iki geminin İtilaf savaş gemileri tarafından zapt ve müsadere edilmesi tehlikesi doğar. Bunun önüne geçmek için Milli Savunma Bakanlığı, Aydınreis ve Preveze, daha sonra da Şahin gemilerini saklanmaları ve onarılmaları için Sovyet limanlarına gönderme kararı alır. Sovyet Rusya, bu talebi kabul eder. Gemiler, Novorosisk limanında tüm aksamları elden geçirilerek onarılır ve Batı Cephesi’ne cephane taşımak üzere sefere başlar. Böylece Türk-Sovyet ittifakının pratiği içinde Türk donanmasının da çekirdeği kurulmuş olur.

16-18 Ağustos 1921 tarihinde Trabzon’da 13. Tümen Komutanlığı karargahında Sovyet Karadeniz Filosu Komutanı ile yapılan görüşmeler sonunda, Sovyet Rusya, askeri araç-gereç dışında “Jivoy” ve “Jutki” adlı motor gambotları Anadolu hükümetine verir. Bu gemilere, Türk bayrağı çekilerek “1 ve 2 numaralı motor gambotlar” adı verilir.

Sovyet Rusya’dan Karadeniz’e kıyılarına yapılan sevkıyatın çok gizli yapılması gerekmektedir. Gerek Türkiye gerek Sovyet Rusya bu gizliliği çok iyi korur ve sevkıyatın düşman tarafından belirlenmemesi için olağanüstü önlemler alır. Ayrıca işgal kuvvetlerinin devriye gemilerini izleyerek limanlara haber vermesi için İstihbarat Dairesi kurulmuştur.

Bu önlemlere karşılık, Yunan donanması, Samsun’u bombalar. Esas amaç, Sovyet yardımlarının geldiği bu indirme iskelesini ve burada bulunan askeri malzemeyi tahrip etmektir. Ayrıca Samsun’daki Rus konsolosluğu da bombalanır. RSFSC Dışişleri Halk Komiseri Karahan, İtilaf devletlerine, Yunan donanmasının Türkiye limanlarına mal nakleden gemileri zapt etmesini ve Rus hükümetine ait malların musaderesini düşmanca hareket saydığını, bu hale son verilmesini, aksi takdirde bütün sorumluluğun İtilaf devletlerine ait olacağını bildiren bir nota verir. Sovyet Rusya, bombardımanı kendine yapılmış kabul eder.

Almanya’dan satın alınan uçakların Türkiye’ye getirilmesi işinde de Sovyetler Türkiye’nin yanındadır. Yapılan anlaşma gereği, uçaklar, Sovyet Rusya toprakları ve limanları üzerinden serbestçe ve gümrüksüz olarak Karadeniz yoluyla Anadolu’ya taşınacaktır. Bu operasyonun çok gizli ve hızlı yürütülmesi gerekmektedir. Uçaklar, Novorosisk limanından Şahin adlı gemiyle taşınır. Çünkü uçaklar Büyük Taarruza yetişecektir. O dönemde genç bir subay olarak Türk donanmasında görev yapan Mithat Işın, “Dumlupınar, Afyon, Bursa semalarına hükmeden o çelik kartalları denizdeki Şahin yetiştirdi” diye yazar.

Kurtuluş Savaşı’nın pek sözü edilmeyen deniz cephesi ve Sovyet yardımlarının Türkiye’ye taşınması, Türk-Sovyet dostluğunun gelişmesinde büyük rol oynar. Bu dostluk iki hükümet arasında kalmaz, en alt birimlere kadar yansır. Rus limanlarından silah taşımacılığındaki çok etkin başarılı hizmetlerinden ötürü İstiklal Madalyası ile taltif edilen M. Celaleddin Orhan’ın anılarından aldığımız aşağıdaki bölüm, o dönemi anlamak açısından önemlidir:

“ Bir gün, yine asker subay kuyruk olmuş cephane taşıyorduk. (…) Rus askerleri hep birden bizleri uzun uzun alkışladılar. Sonra da cephane vagonuna hücum ile vagondaki sandıkları kaptıkları gibi koşa koşa gemiye taşımaya başladılar. (…) Bu suretle 25-30 kadar Rus askerinin de yardımıyla gece yarısına bitirmeye çalıştığımız 127 ton topçu mermisi ile 20 ton da eğer takımı yükümüzü 4-5 saat evvel bitirmiş olduk. (…) Biz teğmenler de dahil olmak üzere rıhtım üzerinde bağdaş kurup Türk, Rus askerleri karışık hep birlikte güle oynaya yediğimiz o yemeğin tadını hiçbir zaman başka bir sofrada bulamadım dersem inanın. Ruslar, Rus oyunları bizimkiler de memleket oyunları oynadılar. En sonunda da Kemal Paşa-Lenin kardeş diyerek hep beraber halay çekişleri bir ömürdü.”

Mehmet Perinçek

Kaynak: Atatürk’ün Sovyetler’le görüşmeleri, 4. Baskı, Mehmet Perinçek, Kaynak Yayınları, 2014

CEVAP VER