Altı Ok ve Türk Devrimi – Sefa Uyar

0
1203
Türk Devrimi’nin ideolojisi Kemalizm’dir. Ama şunu belirtmekte fayda var: Kemalizm ve Atatürkçülük aynı şeydir. Ortaya çıktığı zamanlar ve kullananların yüklediği anlamlar bakımından farklar olabilir, ancak bu iki kavram üzerinden tartışmaya girmek bir kısır tartışmadır. Yapmamız gereken bu iki kavram arasında kasıtlı bir şekilde oluşturulmaya çalışılan anlam farkını yok etmek ve aynı şey olduğunu bıkmadan dile getirmek. Bu yazıda Kemalizm’in tercih edilmesinin sebebi tarihsel olarak Kemalizm kavramının ön plana çıkmasıdır.
Milli Mücadele başladığından beri Mustafa Kemal Paşa ve direniş, Damat Ferit Hükümeti’nin ve işgalci kuvvetlerin “Kemalciler” veya “Kemaliler” söylemleri ile karalanmaya çalışılmış ve tarihsel olarak Celali İsyanları’na benzetilerek halkta bir antipati oluşturulmak istenmiştir. Uluslararası alanda ise bu hareket Kemalizm olarak nitelendiriliyordu. Daha sonrasında özellikle 1930’larda Türkiye’de Türk Devrimi ve esasları Kemalizm olarak adlandırılmıştır. 1931’de bastırılmış tarih kitaplarının son cildinde “Altı Ok” şu şekilde yorumlanmıştı: “…İşte yabancı yazarların Büyük Milli Reisin adına nispetle ‘Kemalism’ dedikleri Türk İnkılâp hareketinin temel prensipleri bunlardır. Bu prensiplere dayanan devlet sistemi Türk Milleti’nin tarihine, ihtiyacına, içtimai bünyesine(toplumsal yapısına) ve mefkûresine(ülküsüne) en uygun olduğu kadar, bütün dünyadaki sistemler içinde de en sağlam ve en mükemmel olanıdır.” 1935 yılında yapılan Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) 4. Büyük Kurultayında Altı Ok tanımlanmış ve bu Altı Ok için “Yalnız birkaç yıl için değil, geleceği de kapsayan tasarılarımızın ana hatları burada, toplu olarak yazılmıştır. Partinin güttüğü bütün bu esaslar, Kemalizm prensipleridir.” denmiştir.
Kemalizm nedir? 1989’da kurulan ve Türkiye’nin ilk Atatürkçü Düşünce Topluluğu olan ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu’nun tüzüğünde Kemalizm’in belki de en kısa ve iyi tanımı şu şekilde yapılmıştır: “Kemalizm, yurdumuzun kendi koşullarından doğan ve gelişen; tam bağımsızlık, antiemperyalizm ve Misak-ı Milli temelleri üzerinde yükselen, içinde evrensel değerler barındıran ulusal bir çağdaşlaşma ideolojisidir.” Bu tanıma akılcılık ve bilimsellik temelli olduğunu da eklersek sanırım Kemalizm’in özet tanımını en iyi şekilde yapmış oluruz.
Peki bu ulusal çağdaşlaşma ideolojisi içinde neler barındırıyor? Açıklamadan önce şu kısa bilgiyi vermek gerekir. Altı Ok CHP’nin ana programıdır ve CHP devrimin partisidir. Atatürk ölmeden bu Altı Ok devletin temel prensipleri olarak belirlenmiştir.
1935 yılında CHP Büyük Kurultayında belirlenen programın birinci kısmında temel esaslar olarak şunlar belirlenmiştir:
  • Vatan; Türk Ulusu’nun eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerindeki eserleri ile bugün, üstünde yaşadığı, siyasal sınırlarla çevrilmiş, kutsal yurttur. Vatan, hiçbir bağ ve şart altında ayrılık kabul etmez bir küldür(bütündür).
  • Ulus; Dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı yurttaşlardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir bütündür.
  • Devletin esas kuramı: Türkiye; ulusçu, halkçı, devletçi, laik ve devrimci bir cumhuriyettir.
    Kuvvet birdir, egemenlik ulusundur. Türk Ulusu’nun yönetim şekli, kuvvet birdir esasına dayanır. Egemenlik birdir ve bağsız, şartsız ulusundur…
  • Özgenlik, eşitlik, dokunulmazlık ve mülkiyet hakkı…(Açık bir şekilde açıklanmıştır)
İkinci kısımda ise Altı Ok ana vasıflar olarak belirtilmişti. Bu ana vasıflar şu şekilde tanımlanmıştır:
Cumhuriyetçilik: Parti; ulus egemenliği ülküsünü en iyi ve en sağlam surette imsileyen(benimseyen) ve taplayan(kabul eden) devlet şekli cumhuriyet olduğu kanığdır(kanısındadır). Parti bu sarsılmaz kanaatle, Cumhuriyeti her türlü tehlikeye karşı bütün araçları ile korur.
Ulusçuluk: Parti, ilerleme ve gelişme yolunda uluslararası değerlerde ve ilgilerde Türk sosyetesinin, çağdaş uluslarla yan yana ve bir uyumda yürümekle beraber, ikinci maddede izah olunduğu üzere kendine özgü ıralarını(karakter) ve erkin benliğini korumayı esas sayar.
Halkçılık: İrade ve egemenlik kaynağı ulustur. Bu irade ve egemenliğin, devletin yurttaşa ve yurttaşın devlete karşı olan ödev ve yükümlülüklerini yerine getirmesi için kullanılması partinin başlıca prensiplerindendir. Kanun karşısında saltık bir eşitlik kabul eden ve hiçbir ferde, hiçbir aileye, hiçbir sınıfa, hiçbir cemaate ayrılık tanımayan yurttaşları halktan ve halkçı kabul ederiz…
Devletçilik: Devletin ekonomik işleri ile ilgisi fiili surette yapıcılık olduğu kadar özel girişimlere önem vermek ve yapılmakta olan işleri düzenlemek ve kontrol de etmektir…
Laiklik: Parti, bütün kanunların, tüzüklerin ve usullerin yapılışında ve taplanışında(uzlaşımında) en son ilim ve teknik esasları ile asrın ihtiyaçlarına uyulmasını prensip kabul etmiştir. Din, bir vicdan işi olduğundan parti; dini, dünya ve devlet işleri ile siyasadan ayrı tutmayı ulusumuzun çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan sayar.
Devrimcilik: Parti, devlet yönetiminde tedbir bulmak için dereceli ve evrimsel prensiple kendini bağlı tutmaz. Ulusumuzun sayısız özverilerle başarmış olduğu devrimlerden doğan ve olgunlaşan prensiplere bağlı kalmak ve onları korumak parti için esastır.
İşte Kemalizm bu değerler üzerinde yükseliyor ve bu prensipleri temel alarak devrimi yürütüyordu. Burada bu olgulara kısaca ama tek tek değinmekte fayda var.
Altı Ok dışındaki belirtilen ve üzerinde ayrıca durulan prensipler Kemalizm için hayati önem taşımaktadır. Kemalizm bir ulus devrimi gerçekleştirmiş ve bir ulus devlet kurmuştur. Bu açıdan ulus tanımının saptırılması, farklı anlamlar yüklenmesi Türk Devrimi için bir yıkım oluşturur. Aynı şekilde üniter bir yapıya sahip olan Türkiye Cumhuriyeti vatanıyla ve ulusuyla bölünmez bir bütündür. Herhangi bir şekilde özerklik ya da ayrılma üniter yapıya ve dolayısıyla Türk Devrimi’ne zarar verir. Yine bir diğer prensip olan egemenliğin hiçbir bağ ve şart olmadan ulusa bırakılması çok önemlidir. 600 yıllık saltanata son vermiş Türk Devrimi mücadelesini başından beri kongreler ve meclis eliyle yürütülmesi ile sürdürmüş ve başarıya ulaştırmıştır.
Altı Ok’u tanımlarken seçilen sözcükler ve yapılan tanımlar ince mesajlar vermektedir.
*Cumhuriyetçilik: Bu ilkeyi açıklarken kullanılan “… Cumhuriyeti her türlü tehlikeye karşı bütün araçları kullanarak savunur.” tanımı önemli noktalara dikkat çeker. İlki cumhuriyetin Türk Devrimi için vazgeçilmez olduğudur. Kemalizm’e benzetilmeye çalışılan birtakım fikir akımlarından burada ayrılır Kemalizm. Cumhuriyetin ve dolayısıyla şartsız ulus egemenliğinin ana temellerden biri olduğunu görüyoruz. Diğer nokta ise bütün araçların kullanılarak savunulması kısmıdır. Buna benzer bir tanımı yine Ulu Önder’in Bursa Nutku’nda görüyoruz: “Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.” Bu iki örnek bize şartlar ne kadar zor olursa olsun bütün kurumlarımız ile düşüncelerimize ve prensiplerimize uygun her yolu deneyerek korumamız gerektiğini anlatıyor.
*Ulusçuluk: Kullanılan çağdaş uluslar kavramı bugün Kemalizm’i kasıtlı olarak farklı bir yöne çekmek isteyen kişilerin kullandığı “batıcılık” ve “batılılaşma” kavramlarına karşı açık bir tez. Türk Devrimi batılılaşmayı değil çağdaşlaşmayı savunur. Bugün emperyalizmi Batı’nın temsil ettiğini unutmamak da fayda var. Ayrıca kendi benliğini korumak tanımı da oldukça önemlidir.
*Halkçılık: Türk Devrimi’nin sloganlarından olan “sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış toplum” yukarıda yapılan tanımı tamamlar niteliktedir. Ayrıca yurttaşın devlete, devletin yurttaşa karşı ödevlerini yerine getirmesinden bahsederek karşılıklı iletişimden söz etmesi yine kilit noktalardan biridir. Yani Kemalizm’e göre ne salt olarak halk devlet için vardır ne de devlet halk için vardır. Halkçı bir yapı ancak iki yapının karşılıklı işlemesi ile oluşur.
*Devletçilik: Devletin fiili olarak yönetmesi yanında özel girişimlere de fırsat tanıması ve kontrol etmesini içine alıyor. Kontrol sözcüğü kullanılarak özel sektöre kapısı sonuna kadar açık bir alan değil devletin istediği şartlarda, isteği doğrultusunda çalışma alanı verildiği açıkça vurgulanmış. Devletçilik tanımı ise Kemalizm’de kısaca şöyle tanımlanabilir daha iyi anlaşılması açısından: Halkın refahı ve iyiliği gözetilerek devlet ile birlikte devlet kontrolü altında önceliğin yerli sermayede olması koşulu ile özel girişimlerin çalışabilmesi.
*Laiklik: “…En son ilim ve teknik esasları ile asrın ihtiyaçlarına uyulmasını prensip kabul etmiştir” tanımı aklı, mantığı ve bilimi temel almanın laiklik içinde değerlendirilmesi gerektiğinden bahsederek aslında laikliğin yarım ağızla söylenen “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması” söylemini çürütmektedir. Muammer Aksoy, Laikliğe Çağrı’nın ilk sayfasında şunları söylemektedir: “Hukuk ve devlet düzeninin akla ve çağdaş bilime dayanmasını sağlayan laiklik ilkesi, yüzyıllar boyu şeriat kurallarının egemen olduğu bir imparatorluğun mirasçısı yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde, Batı’da taşıdığından çok daha kapsamlı bir anlama ve işleve sahiptir. Atatürk’ün ve Türk anayasalarının benimsediği laiklik ilkesi bir yönü ile kişilerin vicdan ve ibadet özgürlüklerini güvence altına alırken öteki yönü ile de Türkiye Cumhuriyeti bakımından özel bir anlam ve olağanüstü bir önem taşıyan “toplum düzeninin akla, bilime ve halkın istencine dayanması kuralına güvence kazandırmıştır.” Yine aynı maddede belirtilen “…dini, dünya ve devlet ile siyasadan ayrı tutmayı…” kısmı sadece din ve devlet işlerini değil siyaseti de dinden uzak tutmak gerekliğinden bahsediyor. Yani din ve dünyevi(dünyaya ait tüm işler) işlerin birbirinden ayrılması ile dinin vicdani bir olay olduğu hatırlatılıyor.
*Devrimcilik: Bu maddedeki ilk cümle ile dogmalardan uzak olduğunu, gelişen süreç ile değişebileceğini vurgularken ikinci cümle ile bu değişimlere ayak uydurarak ortaya çıkacak prensiplere uymamızdan bahseder. Bu nokta önemlidir çünkü Kemalizm diğer ideolojiler gibi dogmalara, kesin hükümlere sahip değildir ve bu yönünü yukarıdaki tanımı ile ispat eder.
Kemalizm, Altı Ok ve prensipleri ile bir bütün olarak Türk Devrimi’nin ideolojisini oluşturur. Hiçbir şekilde değişmez doktrinlere sahip değildir. Kemalizm’in tüm prensipleri deneme yanılma yoluyla değerlendirilmiş ve günün gelişen ve değişen şartlarına göre tavır alabilmiştir. Bu yüzden hala ayaktadır.
Sefa Uyar

 

CEVAP VER