Yunus Nadi’nin Bolşevikler Hakkındaki Görüşleri – Semyon İvanoviç Aralov

0
744
RSFSC yeni Türkiye’nin samimi ve çıkar gözetmeyen dostudur.
Yunus Nadi, konuşmamızda, Türk ulusal kurtuluş hareketi taraftarlarının, daha hareketin doğuşu sıralarında, Sovyet Rusya’nın, yeni Türkiye’nin hiçbir çıkara dayanmayan candan dostu olduğunu anladıklarını bana söylemişti. Türk gazetecisi, şöyle konuşmuştu, “Biz, genç Sovyet hükümetinin Doğu’daki milli hareketlere yardım ettiğini duyuyorduk. Sovyet hükümetince yayımlanan, Türkiye’nin paylaşılmasıyla ilgili Çarizmin gizli anlaşmaları, Çarlık Rusyası’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin, İtalya’nın, Türk halkına karşı besledikleri emperyalist emelleri açığa vurdu.”
Yunus Nadi sözlerine şöyle devam etmişti, “İttihatçıların, memleketin kanını, canını, zenginliğini Alman emperyalizmine sattıkları bizim için elbette apaçık bir şeydi. Osmanlı devletinin o zamanki idarecileri, başta Sultan olmak üzere, Türkiye’yi, İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların ve Yunanların egemenliğine teslim ettiler. Çiçerin çok doğru söylüyor: Memleketin kurtuluşu bizim elimizdedir, bizzat kendi elimizde. O, emperyalizmle savaşmak için Türkiye ile Rusya’nın güçlerini birleştirmelerini teklif etti. Sovyet hükümetinin Türk halkına seslenişi, bizi çok duygulandırdı ve canlandırdı. buna karşılık da bizim gericileri kudurttu. Biz, Türk Milli Kurtuluş Savaşı idarecilerinin, Sovyet Rusya ile, Bolşeviklerle dostluk ilişkileri kurması gerektiğini anladık.”
Yunus Nadi, Batılı devletlerin o yıllarda Milli Kurtuluş Savaşı idarecilerini “Bolşevizm tehlikesi” ile korkutmaya çalışarak, nasıl Sovyet Rusya’ya karşı düşmanca bir propaganda yürüttüklerini anlattı. Yunus Nadi Bey sözlerine devam ederek,
“Ama bu tehditler bizi korkutmadı ve korkutmuyor” dedi, “Birinci Dünya Savaşı sonunda biz Türkler, İtilaf Devletlerince kelimenin tam anlamıyla dize getirilmiştik. Rusya’daki devrim ve İtilaf Devletlerinin bize saldırışı, emperyalizmin, Doğu halklarının yağma edilmesinde, ezilmesinde oynadığı rol üzerine gözlerimizi açtı. Siz Denikin ordularını ve onların müttefiklerini bozguna uğrattığınız zaman, biz başarınızla övünmüş ve bu başarınıza sevinmiştik. Beyazları Odesa’dan denize döktüğünüz zaman da size hayranlık duymuştuk. Milli Kurtuluş Savaşı idarecileri, birçok seferler, Türk halkının emperyalistlere karşı savaşında, sizlerden bir yardım görmenin mümkün olup olamayacağını anlamak için Bolşevik Rusya’ya gitme çarelerini aramışlardır. Mustafa Kemal, Bolşevik Rusya ile yapılacak bir anlaşmanın, Türkiye’nin özgürlüğünü sağlamaya yardımı dokunacağına kesin olarak inanmıştı.”
Yunus Nadi, Anadolu Türkiyesi’nin silahlı mücadelesinin, Sovyetler ülkesinde iç savaş yıllarında geçen olaylarla birçok noktada ortak bir karakter taşıdığını söyledi.
Yunus Nadi’nin sözleri üzerinde böylesine ayrıntılı olarak durmamın sebebi, Sovyet hükümetinin Doğu halklarına seslenişinin, Türk ilerici çevrelerinde ne büyük bir etki yaptığını göstermek içindir. Bu, Lenin’in ulusal sorun politikasının pratikteki haliydi.
Sovyet-Türk dostluğuna karşı mücadelede Enver Paşa’nın rolü
Bu bağlamda, eski İttihatçılar partisi elebaşısı Enver Paşa’nın oynadığı rolü hatırlatmaya değer. Enver Paşa, İngilizlere Arabistan’da kum çölü bırakmak, Türkistan’da da Cengiz Han imparatorluğu tipinde bir Orta Asya imparatorluğu kurmak planıyla dolaşıyordu. Enver Paşa bu amacına erişmek için bir “İslam Ordusu” kurmak niyetindeydi. Bu tasarısını maskelemek için de “komünizm yanlısı” olarak görünmeye çalışmış ve doğrusu başarısız olmuştu. 1920 yılı Eylül ayının ilk günlerinde Bakû’de toplanan Doğu Halkları Kongresi’nde, Enver Paşa’nın isteği üzerine, kendisinin kaleme aldığı bir “deklarasyon” okunmuştu. Enver Paşa bu deklarasyonda, Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’dan yana katılmasını haklı göstermeye çalışıyordu. Deklarasyonda ileri sürülen iddialara göre İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’nın Türkiye’yi esaret altına almak, mahvetmek isteklerine karşı, Almanya hiç değilse Türkiye’ye yaşama hakkı tanıyacaktı. Enver Paşa, kongrede, Sovyet Rusya’nın dostu olduğuna yeminler etmişti.
Bu azılı maceracı, isteyerek veya istemeyerek, “deklarasyon”unda Türkiye’nin emperyalizmle savaşmak zorunda olduğu, Doğu halklarının Sovyet Rusya’ya umutla baktıkları gerçeğini söylemişti. Ama, Bakû kongresi delegelerinin anlattıklarına göre, Enver Paşa, gerçekte Biçherov KAzaklarının ve çarlık generallerinin yardımıyla, Sovyet iktidarını devirmek için Dağıstan’da karşı-devrimci bir ayaklanma örgütlüyordu. Enver’in arkadaşları Jön Türklerden İzzet Paşa ve Halil Paşa, Taman emekçilerine karşı harekâtta bulunmak için Dağıstan’a gitmişler, Bolşevikleri tutuklayıp aul’ları (mezarları) ve köyleri yakmışlardı. Ama, dağlı yoksul köylüler, Biçerahovcularla Türk karşı-devrimcilerinin saldırısını püskürttüler, Dağıstan şehirlerini kurtardılar ve Kızıl Ordu ile birleştiler.
Semyon İvanoviç Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları
Fotoğraf: (üst sıra, sağdan sola) Yunus Nadi Bey, Saib Bey, Kılıç Ali Bey, İhsan Bey, Ali Bey, Ali Bey, (alt sıra, sağdan sola) Ruşen Eşref Bey, Yahya Kemal Bey, Hamdullah Suphi Bey, Ağaoğlu Ahmet Bey, Ziya Gökalp Bey.

CEVAP VER