Mücadele Bayrağını Devralmalı – Ahmet Ayçiçek

0
737

1990’lı yıllarda Kemalist aydınların hain saldırılarla şehit edilmesi, Türkiye’de fikirsel anlam da bir boşluk yarattı. Bu boşluğun bedeli ise ülkemiz için ağır oldu. Karşıdevrim ataklarına karşı toplumu uyararak harekete geçiren aydınların katliamı, emperyalizmin dilediğince at oynatmasına ve gündemi yönlendirmesine sebebiyet verdi. Gericiler ve bölücüler palazlanırken Kemalizm çarpıtıldı. Öyle ki emperyalizme karşı verilen milli mücadeleden doğan Kemalizm terimi neredeyse putçulukla eşanlamlı hâle getirildi.

Emperyalizm, Kemalist aydın katliamından sonra oluşan boşluktan faydalanarak Can Dündar gibi soytarıları topluma aydın kisvesi altında sundu. Cumhuriyet gazetesi gibi Atatürkçü çizgideki yayın organları bile karşıdevrimcilerin kontrolüne geçti. Vatanseverlerin elindeki birkaç yayın organını saymazsak toplumu yönlendiren propaganda organları gericilerin yahut bölücülerin yani dolaylı olarak emperyalizmin kontrolünde…

Bugün Kemalist ideolojiyi bile Kemalistlerden çok Kemalist ideolojinin karşısında mevzilenenler yazıyor. Murat Belge, Abdurrahman Dilipak, Taha Akyol ve daha niceleri hepsi Kemalizm’in teorisyeni oldu çıktı. İnternete Kemalizm yazınca fesli soytarının saçmalıkları çıkıyor. Derin Tarih dergisi yahut aynı ayardaki yayın organları cumhuriyet kazanımlarını sulandırmaya dönük manşetler atıyor, bizler de olayın öyle olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Emperyalizmin yarattığı gündem de figüran oluyoruz.

Onlar bulundukları konum itibariyle devrimlere saldıracaklar, peki biz ne yapacağız ? Onların belirlediği gündem de figüran mı olacağız yoksa gündemi belirlemeye dönük adımlar mı atacağız ? Bugün bizler, devrim şehitlerimizden miras kalan mücadele bayrağını devralmak ve gündem yaratmaya dönük adımlar atmak mecburiyetindeyiz. Gün: Muammer Aksoy olup örgütlenmenin, Uğur Mumcu olup yazmanın kısacası mücadele bayrağını devralmanın zamanıdır.

İlk olarak; Kemalizm’i anlatan eserler vermek durumundayız. Köşe yazılarının yanında, Akademisyenlerin oluşturacağı komisyonların oluşmasına öncülük ederek, Kemalizm’i bilimsel olarak anlatan editöryal kitaplar hazırlamak, konferans ve sempozyumlar düzenleyerek Kemalist tartışma ve fikir üretimini artırmalıyız. Bugün internete “kemalizm” yazan karşıdevrimcilerin eserleriyle karşılaşıyor, çünkü Kemalistler, Kemalizm’i yazmıyor. Doğa boşluk kabul etmez. Bu boşluğu biz doldurmazsak birileri elbet doldurur. Bizlerin artık bu boşluğu doldurması gerekli, gerek kuramsal olarak gerekse bilale anlatır gibi akıcı cümlelerle Kemalist ideolojiyi yazmak ve fikirsel tartışmayı artırmak durumundayız.

Tarih, siyaset, ideoloji, bilim başta olmak üzere farklı başlıklarda dergiler yayınlayarak, düşünce üretmeli gündemi farklı sahalarda bizler belirlemeliyiz. Bu yayın organları üzerinden ülkedeki fikirsel tartışmalara yön vermek zaruriyetindeyiz. İlk bakışta birkaç derginin ne etkisi olacak sorusu sorulabilir ama 1950’lerde Demokrat Partinin tüm baskılarına rağmen dönemin aydınlarının verdiği mücadele unutulmamalı. Dönemin aydınları tarafından yazılanlar ihtilal sonrası hazırlanan anayasa maddelerini oluşturdu. Keza Derin Tarih dergisinin tarihi olayları çarpıtarak kapağına taşıdığı bir konunun topluma nasıl etki ettiği ve sosyal medya da tartışıldığı unutulmamalıdır. Kemalistler olarak fikirsel tartışmalara yön verip topluma etki edemediğimiz sürece verilen mücadele hep bir parça eksik kalacaktır.

Ekonomiden eğitime, sağlıktan teknolojiye hemen her alanda çalışmalar yaparak çözüm önerileri ortaya koymalı ve halkın tamamının sorunlarına çözüm olacak güncel bir Kemalist program yazmalıyız. Mevcut siyasi partilerin programları ufak tefek değişikliklerle beraber kopyala -yapıştır yapılarak hazırlanmış ve yazmak için yazılmış programlar. Halka somut olarak çözüm önerileri sunan bir parti programı yok. Bu noktada Kemalistler olarak halkın sorunlarına somut çözümler getiren bir program hazırlamamız gerekli. Bunun için sinema sektöründen kadın haklarına, bölgesel olarak çiftçinin sıkıntılarından eğitim alanına kadar toplumun tamamının kendi sorunlarına çözümler bulabileceği bir program için kolları sıvayarak her bir alanla ilgili çözümler yaratan program hazırlamamız ve bu hazırlanan programı da bilimsel makaleler ve sempozyum bildirilerine ek olarak bizzat halka inerek, halkla konuşup tartışarak ve halkın görüşlerine yer vererek hazırlamak durumundayız. Unutmamak gerekir ki, halkın desteğini arkasına alamayan hiçbir hareketin başarı şansı yoktur.

Bugün vatanın dört bir yanında tıpkı yüzyıl öncesinin Kuva-yi Milliye teşkilatları gibi Kemalist gruplar doğuyor. Benzer şartlarda, aynı kaygı ve hedeflerle doğan bu Kemalist gruplar dağınık olmaları hasebiyle Türk siyasetine yön verebilecek etkiyi gösteremiyor. Eksik kalıyor. Birleşmeden zafere varılamayacağını tarih bizlere bir çok kez göstermiştir. Bu örneklerden hafızalarda en taze kalanı ise Türk ulusunun, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde verdiği ulusal kurtuluş mücadelesidir. Birleşmeden dağınık ve örgütsüz yapılarla menzile varılamaz. Dereler birleşip koca bir nehir olmalı ve tüm ülkeyi sararak aydınlatmalıdır. Teorik ve pratik olarak kendisini geliştiren Kemalist kadrolar olarak birleşmek mecburiyetindeyiz.

İdeolojileri başarıya götüren iki temel noktadan biri program ise diğeri teşkilattır. Bunlar olmadan verilecek mücadele laf-ı güzaftır. Kemalistlerin ise artık boş laflarla, sloganik söylemlerle kaybedecek bir dakikası bile yoktur.

Gün mücadele bayrağını devralarak çağdaş bir Türkiye yaratma ülküsüyle yek vücut halinde yürüme günüdür.

CEVAP VER