Gerilla Hakkında Hatıra – Afet İnan

0
764

Benden başka henüz kimse yoktu. Birkaç cümlelik bir konuşmadan sonra, uzunca bir sessizlik başladı.

Bu sırada ben Vahdettin’in Sadrazamını inceliyordum. Bir aralık saatine baktı, “Acaba nerede kaldı?”dedi.

-Birine mi intizar buyruluyor, dedim. Evet … Cevat (Çobanlı) Paşa hazretleri geleceklerdi.”
Yine sessizlik başlıyor. Birkaç dakika sonra Cevat Paşa geliyor. Sadrazam, iki davetlisiyle birlikte yemek salonuna geçiyor.

Sofrada bu üç kişinin üçü de önlerine bakıyorlar. Acaba ne düşünüyorlardı? Yeni tarihin geliştirdiği olaylara göre, Sadrazam Damat Ferit Paşa, dünyayı, Türkiye’yi, Türk ulusunu asla tanımamış … Fakat efendisi Sultan tarafından, yüksek Türk topluluğunu yönetmek için kendisine verilen görevin ağırlığı altında duygusuz.

Hatırladığıma göre birbirimizin dikkatle yüzlerimize bile bakmıyorduk. Kendi kendime, benimle konuşacağı konuları hizmet edenlere dahi duyurmamak için susmakta olduğuna karar veriyordum.

Bu odada işitilen ses, yalnız tabak, çatal ve bıçaklar değiştikçe, hizmet edenlerin beceriksizliği yüzünden meydana gelen gürültü…Yemek bitiyor. Ortasında genişçe bir masa bulunan dar bir odaya geçiyorlar. Henüz ayakta dururken, Sadrazam şöyle konuşuyor: – Bir harita getirtsek de Müfettiş Paşa onun üzerinde bana izahat verse.

Masanın üstüne bir harita açılıyor. Anlaşılan odur ki Sadrazam, haritayı daha evvel hazırlatmıştır. Kiepert’in atlası içinden Anadolu paftası bulunuyor. Damat Ferit, Mustafa Kemal, haritanın başında karşı karşıya, Cevat Paşa da Mustafa Kemal’in yanında.

Mustafa Kemal, Damat Ferit’e soruyor: -Ne nokta-i nazardan izahat talep ediliyor?

-Mesela, diyor; Samsun havalisinde ne yapacaksınız?

Lakin Samsun havalisinde yapılması istenen iş, o havali Türklerinin başladığı gerillayı bastırmaktır.

Mustafa Kemal anlattıklarına göre konuşmalar şöyle devam etmişti: “Bu soruya doğru cevap vermek benim için güçtü, bunu itiraf ederim, fakat hiç tereddüt etmeden ağzımdan kelimeler döküldü: ‘Efendim, İngiliz raporlarında meselenin biraz mübalağalı olduğuna hükmediyorum. Fakat ne de olsa, yerinde yapılacak tetkiklerden sonra, icap eden en iyi tedbirler bulunabilir. “Merak buyurmayınız” dedim.

Bu sözlerden sonra Mustafa Kemal, Cevat Paşa’nın gözlerine bakıyor; aynı zamanda Sadrazam da, gözlerini General’e çevirmiş bulunuyor ve ona: -Ne dersiniz? diye soruyor.

Cevat Paşa, çok tabii bir tavır ve lisanla: Öyledir efendim, diyor. Böyle işler mahallinde [yöresinde] hallolunur. Şimdiden kati ne söylenebilir?

Hiç memnuniyet göstermeyen Sadrazam’ın kafasında daha büyük bir endişeyi ifade edecek olan soru, sanki ifade olunabilmek için şekil arıyordu.
Birden oldukça heyecanlı bir ses ile soruyor: Pekala siz bana harita üzerinde kumandanızın şamil olduğu [kapsadığı] mıntıkayı gösterir misiniz?

Mustafa Kemal, Sadrazam’ın kuşkulandığı noktayı derhal keşfetmişti. Cevap veriyor: Efendim henüz ben de pek iyi bilmiyorum.

Belki takriben (harita üzerine elini koyarak) ihtimal şu kadar bir parça… diyerek bazı vilayetleri eliyle sınırlıyor. Bu defa daha anlamlı bir şekilde Cevat Paşa’ya bakıyor, O da, Sadrazam’ın kuşkusunu anlamıştır. Mustafa Kemal elini haritadan kaldırırken, Cevat Paşa ilave ediyor:

Efendim mıntıkanın ehemmiyeti yoktur. Paşa, bittabi o mıntıkadaki kuvvete kumanda edecektir. Zaten nerede kuvvet kaldı ki?

Cevat Paşa cümlesini tamamlarken durumun hiç de önemli olmadığını ima etmek ister bir tavırla, haritanın bulunduğu masadan uzaklaşır gibi oluyor.
Mustafa Kemal içinden Cevat Paşa’ya teşekkür ediyor. Generalin bu sözleri Sadrazamı tatmin etmiş görünmektedir. Her biri birer koltuğa çekiliyor.

Sadrazam, Mustafa Kemal’e soruyor: Ne vakit hareket edeceksiniz?
-Ne vakit emir buyruluyorsa, ben harekete hazırım
-Zat-ı Şahane’yi [padişahı] ziyaret ettiniz mi?
-Hayır irade buyrulmadı.
– İrade buyruldu. Ben tebliğ ediyorum. Yarın kendilerini ziyaret ediniz.

Ayrılmak zamanı geliyor… Aralarından birini arkalarında bırakarak sokağa çıkan iki davetli, Mustafa Kemal ve Cevat Paşa kol kola yürüyorlar, gecenin karanlıkları içinde… Nişantaşı Caddesi’nin yaya kaldırımı üzerinden Teşvikiye’ye doğru sıkı adımlarla ilerleyen bu iki arkadaştan biri ötekine, pek samimi bir lisanla soruyor:

-Bir şey mi yapacaksın Kemal?
-Evet Paşam, bir şey yapacağım…
-Allahmuvaffak etsin!
-Mutlak muvaffak olacağız!

Afet İnan

Atatürk Hakkında Hatıralar Ve Belgeler, İş Bankası Yayınları

CEVAP VER