Türk Elektronik Müziği’nin Öncüleri – Burka Bayram

0
3699

Elektronik müzik denilince akla gelen ilk ülkelerden biri olmadığımız aşikar ama 20. yüzyılda dünyada elektronik müziğin gelişmesi ve bu parlak günlerine gelmesinde özellikle iki türk müzik insanının, Genç Türkiye Cumhuriyet’in taze kıvılcımları, Bülent Arel ve İlhan Mimaroğlu’nun isimlerini anmadan olmaz. Onların açtığı yolda “vay be zamanında memlekette adamlar neler neler yapmış” diyeceğiniz onlarca değer yetişti, bu değerler de Türkiye’de elektronik müziğin sinemadan televizyona, radyoya ve sahne sanatlarına kadar geniş bir yelpazede yayılmasını sağladılar. Bildiğiniz üzere yeri geldi elektronik müzik Anadolu kültürü ile harmanlandı, yeri geldi haberlerde ve sinemada jenerik veya fon müziği olarak kullanıldı.

Ben de dedemin komşusu ve yakın dostu olan bir başka elektronik müzik dehası Gökçen Kaynatan ile başlayan Türk elektronik müzik tarihi merakımdan yola çıkarak, ufak bir müzik listesi eşliğinde bu iki enteresan kişiliği hem başarılarıyla hem de yeri geldiğinde hayal kırıklıklarıyla beraber tanıtmak istedim.

bulent2

İlk olarak öncü olarak kabul ettiğim Bülent Arel’den bahsetmek istiyorum. 1959 yılında aldığı iki yıllık bursla Amerika’ya giden Ankara Devlet Konservatuvarı çıkışlı bu genç müzik insanı, dünyanın ilk elektronik müzik laboratuvarlarından biri olan Columbia-Princeton Elektronik Müzik Merkezi’nin kuruluşundaki öncü isimlerden biri oldu ve elektronik müziğe akademik bir perspektif kazandırılmasının yolunu açtı. Bu süreçte hem onlarca beste yaptı hem de elektronik müziğin gelişmesi için var gücüyle çalıştı. Çalışmalarını tamamladıktan sonra, 1962 yılında Türkiye’ye döner dönmez deneyimlerini ve bilgilerini ülkemizin gençlerine aktarmak istediyse de işler tam istediği gibi gitmedi ve ODTÜ’de bir elektronik müzik merkezi kurma hayalini ne yazık ki gerçekleştiremedi. 1965 yılına kadar Ankara Radyosu Müdürlüğü yaparken bir yandan da Gazi Üniversitesi’nde deneyimlerini genç öğrencilere aktarmayı sürdürdü. 1965 yılında ise ODTÜ’den beklediği laboratuvar teklifi ne yazık ki Yale Üniversitesi’nden geldi ve böylelikle öncü müzik insanı Bülent Arel, elektronik müzik laboratuvarı kurma hayalini bu teklif üzerine Amerika’da gerçekleştirdi… Başarılı çalışmalarının, bestelerinin, yenilikçi yöntem ve icatlarını aralıksız olarak gerçekleştirmeyi sürdüren ve adının başına da profesör ünvanı alan Arel, New York Devlet Üniversitesi’nde elektronik müzik üzerine dersler vermeye devam etti ve ölümüne kadar da yaşamını Amerika’da sürdürdü.

ilhan

Bir diğer besteci İlhan Mimaroğlu ise soyadından ele verdiği üzere meşhur mimarımız, Mimar Kemaleddin’in oğlu. Bülent Arel’den yedi yaş küçük olan Mimaroğlu, 1945 yılında Galatasaray Lisesi’ni ardından da Ankara Üniversitesi Hukuk bölümünü bitirse de kariyerini müzik üzerine şekillendirmeye karar verdi. Bülent Arel gibi iki yıllık bursla Amerika’ya gitti, Columbia Üniversitesi’nde ünlü müzikolog Paul Henry Lang ve besteci Douglas Moore’dan dersler aldı. Bir yandan müzik eleştirmenliği yaparken bir yandan da The Record Hunter adlı plak şirketinde çalıştı. 60’lı yıllarda Vladimir Ussachevsky önderliğinde, Bülent Arel’in öncülüğünde kurulan Columbia-Princeton Elektronik Müzik Merkezi’nde, dönemin avant-garde elektronik müzik bestecileriyle beraber çalıştı, yetmedi Ingram Marshall başta olmak üzere pek çok yetenekli elektronik müzik bestecisi yetiştirdi. 1967’de ise birçok müziksever tarafından tanrı gözüyle bakılan John Cage ve Luciano Berio ile “Electronic Music” adında bir albüm yayınladı. Bunca başarı üzerine tahmin edileceği üzere yolu günün birinde New York’ta Ertegün kardeşlerle kesişti. 1971 yılında Atlantic Records himayesinde, Finnadar Records adıyla kendi plak şirketini kurdu ve yine aynı yıl Freddie Hubbard ile kült olan ortak çalışmalarını yayınladı. Bir dönem Fransız Devlet Radyo’sunun daveti üzerine Müzik Araştırmaları Merkezi’nde çalışmalarını sürdüren İlhan Mimaroğlu, takip eden yıllarda da meşhur Fransız ressam ve heykeltıraş Jean Dubuffet ile çalışma fırsatı yakaladı. Aynı dönem İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin Satyricon filminin müziklerini yaptı, hatta dikkatli dinlerseniz filmin 31. dakikasında çalan müzikte “denizlerimiz var, güneş içinde, ağaçlarımız var, yaprak içinde, sabah akşam, gider geliriz, denizlerimizle ağaçlarımız arasında, yokluk içinde.” dizelerini duyabilirsiniz. 

Mimaroğlu’nun bütün bu çalışmaları dışında önemli bir yazar ve müzik tarihçisi olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Yurtdışındaki yazılarının içeriğinde sürekli olarak çağdaş Türk müzisyenlerini tanıtmaktan geri kalmayan Mimaroğlu, 1992 yılında Aydın Esen’in yeni çıkan plağı üzerine yazarken özellikle şu cümleleri vurgulamıştı:

“Aydın Esen’in Columbia’da çıkan ‘Anadolu’ plağı, son yılların en başarılı caz plakları arasında sayılmaya değer. ‘Anadolu bir duygudur, bir varlıktır, benim bir parçamdır’ diyor Aydın Esen.”  (Doğan Hızlan’ın hafızasına ve arşivciliğine teşekkürler)

Kendisi dünya genelinde kabul görmüş ve sayılan bir müzik insanı olsa da Türkiye’yi asla unutmamış ve yazılı yayınlara çok önem vermiştir. Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde düzenli olarak yazmasının yanı sıra 1956-1999 yılları arasında ise tam dokuz kitap yayınlamıştır, içlerinden “Caz Sanatı”, Türkiye’de caz üzerine yazılmış ilk eser olma niteliği taşımaktadır, “Müzik Tarihi”, “11 Çağdaş Besteci”  ve “Elektronik Müzik” kitapları ise müzikologlar için adeta kılavuz niteliğinde eserlerdir. 

Yazımı sonlandırmadan önce sanırım son olarak şunu söylemek zorundayım; müzik üzerine okumanın en sıkıcı yanının bahsedilen müzikleri dinleyememek olduğunu defalarca kez bizzat kendim tecrübe ettim… O yüzden de yazımı hem Bülent Arel hem İlhan Mimaroğlu’nun yaratıları üzerine fikir sahibi olmanız hem de etkiledikleri diğer müzisyenlere bir göz atmanız için ufak bir liste ile sonlandırmak istedim. Ayrıca elektronik müziğin bu iki büyük ustasını saygıyla selamlıyorum, bütün emekleri için ayrı ayrı teşekkürler!

Bülent Arel – Electronic Music No. 1 (1960)

İlhan Mimaroğlu – Agony (1967)

Gökçen Kaynatan – Evren & Sihirbaz (1973)

Metin Alatlı – Gül Ağacı Değilem (1974)

Bonus 1: Murat Ses – Ağrı Dağı Efsanesi Prova Kaydı

Bonus 2: Daha önceden yapmış olduğum bir mix, ilk Türk elektronik müzik denemelerinden elektronik müziğin Anadolu Saykodelik Müziği’ne entegrasyonuna uzanan kronolojik bir müzik tarihi yolculuğu.

 

Burka Bayram

 

CEVAP VER